☬ KUZGUNUN KALBİ | 24

323 45 52
                                        

-24-

Eski bir efsaneye göre kuzgun ölümün habercisidir. Ama bu hikâyede sadece ölümün habercisi değil, kendisiydi. Ve aynı efsaneye göre kuzgunlar ölümü taşır; kanatlarında değil, bakışlarında.

Demokan

Her seferinde aynı görüntü. Asena'nın ölmeden önce son kez hayal kırıklığıyla bana bakışı. Gözleri doluyor, acı içinde bana bakıyor. Sonra silah sesi.

İrkilerek uyandım. Yine aynı koltukta uyuyakalmıştım. Kulağımda son dört aydır çınlayan o silah sesiyle kendime geldiğimde nefesimin kesildiğini hissettim. Gözlerim hemen önümdeki sehpada bir yudum su ararken arkamdan o tanıdık sesi duydum.

"Abi iyi misin?" Arkama döndüğümde konuşan Göktan'dı. Yanında da endişeden alnı kırışmış Hamza duruyordu. Yutkunduğumu gören Göktan hızlı adımlarla hemen yanındaki mutfağa girip bir bardak su getirdi. "Yine aynı kâbus mu?" diye sorduğunda ne diyeceğini bilemedim.

Suyu içtikten sonra başım güçsüzce önüme düştü. Dört aydır günde neredeyse dört saatten fazla uyumuyordum. Uykusuzluğa alışıktım ama uyumaya çalışırken zihnimi meşgul eden seslere ve o sesleri tamamlayan hayalî görüntülere alışık değildim.

Hamza'nın soru gibi çıkan "Komutanım?" kelimesiyle bakışlarım yeniden onlara döndü. Benim için endişelenen dostlarıma.

Onları da bu kadar korkutmaya hakkım yoktu. "İyiyim." diyebildim sadece. Oysa bunları düşünecek kadar sağlıklı hissetmiyordum kendimi. Fiziksel olarak neyse de zihnen çökmüştüm.

O gün.

Dört ay önce o gün benden çok zor bir seçim yapmam istenmişti. İmkânsız bir seçim. Ve ben görevimi, görev arkadaşlarımı seçmiştim. Bilinçli bir seçimdi bu. Asena'ya bir şey olmayacağını biliyordum, teşkilattan bir ekibin yerlerini tespit ettiklerini ve onu kurtarmak üzere olduklarını biliyordum ama bu bile verdiğim seçimi gözümde aklamıyordu. Asena'nın gözünde de öyle.

Görev arkadaşlarıma, planıma güvenmiştim. Sonucunda ne olmuştu? Asena yoktu artık. Üstelik bu sadece duygusal bir kayıp da değildi. Onu tamamen kaybetmiştim.

Moskof'un ateşlediği silahın patladığı gün hattın diğer ucunda duyduğum sesle kaskatı kesilmiştim. Hiçbir şey göremeden telefon kapanmıştı. Duyduğum son ses ise Asena'ya doğrultulmuş silahın ateşlendiğiydi. Bunu tekrar düşündüğümde nefes alamadığımı hissettim.

Asena.

Yıllar sonra ilk defa kalbimin yeniden çarpmasına sebep olan, benim için değeri ve anlamı olan tek kadını kaybetmiştim. Moskof o olaydan sonra sırra kadem bassa da bizden kurtulabileceğini sanarak yanılmıştı. Aylardır peşindeydik ve izini bulmuştuk. Onun işi artık bitmişti. Çok yakında düzenleyeceğimiz operasyonla onu yok edecektik. Ancak bana bir cevap borçluydu. Asena'nın nerede olduğunu bana söylemek zorundaydı. Bir mezarı varsa bile... Sağ elimin parmakları gözlerime kapandı. Bunu düşünmek istemsizce gözlerimi doldursa da zihnimde o istekten vazgeçmedim. Öldüyse bile cansız bedenini görmeye hakkım vardı. Diğer türlü inanmazdım.

Olayı orada esir düşen görev arkadaşlarımdan defalarca dinlediğimde hep aynı şeyler eşlik ediyordu sözlerine. Patlayan silahla eş zamanlı nereden geldiği bilinmeyen bir sis bombası atılmış, göz gözü görmeyen saniyelerin ardından ise ne Moskof ne de Asena'nın cansız bedeni ortalarda yoktu.

Bu, bir yanımı azap dolu bir acıyla sarssa da başka bir yanım küçücük bir umutla doluyordu. O minik umut kıvılcımıyla. Eğer öldüğüne dair bir kanıt yoksa belki... Asena yaşıyor olabilirdi. Hep o umudu taşıyordum kalbimde.

KUZGUNUN KALBİBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin