~VİRAHA~

66 16 3
                                        


Esila ile kamera kayıtlarını izlemiştik beraber. O da benim gibi şaşkındı. Her yerde olabilirdi bu kişi her kimse. Çünkü çok güçlü birisine benziyordu. Kutuyu veren bir şöfördü ve ne tesadüftür ki şarkı söylemeye çıkarken bana teğet geçen adama, kapı açan bir şofördü.
"Arven tek temennim sana zarar vermemesi bu kişinin."
"Benim de tek temennim size zarar vermemesi."
"Arven hedef sensin, kendine bencillik etmeyi bırak artık lütfen." Sıkıntılı bir nefes alıp koltuktan geriye doğru yaslandım. Ne zordu yaşamaya çalışmak.
"Polise mi gitsek Arven."
"Düşündüm Esila ama yapamam. Suçluyum ben, şuan sen, ben ve Can biliyoruz bunu. Ama beni atamadıkları ne mâlum. Aramasalar bile o kameralara yakalanmışım. Yüzüm göründüyse ne yapacam ben." İtiraf etmeliyim ki korkuyordum. Daha bir tat almadım ben bu yaşantı denen nefes veren ve gerisini koyuveren hayatta.
"Haklısın Arven şuan çok kötü bir çıkmazdayız." Esila en az benim kadar tedirgindi. Onlara bu korkuyu yaşatmaya ne kadar hakkım vardı ki benim. Umarım şu çalışma yerim bir an önce açıklanırdı.

Esila ile biraz evde vakit geçirdikten sonra ben kafeye gitmek için evden çıktım. Yeni bir adrenalin isteniyorum bugün. Umarım gidio şarkıları söyler sonra döner eve giderdim. Kafenin önüne geldiğimde içeriye girdim. Henüz kalabalık değildi daha içerisi.
"Merhaba Arven nasılsın?" Kafede çalışan garsonlardan bir tanesiydi bu.
"Merhaba iyiyim teşekkür ederim ama isminizi öğrensem."
"Doğru ben Ela. Baristayım bu kafede. Geçen sefer çok güzel söyledin şarkıyı."
"Teşekkür ederim Ela."
"Ya bu akşam bir istek isteyebilir miyim senden ama Mesut bey duymasın kızabilir."
"Tabi ki isteyebilirsin biliyorsan eğer şarkıyı neden söylemeyeyim."
"Yaşlı amca, yıldızlara bak. Eğer biliyorsan bunu söylemeni isterim."
"Evet biliyorum tabi ki söylerim." Ela'nın yanından ayrılıp şarkı söyleyeceğim yere geçtim. Bugün ne Can vardı nede Esila. İkisininde işleri vardı.

Elime mikrofonu alıp kısa bir merhaba dedikten sonra şarkıya başlamıştım. Bir iki tane şarkı söyledikten sonra Ela'nın istediği şarkıya gelmiştim sıra. Kafe epey kalabalıklaşmıştı. Şarkıya girişi yaptığım sırada gözlerim tanıdık bir çift göze denk geldi. Bu kadarıda ya fazlaydı yada gerçekten İstanbul'da küçüktü. Gözlerimi adamdan çekip şarkıyı söylemeye devam ettim.

Sonuna geldik
Çocuk aklı ermez hiç
Her ayrılığa
Görmez olmasın gönül, unutmasın hikayeyi
O ahşap yazlık evi.

Şarkıyı söylerken adamla göz göze geldik. Elinde sigarası ile bir köşede oturmuş öylece dumanı içine çekiyordu. Onun oturduğu yerde bir kalabalığın olmamasıda ayrı bir havaydı. Elindeki sigarası gittiğinde küllüğe bastırıp söndürdü.

Yıldızlara bak, biz küçüktük
Demez miydin hep sevdikçe büyürsün
Gözlerini kapat biz büyüktük
Birbirimizden büyük sevdikçe küçüldük
Ve geçti zaman
Eridi sevdam

Adamdan gözlerimi ayırıp önüme döndüm. Bu kadar taciz yeterdi. Şarkıyı söyleyip gittiğinde sahneden inip teşekkür edip gideceğim sırada kalabalıktan bir kişinin sesini duydum.
"Hem ses hem kendisi güzel olur mu böyle bize de yazık." Yine saçma bir insanın güzel bir ortamı bozduğu zamandı. Kimse özgürce işini yapamayacaktı değil mi? Adamı duymamazlıktan gelip arkamı dönüp yürüdüm.
"Herkesin içinde bu hanımefendiyi yanıma davet ediyorum." Aynı adamın sesini tekrar duyduğumda bu sefer durup yönümü ona döndüm. Ne saçmalıyordu acaba? Kalabalıktan ooo nidaları yükselirken güçlü bir alkış koptu. Ne kadar utanç verici bir durumdu bu öyle. Tanığım bir çift gözlere tekrar baktım. Yeni bir sigara yakıp arkasına yaslanarak öylece ayakta bana konuşan adama bakıp sonra bana baktı. Gözlerini hiç ayırmadan. Derin bir bakışı vardı benim okyanuslarım onum toprağında boğulurdu net bir şekilde. Herkes içinde bana teklifte bulunan adama dönüp cevabını vermiştim.
"Beyefendi burası bir kafe ve şarkı söylemek için buradayım ben, insanların tekliflerini dinlemek için değil. Sizde yaktır edersiniz ki burada dinleyici sizsiniz ben değil. İstek parçanız varsa söyleyim seslendireyim ama farklı bir isteklerin yeri burası değil yanlış konumdasınız." Adam epeyce bozulmuş bir şekilde yüzüme bakarken kendine gelerek cevap verdi.
"Öyle diyorsan öyle olsun." Diyip yanında duran adamın kulağına bir şeyler söyleyip önüne döndü. Bende arkamı dönüp hızla uzaklaştım. Hayatımız boyunca böyle aptallarla uğraşmak zorundaydık kızlarım.

SİTAREHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin