18.Bölüm

357 11 0
                                    

Restorana girer girmez. Hoşgeldiniz Azad beyler havada uçuşmaya başladı. Cam kenarında bir masaya yönlendirdiler terasta bizde oturduk. Menü gelene kadar ikimiz de birbirimize bakmaya başladık. İlk başını eğen bendim. Azad ise benden daha cesurdu sohbeti başlatmak için.

"Sesin çok güzelmiş."
"Teşekkür ederim."
"Daha önce şarkı falan söylüyor muydun."
"Daha önce. Tüm bunlar yaşanmadan önce konservatuara hazırlanıyordum."
"Şarkıcı olmak istiyordun yani?"
"Yani..."
"Peki küçüklükten beri mi sonradan mı?"
"Kendimi bildim bileli. Liseyi güzel sanatlar olarak okudum zaten."
"İstanbul'da."
"İstanbul'da."

Onu onaylamam ile beraber garson menüleri getirdi. Menüyü alıp incelemeye başladım. Sezar salata görmem ile beraber ilk onu söyledim. Azad vana şaşkın gözlerle baktı.

"Sadece salata mı yiyeceksin?"
"Evet. Sende dene istersen. Benim favorimdir."
"Deneyelim bakalım."

Gelen garsonla beraber iki sezar salata söyledi. Biz de sohbetimize devam etti.

"Şimdi ne yapacaksın peki?"
"Okul işi yattı. Ben gitmek isterim ama ne annen ne sen ne de töre izin vermez artık."
"Anam burnunu sokamaz, ben de okumanı çok isterim. Töre de benim zaten bu topraklarda. Benim üstüme töre yok."
"Güldürme beni Allah aşkına Azad."
"Neden gülesin ki?"
"Burada var mı sanki? Mecbur büyükşehirlere gitmem gerekecek."
"İstanbul'a gideriz beraber."
"İşlerin, ağalığın? Bak ben buralara yabancı olabilirim ama ben de ağa kızıyım. İşler nasıl yürür bilirim."
"Birkaç sene işleri İstanbul'dan yürütürüm. Zaten İstanbul'a sık sık gidip geliyorum. Geçici bir ağa bulmak da zor olmaz."

Salatalarımızın gelmesi ile konu kapandı. Dediklerini gerçekten yapar mıydı bilmem ama yapsa çok güzel olurdu. Salataları yerken konuşmadık. Konunun açılmaması beni şu an daha çok memnun ederdi ne de olsa boşa ümit bağlayıp üzülmeyi kimse istemezdi. Sessizce yemeklerimizi yedikten sonra kalktık. Arabaya binip eve döndük. Azad çalışma odasına geçti bende yatak odasına. Aldığım eşyalara baktım uzun uzun. Kitaplıkta yer bulamayınca Azad'a gidip nereye koymam gerektiğini söyleyecektim ki Azad odaya girdi.

"Tam üstüne geldin. Buradaki raflar dolu. Kitapları nereye koyayım?"
"Bende onun için geldim gel benimle."

Önümdeki kitapların hepsini alıp odadan çıktı. Bende tim tim arkasından takip ettim. Azad'ın çalışma odasının önüne geldiğimizde durdum. Bu odanın ne olduğunu biliyordum ama daha önce hiç içeriye girmemiştim. Odaya girince koca bir rafın boşaltıldığını gördüm. Şaşkınlıkla Azad'a döndüm.

"Bu kadar çok kitabım yok."
"Biliyorum."
"O zaman neden boşalttın?"
"Dahasını aldığında koyacak yerin olsun diye."
"Teşekkür ederim."
"Teşekkür edecek bir şey yok. Bak bu odaya girilmesinden çok rahatsız olurum. Kimse giremez normalde bu odaya. Ama sen karımsın. Biz bir hayatı paylaşıyoruz."

Ne diyeceğimi bilemeden boynumu büktüm. Hızlı adımlarla masaya bıraktığı kitapları alıp dizmeye başladım. Kitapları dizmeyi bitirince Azad'a döndüm.

"Yemekte görüşürüz. Ben mutfağa gidip yardım edilecek bir şey var mı diye bakayım."
"Tamam. Nasıl istersen."

Odadan çıkıp mutfağa gittim. Daye beni görünce gülümsedi.

"Oyy gelmiş benim nur yüzlü gelinim."
"Geldim dayem. Yardım edilecek bir şey var mı?"
"Yok yok. Kızlar hallediyor her şeyi. Sen gel bakalım otur yanıma. İki sohbet edelim."
"E ben bol şekerli kahve yapayım da tatlı tatlı sohbet edelim."
"Aklınla bin yaşa. Koş hadi yap gel kahveleri."

Kahveleri yapıp dayeye görürdüm. Daye alıp kahvesinden bir yudum aldı. Yüzünde kocaman bir gülümsemeyle:

"Gelinim gibi tatlı olmuş kahve."
"Fatma hanımı seviyor olmalısınız."
"Yok kız. Ben sana dedim tatlı gelinim diye. Ona nemrut gelin diyorum."

Dayenin dediği şeyle güldüm. Daye usul usul gozlerime baktı. Yüzü hüzünlendi.

"Sen hep gül kızım. Gülmek sana çok yakışıyor."

Tebessüm ile karşılık verdim.

ACILAR KONAĞI Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin