50

28 3 1
                                        

Abim kırgınlıkla gözlerime derin derin bakarken daha fazla bakmaya dayanamayıp gözlerimi kaçırdım ve dışarıya doğru baktım.

-"Seni hayatımdan çıkarıyorum. Beni koruyamadın, bir bok yapamadın. Hep kırılan ben oldum yeter artık...Kendine abi deme sen bana abilik yapamadın."

-"Özür dilerim."

Tepkisini görmek için kafamı kaldırdığımda yutkunup gözlerini kırpıştırdığını gördüm. Acı içinde gülümseyip bir adım attı ve saçlarıma küçük bir öpücük kondurup kapıdan çıktı. Sırtımı kapıya yaslayıp yere çöktüm ve bağıra bağıra ağlamaya başladım.

-"Fazla ağırdı."

Azra'nın sesine yansımış hayal kırıklığı yine de yanıma gelip bana sarılmasına engel olmamıştı. Çok mu abartmıştım?

Yağız'dan

Beni silmişti.

Beni artık istemiyordu hayatında.

Tek varlığım oydu, hayatta tutunacak tek dalım oydu...Bana bunu nasıl yapmıştı?

Sahile ulaştığımda denizin tam karşısında duran boş banklardan birine oturdum ve telefonumu çıkarıp Atalay'ı aradım.

-"Yağız iyi misin?...Kaç saattir telefonun kapalı geberdik meraktan. Neredesin çabuk söyle!"

-"Ceylin size emanet, ona zarar gelmesine izin vermeyin olur mu. Üzülmesin, koruyun kollayın. Ben yokken yokluğumu hissetmesin gerçi hissetmez ama olsun kırılmasın. Barış piçinden uzak tutun, okula dönmesini sağlayın. Mümkünse Gurur ona ders versin, Azra'nın yanında yaşasın Azra'yla konuşun onun yanında mutlu görünüyordu...Hep mutlu olsun bunu ona sağlayın olur mu?"

-"Kafayı mı yedin amına koyayım! Konum at Yağız, siktirtme ebeni!"

Burnumdan nefesimi verip sahile bakarken kocaman bir dalga geldiğini fark ettim. Bakışlarım ona odaklandığında Atalay'ın telaşlı sesini tekrar işittim.

-"Bak bir delilik yapma, neredesin?"

Araba çalışma sesini duyduğumda küçük bir tebessüm kondurdum. Gurur'la beni aramaya çıktığını anladım. Derin bir nefes alıp sakinlikle dudaklarımı araladım.

-"Beni hayatından çıkardı."

-"Saçmalamış amına koyayım, sende buna dayanarak bir delilik mi yapacaksın?"

-"Hayır, sadece hayatından çıkacağım."

-"Yağız bak konum at kardeşim gelelim bir güzelce konuşup meseleyi çözelim."

-"Konuşacak her şeyi biz bugün kız kardeşimle konuştuk."

-"O üzüntüden ne dediğini bilmiyor ki. Tanımıyor musun kardeşini?...Sen artık mutlu ol diye evdekilerle tartışıp durma diye söylemiş bunu anlamamış olamazsın."

-"O yüzden çıkıyorum hayatından zaten...Onu rahat bıraksınlar diye."

-"Yağız belanı sikeceğim konum at!"

Arkadan bağıran Gurur'un sesi gülümsememe neden olmuştu. Gökyüzüne bakıp nefesimi verdikten sonra içimde kalmasın diye birkaç şey daha söyleme kararı almıştım.

-"Kardeşime iyi bakın...O yalnız hissetmesin...Ben ona layık bir abi olamadım. Gittiği okulda numarası yayıldı, zorbalığa uğradı, hor görüldü, incindi, kırıldı, üzüldü, çöp dendi, annesi tarafından sevilmedi...Ben ona iyi bir kardeş olamadım ama bundan sonra üzülmeyecek. Siz onu koruyacaksınız. Unutmayın beni de olur mu?"

-"Senin o çeneni geldiğimde sikeceğim bili-"

-"Kendinize iyi bakın, ona da iyi bakın."

Aramayı sonlandırıp telefonu komple kapattıktan sonra ayağa kalktım ve telefonu hızla denize doğru fırlattım.

-"Umarım ömrün boyunca mutlu olursun kardeşim çünkü ben bu savaşı kaybettim."

Arkamı sahile dönüp ilerlemeye başladım.

Ben iyi bir abi olamamıştım...

Ben kardeşime hak ettiği hayatı yaşatamamıştım...

Ceylin'den

-"Açmıyor Azra!...Ne yapacağım?...Ya kendine bir şey yaparsa?...Çok abarttım değil mi?"

-"Sakin ol, şarjı bitmiştir. Evine gitmiştir, kafa dinleyecektir. Hemen kötü düşünme."

-"Nasıl sakin olayım bir insanın telefonu nasıl dört gündür kapalı olsun. Abim öyle bir şey yapmaz..."

-"Ya Ceylin, bu kadar abartmak zorunda mıydın? İkinizde mahvoldunuz."

Başımı ellerimin arasına alıp nefesimi düzene sokmaya çalışıyordum ama içimde çok kötü bir his vardı. Bir şey olmuştu.

-"Konuşmalarımızı dinlediniz, çok üzgündü."

Gurur ve Atalay polise gidip kayıp ihbarında bulunmuşlardı ve konuşmaların kopyasını polis tarafından almışlardı. Abimi o kadar üzmüştüm ki ölmek istiyordum...Ona bir şey olursa zaten bana da olurdu.

-"Nereye gitmiş olabilir?...Bizi terk etmiş olabilir mi?"

Atalay'ın söyledikleriyle hızla kafamı iki yana sallayıp sakin kalmaya çalışarak sorusunu cevapladım.

-"Öyle bir şey yapmaz abim."

-"Abim deyip durma!...Senin yüzünden gitti. Kayıplara karıştı, kendinden nefret et Ceylin çünkü biz senden nefret ediyoruz."

-"Yavaş ol. Görmüyor musun kızın halini?"

-"Yalan mı Azra?...Çocuk her boku yaptı kızı mutlu edebilmek için ama paşam nankörlük yapıp çocuğa iyi bir abi olmadığını üstelik hayatında artık istemediğini söyledi...Ulan sen ölüp dirilsen yine de onun gibi bir abi bulamazsın...Sen iyi bir kardeş olmuşsun gibi bir de çocuğun abiliğine laf ettin. Sen kimsin amına koyayım ya! Sen sırf hayatından çıksın diye bunları ona nasıl söylersin!"

Atalay'ın söyledikleri tokat gibi yüzüme çarptığında Gurur ona yumruğunu geçirmişti. Atalay sendeleyip tekrar yüzüme bakıp dudaklarını araladığında Azra hızla kulaklarımı kapattı.

-"Sen onu hiç hak etmedin...Tek başına gebereceksin Ceylin."

Arkasını dönüp kapıyı sertçe kapattıktan sonra araba sesi duyuldu. Gözlerim kararıyordu. Atalay o kadar haklıydı ki ağzımı açıp hiçbir şey diyememiştim. 

Ben iyi bir kardeş olamamıştım nasıl olurdu da onun abiliğine laf ettim, bunu ona nasıl yaptım ben?

AKSİLİKBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin