47

37 3 3
                                        

-"Sen..."

Elimde ki börek parçası tabağıma düştüğünde elini elimin üzerine koydu ve ilk defa samimi bir şekilde konuştu. Ama iyi bir samimiyet değildi...

-"Bak kaç para istersen veririm, istersen her gün yemekte gönderirim ama lütfen evimizden git. Oğlumu bana düşman etme, ben onsuz yaşayamam o benim evladım."

Ağzımdaki lokmaları zorlukla yutup elimi çektim ve böreğime düşen gözyaşlarımın arasından ağlayarak konuştum.

-"Ben neyinim? Beni de sen doğurmadın mı anne? Bana neden bu kötülüğü yapıyorsun, neler çektiğimi görmüyor musun, ne kadar kötü bir halde olduğumu anlamak veya gelip sarılmak çok mu zor ya! Ya lütfen beni de sev, sana yalvarıyorum beni de sev."

Kriz geçirecektim ama durduramıyordum ağlamalarımı. 

Boğazım yırtılırcasına tekrar konuşmaya başladığımda cidden dayanamadığımı fark ettim. Hızla ayaklanıp boğazımda ki damarları patlatırcasına içimi kustum.

-"Bende evladınım senin ya! Bıktım artık! Beni de doğurdun bakmayacaktın madem niye evinde büyüttün niye evlatlık vermedin? Ben ne yaptım size ya!"

-"Seni sevmiyorum, bağırmayı kes. Seni istemedim istemeyeceğim de. İster kendini öldür ister beni, sen evladım değilsin. Benim için hiç olmadın, çöp parçasısın sen. Anla şunu oğlum sana acıdığı için yanında. Öl artık!"

Siz hiç anneniz tarafından terk edildiniz mi?

Beni terk etmedi ama beni öldürdü. 

Benim annem az önce benim cesedimi bu eve gömdü.

Kolumdan tutup beni kapıya doğru götürdüğünde bağırarak ağlamaya devam ediyordum.

Ne olacaktı benim sonum?

Kapıyı açıp beni apartman boşluğuna ittirdiğinde kollarımdan tutan eller düşmeme engel olmuştu. 

Abim kollarımdan beni yakalayıp şaşkınlık içinde yüzüme baktığında öfkeden deliye döndüğünü anladım. Onu görünce daha çok ağlamaya başlamıştım. 

Annem beni çöp gibi yere fırlatmıştı ama abim tutmuştu. Abimin kollarına beni itmişti.

Abim beni dikkatlice bırakıp korku dolu gözlerle ona bakan kadının yanına geçti ve boğazına yapışıp duvara yasladı. Birkaç komşu kapıyı açıp yanıma geleceklerinde hızla ayaklanıp koşarak merdivenlerden indim.

Yalın ayak nereye gidiyordum bilmiyordum ama caddelerde ara sokaklarda koşuyordum. 

Kendimi yine aynı yerde bulduğumda koşarak bahçesinde ilerledim ve ağlayarak kapısını tıklattım.

Kapısını açtığında karşısında zavallı beni gören Gurur yutkunmasına engel olamamıştı. 

-"Ben yine sana geldim."

Tam dudaklarını aralayıp konuşacağı sırada içeriden yarı çıplak gelen kız konuşmasına fırsat vermemişti.

-"Kim gelmiş?"

Gurur'un yanında duran taş gibi sarı saçlı kız beni süzüp iğrenircesine konuştu.

-"Şu kızı gönderde devam edelim."

Üstünde ki incecik gecelik ve Gurur'un dağılmış saçları her şeyi açıklıyordu.

-"Ceylin-"

-"Rahatsız ettim özür dilerim."

Onu arkamda öylece bırakıp geldiğimin aksine yavaş adımlarla bahçesinden çıktım ve aynı yavaşlıkla bilmediğim bir ara sokağa girdim. Ona gelmemeliydim. 

AKSİLİKBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin