31

378 43 238
                                        

Changbin ve Chaeryeong, toplantı sürerken ve bitinceye kadar yapacak bir aktivite bulamadıklarından, yürüyüşe çıkmaya karar verdiler

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


Changbin ve Chaeryeong, toplantı sürerken ve bitinceye kadar yapacak bir aktivite bulamadıklarından, yürüyüşe çıkmaya karar verdiler. Yol boyu geçmişi yad etmiş, Changbin kaptanıyla yaşadığı akla sığmaz anıları anlatırken Chaeryeong ise onu ilgiyle ve heyecanla, biraz da dehşetle, dinlemişti. Sonunda kendilerini, küçükken inşa ettikleri gizli kulübelerinde bulmuşlardı.

"Söylesene, hiç vazgeçmedin mi onu aramaktan?" diye açtı uzun zamandır açmaktan kaçındığı konuyu Chaeryeong. Changbin ona kızmadı, kendisini merak ettiğinden sorduğunu biliyordu. Bu yüzden ses etmedi, "Vazgeçmedim. Vazgeçebilir miyim sence?" dedi kız kardeşinin gözlerinin içine bakarak.

Chaeryeong onu, gittiği günden sonra neredeyse hiç görmemişti. Fakat bu ifade onda özlemediği tek şeydi. Onu böyle görmek kalbini ağrıtıyordu.

"Hem, nerden çıktı şimdi bu?" dedi Changbin, şakacı bir tavırla yanında oturan kardeşini omuzuyla dürterken. Konuyu değiştirmek ve üzüldüğünü belli etmemek zorundaymış gibi hissediyordu. Fakat Chaeryeong, onun bu fedakar hâllerinden çok sıkılmıştı, gerçekten karşısında kendisi olarak konuşmasını istiyordu.

"Tılsımını hâlâ üzerinde hissedebiliyorum. Çıkarmamışsın..." Changbin başıyla onayladı onu. Ardından üzerindeki derilerinin iç kısmına sıkıştırdığı, tam göğsünün üzerinde duran tılsımı çıkardı yenilgiyle.

Chaeryeong, önünde oturdukları şöminedeki ateşin yansıdığı tılsıma baktı bir süre. Mazi aklından bir film şeridi gibi akıp geçerken gözlerinin dolmasına engel olamadı. Abisinin karşısında, en azından bu konuda daha soğukkanlı olması gerektiğinin farkındaydı fakat söz konusu kişi yalnızca abisi için değil, kendisi için de oldukça önemliydi. Bu yüzden engel olamıyordu kendine.

Changbin onun çabasını fark etmiş olsa da hiçbir şey söylemedi. Biliyordu onun da olaylardan en az kendisi kadar etkilendiğini. Bu yüzden sustu ve izledi elindeki tılsımı özlemle.

"Abi...." dedi Chaeryeong sıkıntıyla, yanındaki abisine tamamen dönerken. Changbin onun bu defa ciddi olduğunu fark edince, derin bir nefes alıp döndü kardeşine. Chaeryeong abisinin ellerini tuttu ve gözlerinin içine içine baktı dudaklarını birbirine bastırarak. Sıkıntılı ve kederli tavrıyla konuştu, "Yokluğunun tek bir sebebinin olmayabileceğini.... Yani.... Düşündüğün gibi kaybolmamış olabileceğini, biliyorsun değil mi? Tek bir ihtimal olmadığını..."

Tam olarak ifade edemiyordu kendini. Gözyaşları gözlerinden dökülmeye başlamışken o kadar toparlayamamıştı ki cümlelerini, Changbin anlayamamıştı. Kaşlarını çattı, "Chaeryeong, kaçmadı herhalde, saçmalama." dedi hararetle. Chaeryeong ise artan gözyaşlarıyla gülümsedi abisinin bu anlamaz hâline. 

"Abi..." dedi hıçkırırken kıkırdayarak. Changbin ne ima ettiğini anlamazken Chaeryeong artık daha ciddi bir ifadeyle bakıyordu yüzüne. Bu onu işkillendirirken daha fazla uzatmadı kardeşi. Gülümsemeye çalıştı ve konuştu, "Onu demiyorum... Belki de artık onu bulamayacağın bir yerdedir..."

game of hearts Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin