5

418 61 30
                                        

"Ulunun bahsettiği kanatlar falan

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.




"Ulunun bahsettiği kanatlar falan.. Ne anlama geliyordu?" dedi Changbin elindeki tahta kaseden yemeğini yerken, aynı masada bulunan üçlüye.

"Adı üstünde kehanet. 'Herkesin' bilmemesi gerekiyor yani." dedi Jisung alayla omzuna omzunu çarptırırken Changbin'e.

" 'Herkes' olsam mürettebata alınmazdım sanıyordum?" dedi Changbin aynı alayla karşılık vererek. Jisung bununla şaşırmış gibi yaparak elleriyle ağzını kapatırken Chan gülümsemişti.

"Jisung'la başa çıkmayı hızlı öğreniyorsun." dedi Minho sırıtarak.

Jisung'un rotası bir anda Minho'ya kayarken Changbin derin bir nefes alıp elindeki kaseye çubuklarını batırmıştı. Tam biraz aldığı pilavı ağzına atacakken duyduğu sesle çubukları havada kalmıştı.

"Seo Changbin." dedi beyninde yankılanan ve bedeninde anlam veremediği bir ürperti oluşturan ses.

"Ölmediğine göre, artık görüşebiliriz." diye eklediğinde, kalbinin duracağını hissetti Changbin.

Şimdiye kadar yalnızca masal veya efsanelerde duymuştu adını. O olduğuna emin bile değildi hatta. Fakat bu denli büyük kudrete sahip olan tek kaptan, ancak o olabilirdi. Ve birazdan onunla aynı gemide bulunmasını geç, kimsenin kolay kolay tanık olamayacağı şeye tanık olacak, onun yüzünü görecekti. Kimsenin deneyimleyemeyeceği şeyi deneyimleyip onunla konuşacaktı belki de.

Changbin'in duraksamasıyla Jisung, ona seslendi, "Hyung? Bir sorun mu var?"

"Sıra sende demek?" dedi Minho ise sırıtarak. Minho, Changbin gemiye ayak bastığından beri bu anı bekliyordu.

"Hay babanı.. Cidden çağırdı yani?" dedi Jisung Minho'nun neyden bahsettiğini anlayarak.

Changbin elindeki çubukları sıkıntıyla kasesine koyarken kaseyi de yavaşça oturdukları tahta masaya koymuştu. "Şimdi ne yapmalıyım?"

"İyi misin sen?! Elbette yanına gideceksin. Merak etme, bahsettikleri kadar korkunç birisi değil." dedi Chan, yanında oturan Changbin'i rahatlatmaya çalışarak.

Changbin derin bir iç çekmiş ardından ayaklanmıştı. "Gidiyorum o zaman." mırıldanarak kamaraya doğru ilerlemişti.

Kamaranın önüne gelince duraksadı. Kalbinin ritminin bu denli artmasının nedeni korkudan mı yoksa doğduğundan beri adını duyduğu ve hayranlıkla hikayelerini dinlediği kaptanı canlı göreceği için yaptığı heyecanından mıydı, bilmiyordu. Tek bildiği, birazdan çarpıntıdan öleceğiydi.

Sonunda boğazını temizledi, cesaretini topladı ve kapıyı çaldı. Saniyeler içerisinde beyninde yankılanan "Gir." komutuyla, hiç beklemeden kapıyı açtı.

"Efendim.." dedi Changbin başını eğip yere bakarken.

"Seo Changbin, hoş geldin." dedi kendinden emin bir sesle kaptan.

game of hearts Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin