Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Rüzgar estikçe burunlarına yoğun bir kan ve ceset kokusu doluyordu. Chan'ın söylediği ise zaten kardan dolayı soğuk olan havanın iyice buz kesmesine sebep olmuştu.
Chan, Minho ve Hyunjin cesetlere şöyle bir bakıp olanları kafalarında tarttıkları sırada Jisung sessizliği bozdu, "Changbin.... merak ediyorum da, acaba tanrılarınıza inanmak için çok mu geç kaldım?"
Changbin onun bu çabasına gülerek, "Sen şimdilik doğaya inansan yeterli." dedi. Jisung aptalca başını salladı.
Chan ve Hyunjin bir süre asılı cesetlere baktıktan sonra aynı şeyi düşünerek birbirlerine döndüler. Bu katliamın vahşileşmeyle ilgisi yoktu. Vahşi bir kurt, avını bu şekilde öldürmezdi.
Hyunjin başını salladı. Bir şey söyleyip mürettebatını yönlendireceği sırada hissettiği varlıklarla duraksayıp karşısındaki karanlık ormana odaklandı. İçgüdüsel olarak dikkatini iyice karanlığa vererek farkında olmadan eşini arkasına aldı.
Başta Felix de birkaç varlık hissedip hareketlendi ve savunma pozisyonuna geçecek gibi oldu. Eşini ve kendini olası tehlikelere karşı koruması için vücudu içgüdüsel olarak tepki vermişti. Fakat sonra eşinin koruyucu tavrını, odaklanmış ve tetikte gözlerini fark edip biraz gevşedi.
İkisi de her duruma karşı kendini koruyabilirdi, ikisi de bunun farkındaydı. Fakat farkında olsalar da birbirlerine karşı yoğun bir koruma içgüdüsüne sahiplerdi. Birbirlerinin güçlü olduklarından emin olmalarına rağmen tetikte kalmaktan kendilerini alamıyorlardı.
Onların bu huzursuz hâllerinin yanında Chan da yaklaşan ayak seslerini ve kokuları almıştı. Hassas kulaklarını seslere vererek dikkat kesildi ve yoğun karların üzerinde kaç kişinin onlara sinsice yaklaştığını hesaplamaya çalıştı. Kaptanının da hissettiği varlıklardan kaç kişinin yaklaşıyor olduğunu anlamaya çalıştığını biliyordu fakat kendi bölgesinde, kendi planını yapması gerekiyordu. Hyunjin bu konuda ona tam yetki vermişti. Yani her ne kadar kaptanı tam destek arkasında duruyor olsa da, bu durumda, tamamen ona yaslanamazdı.
Hyunjin, yetkinin Chan'da olmasını istiyordu.
Bir süre dikkat kesildikten sonra yaklaşık yedi kişi olduklarına kanaat getirdi. Adımlarına, karda sinsice, hissettirmeden yürüyüşlerine bakılırsa bölgeye aşina olmalılardı. Ki Chan'ın en iyi bildiği ses, kurtadamların yaklaşan pençe sesleriydi.
Gelenler bölgenin sahipleriydi. Elbette ki buradan yayılan yoğun kan ve ceset kokusu hızlıca yerleşim alanlarına ulaşmış ve onları çoktan uyarmış olmalıydı. Olası bir tehlikeye karşı tetikte bir şekilde, yavaşça bölgeye yaklaşıyorlardı. Yaklaşık yedi kurtadam, önlerini kapatacak şekilde onları kuşatıyordu. Chan onların bu hareketine şaşırmadı, alışkın ve oldukça aşina olduğu bir stratejiydi.
Hyunjin'e birazdan olabilecek olasılıkları sakince aktardı. Sonrasında, tam da tahmin ettiği gibi oldu. Yedi kurtadam, cesetlerin asıldığı ağacın arkasında -az önce başlayan yoğun tipiden görülebildiği kadarıyla- etraflarında hayali bir yay çizerek konumlanmış, onları çevrelemişti. Hem onları sıkıştırmış hem de cesetlerin ardına geçmelerini engelleyecek etten bir bariyer oluşturmuşlardı.