Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
"Seni böyle görmek güzel." dedi Chan, kendini tutamayarak Jisung'a.
Uzun zaman sonra dörtlü bir araya gelmiş ve huzurlu bir şekilde içkilerini yudumluyorlardı. Minho onların aksine alkol tercih etmemişti, onlara eşlik etmek için maneviyat arttırıcı özelliği olan gelincik çayı içiyordu. Alkolün maneviyatı ve enerjiyi zedelediğini düşünüyordu. Diğerleri ise kozalak birası tercih etmişlerdi. Aslında zorundalardı çünkü gemide başka alkol yoktu.
Jisung elindeki bira dolu ahşap bardağa dikti bakışlarını, "Sonsuza kadar yas tutamam. O da intikamını almamı yasını tutmama tercih ederdi zaten." Changbin elindeki ahşabı bıçağıyla yontmaya devam ederken başını salladı, "Hepsini gebertmeden rahat yok bize."
Minho, "Öyle." diyip elindeki çayı yudumladı gözleri kapalıyken. Çayını yudumlayıp muhabbete katılırken bir yandan da meditasyon yapıyordu.
Chan konuyu değiştirmek için Changbin'e döndü, "Böyle meziyetlerin olduğunu bilmiyordum." Çenesiyle elinde yonttuğu ahşabı işaret etti. Şimdilik sadece kafa kısmı belirgindi, kertenkele kafasına benziyordu. Yeni başlamış olmalıydı.
Changbin gülümsedi ve dalgın dalgın baktı elindekine, "Bilmezsin tabii, kamarada uyanık kaldığın mı var?" dedi ve güldü. Chan bununla homurdanırken Changbin devam etti, "Eskiden çok yapardım. Seungmin severdi."
Sahiden öyleydi. Changbin gördükleri her yeni varlığın ahşap bir biblosunu yontar, Seungmin'e verirdi. Seungmin yapmayı çok istese bile el becerileri buna yatkın değildi. Bu yüzden Changbin onun için itinayla yontardı.
Jisung bakışlarını Changbin'e çevirdi, "Sahi o kim? Az çok anladım gibi ama hiç senden dinlemedik."
Jisung'un olaylar yaşanırken en çok merak ettiği şey Seungmin'in kim olduğuydu. Evet Changbin'in zihnine bir anlığına girmiş ve düşüncelerinden bir çıkarımda bulunmaya çalışmıştı fakat Changbin'in tek düşündüğü, "Seungmin nerde?"ydi. Zaten güçleri yalnızca o anki düşüncelerini ve belki hislerini görebilecek düzeydeydi. Zihinlere Hyunjin gibi detaylıca giremez, eski anıları veya sürekli akan düşünceleri hızlıca okuyamazdı. Anlık ve daha yüzeyseldi. Bu yüzden Seungmin meselesi onun için bile hâlâ bilinmeyen bir sırdı.
Changbin derin bir iç çekti ve gülümseyerek anlatmaya başladı. Bu gece uzun olacağa benziyordu.
--
"Şimdi nereye gidiyoruz?" dedi Felix yattığı yerden Hyunjin'e. Hyunjin hemen yanında uzanıyordu. Uykuya ya da dinlenmeye ihtiyacı olmasa da bugün Felix'e eşlik etmek istemişti. Eşine açıkladı hemen, "Aynı kıtanın arka tarafına. Farklı bir adaya gitmeyeceğiz ama denizden daha kolay."
Felix tavandaki gözlerini eşine çevirdi ve zaten ona baktığını fark etti. Her ne kadar belli etmemeye çalışsa da kalbinin heyecanlı çarpıntısını Hyunjin'den saklayamazdı, "Ne kadar sürecek?"