Saat gece yarısı olmuştu. Kahveler içilmiş, sohbetler edilmişti. Artık Sezin gözlerini ovuşturarak odasına gidiyordu ki, yan odadan boğuk bir ses geldi. Ceci, diye düşündü Sezin. Uyanmış olmalıydı. Hızlı adımlarla onun odasına ilerleyip kapıyı açtı. O sırada Atlas da kapıya gelmişti. İkisi birbirine bakarak bakışlarla anlaştılar ve içeri girdiler. Sezin ışığı yakıp gece lambasını kapattı.
Küçük kız yatağının kenarına oturmuş, oyuncak bebeğine mahmur gözlerle bakıyordu. Endişeli gözüküyordu. Sezin dizlerinin üzerine çöküp hemen hemen onunla aynı boya geldi. Küçük kızın yanağını okşadı.
"Ceci?" Dedi. "Korktun mu güzelim?"
Cecilia başını salladı, bozuk Türkçesiyle fısıldadı: "Kötü rüya gördüm. Annem... Melek olmak istemedi. Teyzem söylemişti."
Bu cümle, Sezin'in içindeki o hassas noktaya dokundu. Annesizliğin acısı. Sezin'in dudaklarından bir iç çekiş kaçtı. O an, Sezin Ateş'in duvarları, sadece çatlamakla kalmadı; paramparça oldu.
"Senin annen cennette, biliyor musun?" dedi Sezin, sesi titriyordu. "O şimdi... seni izliyor. Ve biliyor musun? Oradan sana bir hediye yolladı."
Cecilia'nın meraklı gözleri parladı. "Ne? Hediye?" Dedi.
Sezin gülümsedi. "Sana, bir abla ya da anne, sen ne demek istersen... Onu yolladı. Hem de en iyisinden. Abla... annenin yarısı demektir. Seni koruyacak, saçını örecek ve bazen sana kızacak da. Ama her zaman senin yanında olacak."
"Sen mi?" diye sordu Cecilia, gözleri fal taşı gibi açılmıştı.
Sezin, tereddüt etmeden başını salladı.
"Ben. Ben senin Sezin ablanım ya da annenim."
Atlas'ın yüzündeki rahatlamayı gördü; 'anne' kelimesinin ağırlığını ondan almış, ama sevginin sorumluluğunu üstlenmişti.
Atlas, yatağın yanına oturdu ve Sezin'in saçını okşadı. "Ve ben de senin babanım, her zaman yanınızdayım."
Cecilia, oyuncak bebeği yatağa bıraktı ve Sezin'e sarıldı. "O zaman... Evlik oynayalım mı? Sen 'güçlü' anne ol, baba da 'savaşçı' baba."
Sezin güldü. Güçlü ve savaşçı. Bu roller ona uygundu.
"Pekala," dedi Sezin. "Ama önce, o kötü rüyaları kovmak için, sana bir ninni söyleyeceğim. İstersen bu gece benim yanımda yatabilirsin."
"Ciddi misin?"
Sezin başını evet anlamında salladı. "Anneler ya da ablalar kızlarını her zaman korur. Kötü rüyalardan bile."
Atlas da, Sezin'in gözlerine 'ciddi misin?' der gibi bakmıştı. Sezin ise, Atlas'a bakarak yine bakışlarıyla, 'Evet, ciddiyim.' cevabını vermişti.
Cecila, Sezin ve Atlas, Sezin'in odasına geçtiklerinde Sezin sağ tarafa, Atlas sol tarafa, Cecilia ise ikisinin ortasına yatmıştı. Atlas ve Sezin yarı oturur şekildeydi. Cecilia ise Sezin'in kucağına uzanmıştı.
Sezin, hayatında ilk kez birine ninni söylüyordu. Kendi annesinin ona söylediği şarkıyı hatırlamaya çalıştı. Sesi pürüzsüz ve güçlüydü; ama şimdi, bir çocuk için yumuşak ve melodik bir tona bürünüyordu.
Cecilia, Sezin'in kucağında uyuyakaldığında, Sezin kendini hafiflemiş hissetti. Ateş, ilk kez bir şeyleri yakmıyor, aksine bir hayatı ısıtıyordu.
Sezin Cecilia'yı yavaşça yatağa bıraktıktan sonra oyuncağını da kenarına bıraktı.
Atlas, Sezin'in elini tuttu ve onu odadan dışarı çekti. Koridorun loş ışığında fısıldadı: "Abla... Bu, 'anne' demekten daha kolay değil mi?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
OYUNCU
ChickLitİyi bir oyuncusunuz, iyi bir sevgiliye sahipsiniz ve iyi bir aileniz var... Peki bu güzel şeyler bir ihanetle yerle bir olsa? ✨Yıldızlar mükemmel şekilde sıralanmışlardı, sonra dünya karardı.✨ Başlangıç: 21.09.22 Bitiş:
