fourty-one

6.4K 324 62
                                        

Justin: Günaydın

April: Günaydınnnnnnn

Justin: Okula gelmek istemiyorum

April: Zaten bir haftadır gelmiyorsun rapor yüzünden

April: Artık gel

Justin: Anahtar cümleyi söylemedin

April: Seni özledim

Justin: Geliyorum

°

Justin ile kantinde oturuyorduk. Bir çok kız buraya bakıp dedikodumuzu yapıyordu. Çok umrumda olduğunu söyleyemezdim.

"Başım ağrıyor," dedim ve Justin'e baktım. Sonunda kafasını telefondan kaldırdı.

"İlaç iç istersen?"

İlaç zararlı olabilirdi ve kendi kullandığım ilaç evdeydi. Başımı sağa sola salladım ve bize bakıp duran kıza baktım. Utanmadan hala bakıyordu. Sonrada dönüp arkadaşına bakıyordu. Dayanamadım ve ayağa kalktım.

Kızın olduğu masaya ilerlerken tüm gözler bana dönmüştü. Umarım rezil olmazdım. Kızın oturduğu masaya ellerimi koydum.

"Bir sorun mu var tatlım? Kavuşamayan sevgililer gibi bakışıp duruyoruz da," dediğimde kantinde gülüşmeler başladı. Kız dediğime aldırmadı.

"Bieber ile sevgilisin ama bir kere bile sana dönüp baktığını görmedim. Hep telefonla ilgileniyor."

Yüzüme çarpan gerçek kalbimi kırmıştı. Ama aldırmadım.

"Belki de sevgili değilizdir? Sadece arkadaşız."

Dediğim ile kaşlarını kaldırdı.

"Öyle olsun."

Dişlerimi sıktım.

"Öyle zaten."

Bir daha arkamı dönmeden kantinden çıktım. Justin ne yanıma gelmişti, ne de tek kelime etmişti.

°

2 gündür Justin ile konuşmuyorduk. Onda ki değerim bu kadar mıydı? Beni sürekli üzüyordu. O kantinde ki hal ve tavırları zaten sinirimi bozmuştu. Ama mesaj atan ben olmayacaktım. Benimde bir gururum vardı. Sanki Justin içimden dediklerimi duymuş gibi yanıma gelmeye başladı. Ben ise ona yüz vermemeye çalıştım.

"April?"

Zorlada olsa ona döndüğümde bana kararsız bir biçimde bakıyordu.

"Gitmem gerek," deyip yanından geçerken bileğimi tuttu.

"Hiç bir yere gidemezsin."

Kaşlarımı alayla kaldırdım.

"Hadi ya? Sen kimsin?"

Sabır istermiş gibi başını salladı ve sonunda, "Sevdiğin çocuğum," dedi.

"Sevdiğim çocuk olsa bana bunları yapmazdı, kendisini şu 2 gündür görmüyorum zaten."

Bileğimi elinden kurtardım ve sınıfıma ilerledim. Arkamdan seslense bile dönüp bakmadım.

°

Justin: Biliyorum

Justin: Mesaj attığımda bile tiksiniyorsun benden

Justin: Konuşmak istemiyorsun

Justin: Ama ben çok kötüyüm April

Justin: Yapılmaması gereken bir hata yaptım

Justin: Evet sevgili değiliz

Justin: Ama yanımda olman gerek

Justin: Sana ihtiyacım var

Justin: Lütfen

April: Neyin var?

Justin: Sahile inebilir misin?

Justin'in mesajına cevap vermeden hazırlanmaya başladım. Neyi olabilirdi ki? Evet 2 gündür konuşmuyor olabilirdik, evet okulda hareketleri değişik olabilirdi ama niye?

Hazırlanıp sahile indiğimde O'nu gördüm. Telefonunu elinde tutuyor, arada denize bakıp iç çekiyordu. Koşarak yanına gittim ve O'nu kendime döndürdüm.

"İyi misin?" Dediğimde bana sarıldı. Bende ona sıkıca sarıldığımda uzun süre öyle kaldık. Geri çekildiğimde burnunun kızardığını gördüm.

"Neyin var? Anlat hadi."

"Babam kaza geçirmiş. Benim yeni haberim oluyor. Olay 2 hafta önce gerçekleşmiş. Artık benden her şeyi gizlemeye başladılar. O kadar sıkıldım ki. Tamam, babamla harika bir geçmişimiz olmayabilir ama benimde kaza yaptığını bilmem gerekiyor."

Babasıyla arası niye kötüydü ki?

"Belkide üzüleceğini biliyorlardı, o yüzden sana haber vermediler. Kanada'ya gitmek kolay değil. Seninde Tanrı tarafından verilen cezan budur. Ailenden uzak kalmak. Ben olsam öğrendiğime sevinirdim," dediğimde başını salladı.

"Bir yönden haklısın. Ailemden uzak kalmayı ben seçtim ama..."

Sustu. Konuşmadı. Neler düşündüğünü bilmiyordum. Justin hakkında hep bir fikrim vardı. Yaptığı her şeyin nedenini biliyordum. Ama O'nu yakından tanıdığım zaman aslında bilmediğimi, bir sürü yaşadığı şey olduğunu öğrendim.

Öğrendiğim bu şeyler Justin'in hikayesinin başıydı.

texting // jbHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin