21. Bölüm Part 2

7.9K 380 9
                                        

   Bitch is back :D Tatildeydim o yüzden biraz arayı açmak zorunda kaldım, kusura bakmayın. Şimdiden okuyan gözlerinize sağlık :*

   Çok geçmeden otobüsten indim ve nehre doğru yürümeye başladım. Ayağımın altındaki çimenlerin hışırtısını, insanların bağırışlarını, bazı böceklerin sesini dinleyerek buluşacağımız alana geldim. Ne yapacağımı bilemeden, ellerim cebimde kafenin içine girdim. Küçük fakat sevimli bir yerdi. Aniden üzerime akın eden sıcak hava akımının etkisiyle bunaldığımı hissettim. Üzerimdeki yağmurluğu çıkarttım ve arkalarda bir masaya oturdum. İçimdeki duygu karmaşasını çözümlemeye çalışırken bir kahve istedim ve onu içerken bir yandan da iyi şeyler düşünmeye çalıştım.

   On beş dakika sonra onları gördüm. Janice telaşlı bir tavırla kafenin içine daldı. Saçları uzamıştı. Yüzünde de onu daha da güzelleştiren bir parıltı vardı. Kesinlikle onu bıraktığımdan iyi görünüyordu. Siyah ceketine sıkıca sarılmıştı. Eldivenli ellerine bakarak yeniden gülümsediğimi hissettim. Sonunda beni gördü. Hızla masaların arasından geçti. “ Inna!” diye bağırıp, beni sıkıca kucaklarken nefessiz kaldığımı hissettim. Omzunun üzerinden Sasha ile Michael’ın da son hızla yanımıza geldiklerini gördüm. Sasha’yı görür görmez ağzım açıldı. Platin sarısı, kıvırcık saçlar gitmiş; onun yerini bakır tonlarında, katlı bir saç modeli almıştı. Yüzünde yorgun bir ifade vardı. Her zamanki korkunç rujlarından birini de sürmemişti. Dudağında tenine uyan uçuk pembe bir ruj ve biraz allıktan başka bir şey yoktu. Üzerinde otelin üniformaları vardı.

   Michael… Onun da saçları uzamıştı. Hatta boyu bile uzamış gibiydi. Ondaki değişikliği de fark etmiştim. Yüzünde bir şeyleri başarmış olmanın mutlu ve olgun ifadesi gizliydi.

   Hepsine tek tek sarıldıktan ve sonra hepimiz yerimize oturduk. Heyecanla sordukları soruları yanıtlamaya çalıştım. Birbirlerinin sözlerini keserek konuşmaları, abartılı ifadeleri ve neşeli sesleri beni de gülümsetmişti. Onlara hastalığımdan bahsetmedim. Sadece arkadaşlarımın yanında kaldığımı söyledim. Bana inanmadıklarını ve arada pek çok şeyi anlatmadığımı biliyorlardı ama hepsi söz birliği etmişçesine beni dinliyorlardı. Anladıklarını biliyordum. Onlarlayken hissettiğim ailemin tamamlanma hissini kimse de yaşayamıyordum.

   “…ve yarın gidiyorum,” diye tamamladım sözlerimi.

   “ Gidiyor musun?” Janice’in yüzü allak bullak oldu. “ Ben… Ben… Bizimle gelirsin diye ummuştum?” Titreyen sesi ve dolan gözlerine bakarak başımı iki yana salladım ve ellerini tuttum. “ Artık oraya geri dönmeyeceğim hayatım.”

   Sasha iç çekti ve önündeki fincanın kulpuyla oynamaya devam etti. “ Senin için her şeyin en iyisini istediğimizi biliyorsun Inna,” dedi. “ Peki nereye gideceksin, ne yapacaksın?”

   “ Kanada’ya gidiyorum.”

   Michael şok olmuş bir şekilde bana baktığında “ Bir filmde rol almayı başardım,” dedim. Aslında bu Mark’ın sayesinde olmuştu. “ Sadece birkaç aylığına gidiyorum ama sonra buraya geri döner miyim, bilmiyorum…”

   Janice ağlamak üzereydi. Gözlerini kırpıştırarak bana baktı “ Geri dönmeyecek misin?”

   “ Amerika’ya geri döneceğim,” dedim. “ Geldiğim yere geri döneceğim.”

   Bu fikri uzun süredir düşünüyordum. Annemle aynı kıtanın üzerinde yaşamanın düşüncesi bile beni geriyordu fakat orayı özlemiştim. Artık güneş banyosu yapabildiğim günlere geri dönmek istiyordum.

   “ Bebeğimin sensiz büyüyecek olma fikrine alışamam.”

   Başımı hızla kaldırıp ona baktım. Nutkum tutulmuştu. “ Janice?” dedim elimi ağzıma götürerek “ Sen…”

CENNETHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin