21. Bölüm Part 1

8.2K 364 6
                                        

 Yorumlarınızı bekliyorum :*

   Mark’ın bana anlattığına göre film Kanada’da çekilecekti ve oyuncu koçu olmak için orada bulunacaktı çünkü Juan-yani yönetmenimiz-usta oyuncular yerine amatörlere şans verilmesini tercih eden biriydi ve bu konuda yardıma ihtiyacı olacaktı. Kanada’nın soğuk havasına karşılık elimde bir sürü kazak vardı. Viv’in bana neden bu kadar kalın şeyler aldığını merak edip duruyordum, sebebi ortadaydı.

   Gitmeden önce yapmam gereken bir şey olduğunu biliyordum. Bunu yapmak benim kalbimi daha çok kıracaktı fakat Michael, Sasha ya da Janice’i görmeden bir yere gidemezdim. Onların bana inandığını biliyordum. İnanmasalar bile her zaman beni dinleyecek kadar sabırlı ve anlayışlı olmuşlardı.

   Derin bir iç çektim ve yumuşak, mor renkli kanepeden kalktım. Mark içeride valizini toplamakla meşguldü. Yarın buradan gidecektik. Ben kanepeden kalktığımda Viv gözlerini televizyondan ayırmadan “ Nereye?” dedi.

   Ona ne yapacağımı anlatmak istesem de kendimde bu kuvveti bulamıyordum. Muhtemelen bana izin vermeyecekti ya da yanımda gelmek isteyecekti. Birkaç kez otele gidip her şeyi açıklamak için ayaklandığımda Viv kapıyı kilitleyip anahtarı saklamıştı.

   “ Telefonu kullanabilir miyim?” dedim sevimli bir sesle.

   Viv bu sefer gözlerini izlediği şeyden kaçırdı ve gözlerini kısarak bana baktı “ Ne yapacaksın?”

   “ Bir… Arkadaşımla görüşmem gerek.” Aslında Max ile de görüşmem gerekiyordu. Geçtiğimiz bir ayda kendime acımakla o kadar meşguldüm ki, onu üzmüş ve telaşlandırmış olabileceğim aklımın ucundan bile geçmiyordu.

   “ Inna,” dedi Viv uyarırcasına.

   “ Max ile konuşmam gerek!” dedim masum bir tavırla. “ Beni çok merak ettiğine eminim.”

   Viv cebinden telefonu çıkartırken “ Sadece Max,” dedi. “ Ve burada konuşacaksın.”

   Lanet olsun. “ Pekâlâ.”

   Ezberimdeki numaraları tuşlarken bir yandan da Max’e ne diyeceğimi düşünüyordum. Onu yalnız bırakmıştım. Beni o kadar pisliğin arasından çekip alan bir insana arkamı dönmüş, arayıp yaşadığımı bile söylememiştim.

   Telesekreterin moral bozucu sesi çıktığında dudaklarımı dişledim. Bu hat servis dışı da ne demekti? Max devamlı bu hattı kullanırdı. Ona ulaşabileceğim tek numara buydu, lanet olsun!

   Birkaç kez daha denedim fakat sonuç her seferinde aynıydı. Viv dikkatli gözlerle beni izlerken aklıma gelen fikir yüzünden heyecanlandığımı göstermemeye çalıştım.

   Elimle tek kulağımı kapattım ve duyamıyormuş gibi yapıp “ Max?” dedim. “ Benim, Inna.”

   Ardından Max’in konuşacağı süre kadar sustum ve Viv’i inandırmak için mimiklerimi kullanmaya başladım. Üzgünmüşüm gibi yaparak “ Biliyorum,” dedim. “ Çok üzgünüm. Sana tüm olanları anlatacağım. Gerçekten çok zor… Ne?” Tekrar duyamıyormuş gibi yaptım. “ Buluşmak mı?”

   Kaşlarını çatan Viv’e bir bakış attım ve “ Tabii ki,” dedim. “ Evet, tamam. Bir saat sonra, hep buluştuğumuz yerde.”

   Ardından telefonu kapattım ve Viv’e verdim. Bir şeyden şüphelenmiş gibi görünmüyordu. Bir anda bana olan güvenini kullandığım için kendimi suçlu hissettim ama onları görmeye ihtiyacım vardı.

   “ Ne oldu?” dedi Viv, telefonu yeniden cebine koyarken.

   “ Max onunla buluşmamı istedi. Bende bunu kabul ettim...”

CENNETHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin