Bir günde iki bölüm atan yazarları sevin! Hemde çok sevin ve bol bol yorum atın. Adım adım finale giderken desteklerinize ihtiyacım var. Öpüldünüz efenim!
Geceyi kucağıma alıp odasına çıktım ve kapıyı kapatıp kilitledim. Vücudum bir anda buz kesmişti ve ellerim uyuştuğu için hissedemiyordum. Kalbim her an boğazımdan çıkacakmış gibi korkuyla atarken gördüklerimin bir rüyadan ibaret olması için yalvarıyordum.
Onun hala hayatta olması çok saçma. Ali, eğer yalan söylemiyorsa, onun bedenini teşhis etmişti ve öldüğünden emindi. Peki Rana Hanım? O biliyor mu yaşadığını? Bence bilmiyordur. Bence benden başka kimse bilmiyordur onun yaşadığını, Ali dışında.
Gece ağlamaya başladığında benimde göz yaşlarım usul usul süzüldü gözlerimden. İçimde tuttuğum öfkem, üzüntüm, kırgınlığım ve diğer tüm hislerim birer damla olup süzüldüler yanaklarımdan. Gece ağladıkça ben ağladım, hiç susmadan, hiç ara vermeden ağladım.
Odanın kapısı açılmaya çalışıldığında alt dudağımı dişledim. Yeniden zorlandığında oturduğum yerden kalktım ve kapıya yaklaştım. Gece hala ağlıyordu. "Selin?!" Tanıdık sesi duyduğumda kalbimde oluşan huzuru anlatamam size.
Hemen kapıyı açtım ve korkuyla Ali'ye baktım. Oda en az benim kadar berbat görünüyordu. Kollarımın arasında ağlayan Geceyi kendi kollarına aldı. İçimde oluşan boşlukla kalakaldım orada. Ali, Gece ile yanımdan uzaklaşırken dudaklarım aralık baktım arkasından.
Sarılıp teselli etmese bile halimi soramaz mıydı? Birazda olsa durup benimle ilgilenemez miydi? Gece zaten hiç susmadan ağlamaya devam edecekti çünkü karnı açtı. Yanımdan gittiği gibi yine tıpış tıpış bana dönecekti. Sonra ne olacak? O zaman mı soracak bana nasıl olduğumu? Kısaca geçiştirip yanlış görmüşsün falan mı diyecek?
Bende sustum o saatten sonra. Duygularımın etrafına kalın bir duvar ördüm ve içime tıkıştırdım tüm hislerimi. Kocam bile gereksiz buluyorsa bu durumu, sormaya gerek duymuyorsa bence benimde düşünmeme gerek yoktu.
Aralık kalan dudaklarımı ıslatıp Ali'nin yanına gittim ve hala ağlayan Geceyi kucağıma aldım. Yatağa oturup sırtımı başlığa yasladım ve göğsümü açıp kızımı doyurmaya başladım. Başımı kaldırdığımda Ali'yle göz göze geldim. Mavi gözlerinde fazlasıyla merak vardı ama nedenini bilmediğim bir şekilde sorgulamıyordu.
"Ne olduğunu sormayacak mısın?" Dedim düz bir tonda. Sormasa umurumda olmazdı çünkü benimde umurumda değildi. Omuz silkti.
"Neden ağlıyordun?" Dedi hiç beklemediğim bir soğuklukla. Neden bu derece tepkili?
"Önemli bir şey değildi." Deyip bakışlarımı ondan kaçırdım ve uyumak üzere olan Geceye baktım. Yanıma oturduğunu hissedince göz ucuyla ona baktım.
"Kimi gördün Selin, kim yaşıyor?" Gözlerinde merak olmasa sormak için birinin onu zorladığını düşüneceğim. Yutkundum.
"Gerçekten önemli değil Ali, ben.. bir an yanıldım." Sinirle bir nefes verip elleriyle sertçe yüzünü ovuşturdu. Ona bakmamaya gayret gösterdim.
"Geçiştirme, telefonda söylediğini yeniden söyle." Konuşmak için dudaklarımı araladığımda yeniden araya girdi. "Suratıma bak." Kirpiklerimi birkaç kere kırpıp ona baktım.
Gözlerinde tuhaf bir şey vardı. Ali gibi değildi sanki. Mavi gözleri buza dönmüştü ve ona her baktığımda içimi ürpertiyordu. Saatlerdir görmek istediğim, sığınmak istediğim o şefkat yoktu gözlerinde. Yeniden sessiz kaldığımda kaşlarını havaya kaldırdı.
"Geceyi yatırıp geleceğim." Göğsümü kapattım ve Geceyi alıp odasına götürdüm. Üzerini hafifçe örtüp yeniden yatak odasına döndüğümde Ali üzerini değiştiriyordu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Boşluk
FanfictionBir kırık gençlik hikayesi.. Uzaydaki Ali'ye, koca gözlü Selin'e selam olsun.. -bir başka AlSel hikayesi.