Multi medya: Doğu ve yağmur.
Gözlerim yüzüme vuran düzenli nefesler ile açılırken belimin tutulduğunu anladım. Yavaşça yerimden kalkarken Uzayın üstünde yattığımı fark ettim. Hızlıca yattığım yerden kalktım. Başım delicesine ağrıyordu. Koşarak banyoya girdim yüzüme su çarpıp kıyafetlerimi değiştirdim. "Emre ve diğerleri neredeydi?" Bilmiyorum...
Yavaşça aşağıya inip Uzay'ın yattığı koltuğun karşısına geçip oturdum. Sessizce "Uzay!" dedim. Tepki vermedi. tekrar ama bu sefer daha yüksek bir sesle "Uzaay!" dedim. Sessizce yerinde mırıldanırken "Kalk hadi!" diyerek dürtüklemeye başladım. Yavaşça gözlerini açarken yattığı yerden boynunu tutarak kalktı.
"Emre nerede?" diye sordum direk.
"Nereden bileyim ben?." açıkçası bana bu kadar sert davranmasından dolayı irkilmiştim. İlk defa azarlamıştı beni.
"Peki." dedim ve oturduğum yerden kalkıp. Odama gitmek için merdivenlere ilerledim. Uzay arkamdan "Ada." diye seslendi. Durup arkamı döndüm.
Kaşlarımı kaldırıp "Efendim?" dedim. Başını ovalayarak yanıma geldi. "Benden istediğin bir şey varmı?" diye sorunca şaşırdım. Dünden beri böyle olması garibime gidiyordu. Şaşırdığımı anlamış olacakki karnıma baskı uygulayarak merdivene yapışmamı sağladı. Kollarımı itmek için kaldıramadan bikeklerimden tutup dudaklarını dudaklarıma bastırdı.
Ayrıldıktan sonra "Böylesi dahaçok hoşuna gidiyor sanırım?" dedi ve göz kırparak kapıya doğru ilerlemeye başladı. Sadece onun duyabileceği şekilde "Pislik herif!" dedim ve dudağımı silmeye başladım. Seslice sırıtarak kapıdan çıktı.
Sinirli bir şekilde koltuğa oturdum. Bir süre sonra içeriye Emre girdiğinde "Neredeydin!" diye azarladım.
Şaşkınca bana bakarken sadece "Ha?" dedi. Sakince derin bir nefes aldım ve koltuğa oturdum. Ellerimi başımın iki yanına yerleştirip sıktım. Belki ağrımı geçirirdi...
Emre yanıma gelerek "Sen iyimisin?" diye sordu. Onaylarcasına başımı salladım ama bu iyi olduğum anlamına gelmiyordu. Kötüydüm. Eskiler aklıma gelmeye başlamıştı. Beynim uyuşıyor bana eskileri hatırlatıyordu. Kendimi tutamayıp ağlamaya başladım. Emre beni kollarıyla sararak kafamı boynuna gömmeme izin verdi. Bir süre öyle durduk. Geri çekildiğimde "Teşekür ederim." dedim. "Ne için?" diye sordu. Gülümsemeye çalışarak göz yaşlarımın ıslattığı yeri sildim. "Hep yanımda olduğun için, sarılmaya ihtiyacım olduğunda sarıldığın için, beni üzmediğin için,... Her şey için..." dedim derin bir iç çekerek. Gülümseyerek tekrar bana sarıldı. Bu sefer o kafasını boynuma gömdü. Ayrılırken boynuma küçük bir öpücük kondurdu ve ayağa kalktı. "Aç mısın?" dedi.
"Evet" dedim. Kendiliğinden oluşan gerçek gülümsememle...
¿?¿?¿?¿?¿?¿?
Her yerim ter içindeydi. Yorulmuştum ve hızlı kesik nefesler alıyordum. Yaklaşık bir saattir Sepultura'yla birlikte sahilde koşuyordum. Dinlenmek için yere oturduğumda Sepulturada yanıma oturdu. "Uzun zamandır birlikte takılmıyorduk.... Seni özlemişim." dedim ve kafasına bir öpücük kondurdum. "Uzun zamandır çok sıkıntı yaşamıyorum sen olmasaydın belkide intihar etmiş olacaktım, belkide delirecektim. İyi ki varsın, " derin bir iç çektim. "Varsınız..."
Çoğu sıkıntımda içimi dökebildiğim tek dostum Sepultraydı. O olmasa ne yapardım bilmiyorum. " ha bide şey var hani o Uzay denen kaşarı sevmiyorum. Hatta ondan nwfret ediyorum. Neyse artık gitsek iyi olacak." dedim ve aekamı silkeleyerek ayağa kalktım. Tempolu adımlarla birlikte Sepultura'yla eve doğru koşmaya başladık.
Eve geldiğimde herkes evdeydi. Doğu ve Yağmur tekli koltukta oturuyorlardı. Yani Yağmur Doğunun kucağındaydı. Emre üçlü koltukta ayaklarını uzatmış telefonuyla ilgileniyordu. Uzay ise sadece televiziyona bakıyordu. Aralarındaki iletişim sıfır...
Hepsine gözlerimi devirip banyoya çıktım. Soğuk bir duş alıp odama gittim. Üstüme askılı bir tişört giydim. Altıma da dar paça siyah bir pantolon giydim. Aşağıya indim ama yer olmadığı için yere oturdum. Kimsenin umrunda değildim. Uzay hariç...
"Evin yolunu unuttuğunu sanmıştım." dedi
Gözlerimi devirerek "Seni ilgilendirmiyorum."
" Tabi.." diyip gözlerini devirdi. Ayağa kalkıp mutfağa gittim. Dolabı açıp bi kaç parça bir şeyler çıkardım. Arkamı döndüğümde kapının eşiğinde kapıya yaslanmış bir Uzay'la karşılaştım. Gözlerimi devirip önüme döndüm.
Kolumdan tutup beni kendine çevirdi ve ellerini masaya yaslayıp beni kollarının aradında esir aldı. "Ne istiyosun?" dedim sertçe.
"Kiminleydin?."
"kimseyle"
" o zaman neredeydin?"
" Sadece yürüyüş yapıyordum.."
" Emin misin?" diye sorunca daha fazla dayanamayıp ittirdim ama kılı bile kıpırdamadı. "Bırakırmısın artık beni?"
"Hayır?" dedi. Gözlerimi devirerek
"Emin misin?" dedim. Onaylarcasına başını salladı. Gözlerimin içine bakarken kafa attım. O geri çekildiğinde hazırladığım sandviçimi elime alıp Uzay'ın oturduğu yere oturdum. Bi yandan sandviçimi yiyordum bir yandan da televiziyona bakıyordum. Uzay içeri burnunu tutarak girince herkes Uzay'a baktı. Emre "Ne oldu lan burnuna?" diye sorunca önce bana küçük bir bakış attı. "Hiç.. Sadece duvara vurdum." dedi. İstemsizce kıkırdadım. Herkes işine devam ederken gerçekten sıkılmaya başladım. Aklıma gelen fikir ile Uzay'dan intikamımı alabilecektim.
Ayağa kalkıp dikkati üzerime çektim . "Hadi doğruluk mu cesaretlilik mi oynayalım." dedim.
Zaman ayırdığınız için teşekkürler <3
ŞİMDİ OKUDUĞUN
pitbull
Teen FictionHer gün ayrı bir darbeyle yere düşen, kendi yanlızlığına terk edilmiş, zengin bir üvey ailenin eline düşmüş, öz aileni hatırlamaya zahmet etmeyecek kadar nefret ediyorken en fazla ne yapabilirsin? Söylesene ne yapabilirsin? Herkez tarafından ezik gö...
