☁️—satır arası yorum istiyoruum💜
—
Dün Jimin'in kurduğu cümleye açıkcası bozulmuştum. Bunu diğer üyeler de anlamış olacak ki birden, sessizleşip daha sonra konuyu değiştirmeye çalışmışlardı. Her ne kadar ona kendimden emin bir şekilde cevap versem de bu gerçekten utanç vericiydi.
Yüzümün akılda kalıcı olmadığını söylediğinde, hiçbir şey söylemeden, yüzümü inceleyip ilk kez karşı karşıya geldiğimiz insanların yanında cesurca davranmam beni biraz utandırmıştı ama belli etmemiştim. Aynı şekilde şaşkınca o da bana bakmaya başladığında bir süre birbirimize bakmıştık. Kısaca 'hatırlamıyorum, hatırlayamıyorum' demek varken kullandığı kelime yüzümle ilgili düşündürmeye başlamıştı.
''Kelsey seni bekliyoruz, acele et.'' Başımı iki tarafıma hızla sallayıp düşüncelerimden arınmaya çalıştım. Çok başarılı olmuş sayılmazdım ama herneyse.
Elimdeki ağır kamera çantalarıyla, şirket çalışanların olduğu arabaya doğru koştum. Ben arabaya biner binmez hareket etmişti. Gittiğimiz tören sayesinde ilk iş günümün şimdiden yoğun ve yorucu geçeceği belliydi.
''Telaşlı mısın?'' Şirketin menajeri nazikçe sorduğunda başımı hafif salladım.
''Hayır değilim, neden?'' Elindeki dosyayı kapattıktan sonra, rahatlıkla benimle göz teması kurmaya başladı.
''Yeni insanlarla ilk iş günün olduğu için?'' Gülümsemesine, gülümseyerek karşılık verdim.
''Yeni insanlarla ilk günüm ama yine de telaşlı değilim.'' Kendimden emin bir şekilde konuştuğumda, memnun olmuşcasına gülümsedi.
''Bu tür ortamlarda çok bulundun değil mi? Alışmış olmalısın.'' Çenesini oynayarak yavaşça konuşmuştu.
''Evet ama yine de tam olarak alışabildiğimi söyleyemem." dedim kalabalığı ima ederek.
''Bugün herkes nedensizce endişeli." Arabadaki çalışanları gösterip gülümsedi.
''Muhtemelen büyük bir tören olacağındandır. Üyelerin önemli bir dalda adaylığı var.'' dedim almalarını ümit ederek.
Menajer ile beraber yol boyunca sohbet etmiştik.
Nihayet törenin yapılacağı alana geldiğimizde, herkes eşyaları alıp üyeler için ayrılan odaya gittik.
Ortalıkta olan eşyaları ve bizim getirdiğimiz eşyaları, herkesin rahat hareket edebileceği şekilde yerleştirdik. Ben de kamera çantasından küçük kamerayı alıp, birkaç ayarını yaptıktan sonra menajerin sesiyle ona doğru döndüm.
''Kelsey senden bir şey isteyebilir miyim?'' Onaylarcasına ona baktım. ''Sanırım yanlış dosyayı getirmişim." dedi derin bir nefes vererek. "Üyelerin birisini bulup, çağırabilir misin? Ve kameranı götürüp istediğin zaman başlayabilirsin.'' Gözlerini kağıtlardan kısa bir süre ayırarak bana baktı.
''Tamam, gidiyorum.'' Menajerle birbirimize şirince gülümsedik.
Odadan çıkıp, etrafa bakındığımda hiç kimseyi göremedim. Sahneye doğru adımladığımda burada etrafa dağılmış, danslarını çalışan ve oturan bir sürü idol vardı. Olduğum yerde bekleyip bir süre etrafa göz gezdirdim. İleride sahnenin aşağısında, sandalyelere yayılmış olan üyeleri görünce hızlıca oraya doğru adımladım. Sahne bitimine geldiğimde orada durdum.
''Selam!'' Enerjik bir şekilde konuştuğumda üyeler gülerek bana döndü.
''Kelsey gelsene.'' Aşağıya inmek için merdiven aradığımda bulamamıştım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
📷; cameraman
Fanfiction"Umutsuzluğa kapılmaya başlamışken, Jimin'in varlığı tüm her şeyimi unutturmuştu. Jimin benimleydi ve ben henüz kaybetmemiştim."
