☁️—satır arası yorum istiyoruum💜
Umutsuzluğa kapılmaya başlamışken, Jimin'in varlığı tüm her şeyimi unutturmuştu. Jimin benimleydi ve ben henüz kaybetmemiştim.
//
Jimin'den geri çekilirken parmaklarıyla ıslak yanaklarımı silip, ne olduğunu anlamak istercesine yüzüme baktı. Gözlerindeki merakı ve endişeyi açıkça görebilmiştim.
''Neden o çocuğu birden sordun?'' Namjoon konuşmaya başlayıp yanımıza diz çöktüğünde elini omzuma koyarak yüzümü incelemeye başladı.
''Yoksa onunla tekrar karşılaştın da seni rahatsız mı etti?'' Jin korumacı bir tavırla konuştuğunda başımı yavaşça sağa sola salladım.
''Sadece aklıma takılmıştı.'' dedim. Normal çıkan sesim sayesinde başını sallamıştı ama inanmadığı ortadaydı. Menajer eğer bir sorunla karşılaşırsan bana ya da üyelere koş demişti değil mi? Bu da büyük bir sorundu ve acaba bunu onlarla paylaşsaydım üzerimde hissettiğim tonlarca ağırlığındaki yük bir nebze azalır mıydı?
''Toplantıda neler olduğunu anlatmak ister misin?'' Hoseok'un sorusuyla gözlerimi ondan ayırdım. Göz temasında bulunsaydım ciddi bir şey olduğunu anlayabilirlerdi.
''Çok önemli bir şey olmadı.'' diyerek yanıtladım. Onlara anlatmak istiyordum ama sürekli benimle uğraşmaları, yanımda olmaları ve dertlerime ortak olup beni rahatlatmaya çalışmaları onlara karşı olan minnetliğimi artırıyordu.
Hem çocukların comeback'ine de az kalmıştı. Sürekli pratik yapıp hem zihinsel hem de bedensel olarak yorulurlarken birde benim bunu böyle bir dönemde anlatmam doğru olmazdı. Sanırım ilk önce üyelere anlatmak yerine menajerle konuşmalıydım. Ailem hakkındaki bazı şeyleri nasıl öğrendiğini ve bu olayı bilip bilmediğini öğrenmeliydim.
''Sadece o ortam beni biraz strese sokup endişe-'' Sözüm kapının aniden açılmasıyla kesilmişti. Kapı sertçe açıldığında duvara çarparak büyük bir ses çıkarmıştı. Herkesin bakışları kapıya yönelirken menajer soluk soluğa içeriye girmişti. Bir süre yüzümüze baktıktan sonra gözlerini bana çevirmişti.
''Arabanı hemen buradan yok etmeliyiz. Anahtarlarını ver hemen.'' Aceleyle konuştuğunda yanımıza doğru adımlamaya başladı ve bu endişelenmemi sağlamıştı.
''Neler oluyor?'' Taehyung şaşkın bir şekilde konuştuğunda menajer benimle göz teması kurmuştu. Dile getirmesede anlatmak istediği ve söylemek istediği şeyi anlamıştım. Demek biliyordu.
Kenarda duran anahtarlarını alıp eline doğru uzattığımda elimden hemen alıp pratik odasından koşarak çıktı. Sandalyeden kalkıp cama doğru ilerledim. Dışarıya doğru bakarken, üyelerde merakla arkamdan gelmişlerdi.
''Kelsey, neler oluyor?'' Jimin'in arkamdan gelen sesini duyduğumda yanaklarımın içini ısırmaya başladım.
''Dedelerimin tüm hisseleri ve mal varlığı üzerime yapılmış.'' diye yavaşça dışarı bakarak mırıldanmaya başladım. ''Hepsini vereceğimi söyledim ama bana başka bir şey söylediler.'' Menajer yanında birisiyle dışarıda gözüktüğünde bir şeyler anlatarak arabamın anahtarlarını ona verdi. Arabamla birlikte uzaklaşırken kendisi tekrar içeriye girdi.
''Ne söylediler sana?'' Suga'yı duymamazlıktan gelerek konuşmaya başladım.
''Menajerin yanına gitmem lazım.'' Dışarıya bakmayı kesip yanlarından geçip gidecekken Suga bileğimi kavrayarak beni durdurdu.
''Soruma cevap alamadık?'' Bileğimi bırakıp hepsi konuşmamı bekledi.
''Bunu sonra konuşalım olur mu? Size anlatacağım.'' dedim gülümsemeye çalışarak.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
📷; cameraman
Fiksi Penggemar"Umutsuzluğa kapılmaya başlamışken, Jimin'in varlığı tüm her şeyimi unutturmuştu. Jimin benimleydi ve ben henüz kaybetmemiştim."
