Sevi'nin dikkatini aracın önünde ilerleyen küçük kız çocuğu çekti. Daha önce onu ne sığınak evinde ne de Yetina'da hiç görmemişti. Yakınında sadece Riki vardı. Oda Kıza bazı talimatlar verip dönünce.
Sevi hemen arkasında yürüyen Pars'a başını biraz ona doğru döndürerek; "o kim?"dedi. Başını tekrardan düzeltip birazcık öne doğru itti. "Şu ufak kız?" Tekrar başını gözünü kızdan ayırmayarak yan çevirdi.
"Yeni gelenlerden." Dedi. Pars sesinde umursamaz bir hava vardı. "Bizim grubumuzda olacak."
Riki, Sevi'nin yanından geçip araca çıkmaktaydı. Konuşulanları duyması üzerine;
"Üzerine bahis oynadım." Dedi. Süratında sinsi ve pis bir ifade vardı. "Bence kız sabaha sığınağı göremez."
Söyledikleri Sevi'yi öfkelendirdi. Aleyna da öfkelenmiş olacak ki Riki' ye dirseğiyle vurdu. Sevi de bunu hak ettiğini düşünüyordu.
Riki, Aleyna'ya;
"Senin sevgilinde kız üzerine bahis oynadı." Dedi. Söylediği sözden zafer kazanmış gibiydi. "Kızıl saçlı olan." Diyerek vurgulayarak ekledi.
"Kes sesini!" Dedi. Aleyna benim sevgilim falan değil o."
"Görevine dön!" Dedi. Pars ses tonu sertti.
Riki bir şeyler konuşmak üzereydi ağzı bir süre açık kaldı. Ardından maskesini agzına kapatıp. Kaşlarını çatarak araçtaki yerine oturdu.
Sevi Riki'nin saçmalıklarıyla uğraşmak istemiyordu. Aklı çocuktaydı. Lisa'ya bakıyordu. Ufak boylu cılız bir kızdı. Korkusuz ve atılgan olduğu belli oluyordu.
Lisa hareketsiz yerde yatan askerin başına geçti onu kollarından tuttu. Aracı bekliyordu tek başına olduğu için Sevi yardımına gitti. Adam oldukça iriydi. Bacaklarından tuttu. Askerin ölü bedenini araç yaklaşınca içine attılar.
Askeri kaldırırken Sevi oldukça zorlanmıştı. Lisa ise hiçte zorlanmışa benzemiyordu.
Aslında hedefleri ölen askerler değildi. Onların görevleri virüslü cesetlerdi. Yinede askerleride almali gerekiyordu çünkü o kadar çok asker vardı ki aracın ilerlemesi için yolun açılması gerekiyordu.
Kız, Sevi'nin yardımından hoşnut gibi gözüküyordu.
"Teşekkürederim, benim adım Lisa senin adın ne?"
Kız çok seri konuşuyordu. Sevi anlamakta zorlandı. Adını anlamıştı bir tek.
"Sevi." Dedi. "Gruba ne zaman katıldın Lisa?"
"Bugün benim ilk gece görevim."
"Seni eğitimlerde görmedim, sığınakta da görmemiştim. Seçimini neden ölü toplayıcı olarak yaptın?"
"Ben seçmedim beni buraya yolladılar ceza olarak."
"Ceza olarak mı? Bu şekilde bir ceza verildiğini duymamıştım suçun ne?"
Riki, Sevi'nin küçük kızla konuşmasından çokta memnun olmamıştı. Lisa'ya seslendi.
"Lisa bir görevin var unutma hemen işinin başına geç!" Dedi.
Lisa Riki'nin sesini işitir işitmez panikledi, tekrardan aracın en önüne geçti. Giderken de Sevi'ye dönüp tatlı bir gülümseme yolladı.
Sevi de ona gülümsedi. Kıza karşı içinde garip bir yakınlık hissediyordu.
Pars'ın yanına döndü. Kızın rahatlığı içini biraz ürpertmişti. Az önce neredeyse doksan kiloya yakın bir askeri araça atmışlardı ve kızın bu sığınaktan ilk çıkışıydı. Bu kadar şeyi hiçte yadırgamadan kabullenmesi Sevi'ye biraz tuhaf geliyordu.
Sehrin içine girmeye başlamışlardı. Yıkık dökük evlerin bulunduğu alana geldiklerinde evlerin içlerine bakmaları için üçer kişilik gruplara ayrıldılar.
Sevi, Aleyna ve Haro'yla birlikte ahsap bir eve bakmak için ayrıldı. Ev bu kadar betonarme arasında çok tuhaf gözüküyordu.
Kapısı zincirlenmiş büyükçe de bir kilit takılmıştı. Haro kiliti kırıp içeri ilk giren oldu. Ardından da Alisya ilerliyordu. Sevi elindeki fenerinin
ışıgını arttırdı. Tabancasını üzerine getirip arkalarından içeri girdi.
Etraf sakin görünüyordu. Yerli yerinde duran vazolar, duvarlarda ki tablolar hiç bozulmadan duran eski mobilyalar.. Sanki bu eve savaş hiç uğramamış yıllar önce terkedilmiş gibi duran bir görüntüsü vardı.
Odalara tek tek girmeye başladılar. Her biri ayrı bir odaya giriyordu.
Sevi kendi girmesi gereken odaya yaklaşırken elinde ki feneri sıkı sıkıya kavradı.
Ahşap işlemeleri olan büyük kapıyı olanca güçüyle itip içeriye bir iki adım attı etrafa göz gerdirmeye başladı. Fenerin ışığı tavanlara yerlere duvarlara tuttu oda boştu hiç eşya yoktu sadece ortada küçük bir halı vardı duvarlar tablolarla kaplıydı. Sevi bu resimlerin her birisini incelemeyi o kadar çok arzuluyorduki korkusu bunu yapmasına engel oldu. Odadan çıktı üst kata çıkan merdivenlere vardı. Ahşap basamaklar çok eski görünüyordu. Sevi birkaç basamak ilerledi her attığı adımda gıçırtılar Sevi de her an düşeceği hissi uyandırıyordu. Basamakların yarısına kadar varmıştı geri dönme istegi duyuyordu. Ama yapmadı tüm merdivenleri çıkıp alt kattaki kapının aynısı olan başka bir yere geldi kapıyı iterek açtı.
Bu büyük bir odaydı evin salonu olmalıydı. Gerçi odadan daha çok zindanı andırıyordu.
Feneri duvarlara tutunca duvarlarda ki kurumuş kan izlerini gördü. Duvardan baslayıp yere kadar uzanıyorlardı. Daha dip köşelere fenerin ışıgını tuttugunda gördüğü manzara korkunçtu ayaklarından zinçirlenmiş ölüler vardı bir kısmı duvar dibine sinmiş bazılarının zinciri uzun olduğu için salonun ortalarında yer alıyorlardı. Aleyna ve ricirta gelmeleri için seslendi.
Ne yapacağına karar verememişti. Birisi gelmeden onlara dokunmak istemiyordu. Gözünü kapıya yöneltti.
Bölüm sonu...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MEZAR KUMARCILARI
Science FictionSevi'nin seçilmiş olabilmek tek arzusudur. Yapması gereken görevlerini yerine getirip kumarı kaybetmemek. Kendisini bir sarmalın içinde bulduğunda artık çok geçti. Sığınak tek kurtuluşları mı yoksa yok oluşları mı?
