~11~

4.1K 274 7
                                        

Bir anda yeri göğü inleten bir kükreme ve gözümün önünde parıldamaya başlayan alevler Eva tarafından etrafa püskürtülüyordu. Heryeri kavurucu ejder alevi kaplerken ben daha ne olduğunu bile anlayamadan elinde kılıç ve kalkanlarla binlerce insan ormana, ejderhalara saldırmaya başlamıştı. Bir kaç dakika kendimi toparlamak için nefesimi dengelemeye çalıştım. Neler oluyordu burda? Bu insanlar nasıl bulabilmişti burayı ve neden ejderhalara saldırıyorlardı.

Hemen sağ tarafımızda küçük ejderhalrdan biriyle yanımızdan uçan Danil'e döndüm. Ona uzun uzun bakıp bana bakmasını umut etmiştim fakat çok fazla dalgın görünüyordu. Eva'nın öfkesini içimde fokur fokur kaynayan bir yanardağ gibi hissedebiliyordum. Yeniden Eva'nın insana durduğu yerde ölmeyi diletebilicek kadar güçlü kükremesini duyduktan sonra bütün o seslerin kesildiğini farkettim. Tüm o kılıç kalkan sesleri, savaş nağraları kendini bir anda büyük bir sessizliğe bırakmıştı. Yüzlerce askerin arasından birinin at üzerinde bize doğru yürüdüğünü gördüm. Heybetli iri yarı bir adamdı, sol gözünün kenarında derin bir iz vardı, saçlarını en tepeden at kuyruğu şeklinde toplamış ve geriye kalan kısımlarını kazıtmıştı... Dışardan bakılınca heybetli, güçlü, kocaman korkutucu bir adam gibi görünüyordu. Eva ile karşı karşıya kalasıya kadar kalabalığı yararak atıyla yürümeye devam etmişti. En sonunda Eva'nın karşısında durdu, "Bulmuşsun onu." Ses tonu bile ürkütücü olan adam her kimse, konuştuğu andan itibaren Eva'nın kalbi sinirle dahada hızlanmıştı. Eva durduğu yerde dikleşip atrafındaki kalablığı kanatlarını iki yana açarak geri püskürttü. Şimdi adamla tam olarak karşı karşıyaydı. "Onu bulup bulmamam seni neden ilgilendirsin leo?"

"Soyumu taşıdığı için olabilirmi sevgili Eva?" Eva'nın son sözlerden sonra daha çok gerildiğini hem görmüş, hemde hissetmiştim. "Senin soyunun kanını taşıdığı, sana ait olduğu anlamına gelmez!"

"Ah yoo sevgili dostum, beni yanlış anladın. Ona sahip olduğumu idda etmiyorum zaten. Ama bildiğini varsayıyorum?" adam atından inip tek kaşını kaldırarak Eva ile göz kontağını bırakmadan devam etti, "Yoksa bilmiyor mu?" Eva o yakıcı sıcak buharını burnundan vererek adama birazdaha yaklaştı,"Sakın, sakın beni tehtid etmeye kalkma. Pişman olursun!" Adamın gür kahkahası her yerde yankılanırken bir anda yer ayağımın altından kaymaya ve gözlerim kararmaya başlamıştı, son anda vücudumda hissettiğim soğukluk beni tir tir titretiyordu.

-Daniel-

Sadece bir kaç dakika önce gayet iyidi halbuki. Bir anda ne olmuştuda böyle bayılmıştı bu kız, onuda geçtim cayır cayır yanıyordu. "Eva, Mia'nın çok ateşi var."

"Onun ateşi içinde Daniel. O aynı zamanda bir ejderha, senin hissettiğin ateş Mia'nın kendi ateşi." Doğru ya, karşımda kuzu gibi yatan bu kızın aslında bir ejderha olduğunu unutmuştum. Saatlerdir baygındı ve sanki bir kâbusun içinde gibi kıvranıp duruyordu, soğuk soğuk terler atıp cayır cayır yanması bu kadar normal olamazdı bence. "Birden bire ne oldu o zaman Eva, Bu kız neden bu hâle geldi?"

"Bilmiyorum ama umarım tahmin ettiğim şey gerçekleşmiyordur Daniel."

"Anlamadım. Neyden bahsediyorsun?"

"Gelecekten çocuğum, gelecekten..."

Kısa olduğunu biliyorum fakat daha uzun ve heyecanlı bir bölümle dönüş yapacağım umarım. Sevgiye kalın 💕


SON EJDERHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin