O hafta sonu Mert'in çağrısına kayıtsız kalamazdım.Ailemden önce İstanbul'a gittim.
İlk işim çantaları eve bırakıp büroya geçmek oldu.
İçim içime sığmıyordu.Mert'i görecektim.
Bende ki aşk platonikti belkide;
Büroda bazen kendimle oyun oynardım.
Kafasını kaldırıp bana bakarsa beni seviyor derdim.
Bu çare değildi tabiki; üstelik en yakın arkadasım Filiz'e duygularımdan bahsettiğimde alay etmişti.
Çok kırılmıştım.Sevilmeyecek biri miyim ben demiştim.
Büroya girer girmez,
Dilan;
"Hosgeldiniz Efsun hanım özledik" diyerek karşılamıştı.
Keşke Mert'te özlemiş olsa dedim içimden.
"Mert bey odasında mı? Dilan diye sordum.
Belki Dilan bile duygularımı seziyordu.
Gülerek " evet buyrun odasında " dedi.
Odaya kadar koşmak istemiştim.
Kapıyı çalıp içeriye girdim.
Gülerek ayağa kalktı ve " hosgeldin" diyerek sarıldı.
O sarıldığında kollarımı kaldırıp boynuna sarılsaydım ne olurdu ne derdi bilmiyorum.
"Hosbulduk Mert nasılsın?" Diye sordum.
"Seni gördüm daha iyi oldum" dedi.
O an duygularımızın karşılıklı olduğunu ilk kez düşünmüştüm.
Masasına geçti bende karşısına oturdum.
"Yen'i bir dava aldık,geldiğine göre yarın seni Semra hanımla tanıştırabilirim" dedi.
Her sohbetimiz işle ilgiliydi ama bu bile güzeldi.
"Dava neyle ilgili öğrenebilir miyim"
"Semra hanım Kimsesiz çocuklar derneğinde Başkan,yıllardır kimsesiz çocuklara yarar sağlamak icin kendini paralayan bir kadın"
" bu çok güzel " dedim.Ve aklıma benimde kimsesizliğim geldi.
Sonuçta evlatlıktım aileme minnettardım aynı zamanda bana baktıkları içinde mahcuptum.
Sonuçta beni doğuran bırakıp gitmişti.
Mert devam etti konuşmaya --aklımdakileri iyiki kimse duymuyordu.
"Yıllardır kocasından çok seyler çekmiş,henüz tam anlamıyla neden boşanmak istiyor bilmiyorum.Bu arada kocası Üniversitede bilgisayar mühendisi ikiside kültürlü insanlar neden boşanmak istiyor ben de merak ediyorum açıkcası..Efsun bu davayı senin almanı istiyorum.İlk deneyiminde harikaydın bu dava artık senindir,yarın da Semra hanım gelir tanışırsın.."
"Tabiki Mert sen nasıl istersen"
Ona genelde bu cevabı veriyordum.O nasıl istiyorsa öyle olmalıydı.
Sabah Yen'i davamın heyecanıyla büroya geldim.
Yarım saat sonrada Mert'in bahsettiği Semra hanım gelmişti.
Görünümü oldukça bakımlı,saçları simsiyah 40 45 yaşlarındaydı,uzun boylu,bal rengi gözleri vardı.
"Merhaba Efsun hanım" dedi.
"Hosgeldiniz Semra hanım buyrun" dedim.
"Mert bey dün kocanızdan boşanmak istediğinizi anlattı.Fakat aranızda boşanmak istemenize sebep olan seyler neler anlatır mısınız? Sanırım esiniz davaya itiraz ediyormuş,benim bunları bilmem ve mahkemede daha iyi savunmam icin gerekli.." diyerek izah ettim davayla ilgili bilgileri.
Semra hanım uzun bir sohbet etmek istiyor gibiydi,sanki konuşurken sözünün kesilmesini istemiyor gibi derin bir nefes aldı.
"O halde size herşeyi baştan anlatayım Efsun hanım"
Can kulağıyla Semra hanımı dinlemeye hazırdım çoktan.
"Benim kocam okumuş ama adam olamamışlardandır,yıllar önce tanıştım okulun kampüsünde sevdim de çok severek evlendim.Evlendigime pişmanım,kaynanam ise tam bir seytandır,erkek evlada düşkündür,kızları hiç sevmez.Cahil iste... beni keşke dövseydi hergün,ama sözleriyle aşşalıyordu her zaman,benim canımı aldı o adam."
Ben şaşkınlıkla dinliyordum.Neredeyse evlenmeden evlilikten soğuyacaktım.
Çayından bir yudum aldı,gözleri dolmuştu,
Sonra kaldığı yerden devam etti.
"Canımı koparmış benden yavrumu düşünebiliyor Musunuz? Efsun hanım,Kariyeri zirvede ama neyleyim adam değilmiş.Tamamen kurtulmak istiyorum bundan,elinizden gelenin fazlasını yapın lütfen...!"
Şok olmustum,
"Canımı aldı diyorsunuz Semra hanım neyi kastediyorsunuz tam olarak anlamadım?" Diye sordum.
"Ah Efsun hanım ; yıllar önce düğünden iki yıl sonra bebeğimiz olmustu.
Ben o zamanlar bu adama muhtaçtım,çalışmamı istemedi.İnsan kaynakları okumuştum,evde oturuyordum.Cinsiyeti kızdı bebeğimin,kaynanam istememiş hiç birşeyden haberim yoktu.Birgün kocam olacak adam;is yemeğindeyken sancım tuttu.Evde doğuracaktım,kendimi zor attım evden dışarıya,komşumuz Ayse teyze vardı rahmetli kendi yanımda gelemezdi onunda kocası aksinin tekiydi,dışarıya bırakmazdı.Yanıma geldi taksi çağırdı.En yakın hastanede, tek basıma doğurdum bebeğimi.Gece geldi benimki birşey demedi.Utanmadı üstelik bu durumumdan,sabah apar topar çıkarttılar beni hastaneden bebeğim'e ölmüş dedi inanabiliyor musun? Öldü dedi bana,lohusa halimle ne olduğumu şaşırmıştım.Senelerdir kimsesiz çocuklar vakfindayim,kendimi toplamam lazımdı işe burdan başladım.Cocuklara aşıktım şimdide öyle... aklım basıma gelip bu işlere hakim olduğumda olaydan üç sene sonraydı,hastaneye gittim yalvardım her yetkiliye sonunda morg listesine baktım.Benim bebeğimin adı Rüya olacaktı,doktor biliyordu muhtemelen morgda isim yazmışlardı.Ama o liste de yoktu benim yavrum.O günden beri bu adamdan ayrıyım yirmi yıldır yüzüne bakmam,boşanmak aklıma gelmemişti.Soyadını da silip atmak istiyorum hayatımdan."
Donmuştum,kulağıma sesler sonradan geliyordu.
Göğsüm sızlıyordu,nefes almadığımı düşünüyordum.
Ateşe atılmışım gibi yanıyordu bütün vücudum.
Kendimi topladım ve;
" özel olmazsa hangi hastane ve kızınız... o nerde şimdi ?"
Hıçkırarak ağladı Semra hanım,
Suçluluk hissettim,benim öğrenmek istediğim bu hikayenin bana anlatılan hayat hikayeme benzer olup olmadığıyla ilgiliydi.
Bende biyolojik annemi arıyordum,sokakta gördüğüm her yabancıya bu mudur? Diyerek bakacak kadar takıntı yapmıştım.
Su ve peçete verdim Semra hanıma biraz yatıştıktan sonra;
"Onu bilmiyorum,bir ailede ama gizli tutuluyor İnan yarama tuz bastın şimdi" dedi.
Ne diyeceğimi bilmiyordum.O kızını ben annemi arıyordum.
Üstelik hikaye çok benziyordu.
Bunu öğrenmem lazımdı.
Yine de " bugün fazla üzüldünüz isterseniz yarın devam ederiz" diyerek kapıdan yolcu ettim Semra hanımı.
Mert'in odasına geçtiğimde;
"Efsun bu halin ne böyle sapsarı suratın,kötü birşey mi oldu?" Diye sordu.
Farkındaydım ruh gibiydim.
Herşeyi anlattım Mert'e ...
"Bu inanılmaz Efsun;Abartmıyorsun bence , bende olsam kendi hikayemle benzetirdim herhalde..Ee detayları öğrenebildin mi peki?" Dedi.
"Hayır Mert kadın zaten ağlayarak gitti.Sonucta onun hikayesini ben az çok biliyorum.Ama o benimkini bilmiyor.Ustune gitmek istemedim.Yarin devam edelim dedim gitti."
Mert de en az benim kadar merak ediyordu.Umutluydu üstelik;bir ihtimal diyordu."
O beni rahatlatacak tek insandı,fikirlerini önemsediğim gibi altıncı hislerinede güvenirdim.
Sonra ayağa kalktı.
" hadi kalk yemeğe gidiyoruz.Kafan dağılır ve seninle konuşmak istediğim bazı seyler var " dedi.
Semra hanımı ve eşleşen hikayeleri bir kenara atıp kalktım.
Yola çıktığımızda arabada sohbet eden,radyodaki DJ'ye kendince cevaplar verip gırgır eden Mert Yoktu.
Bu Sefer tam tersi suskundu.İkimizde restorana kadar tek kelime etmemiştik.
Masaya oturduk siparisleri verdik.
Ben masadaki cicekleri inceliyordum,Mert suskun olunca içimde tuhaf bir çekingenlik oluşmuştu.Yüzüne bile bakamıyordum.
" Efsun " dedi çaresiz bir ses tonuyla...
Yüzüne bakma cesaretim gelmişti o an gözlerine bakıp;
" efendim Mert ?" Dedim.
"Bana sevgilin var mı diye sormuştun,neden sordun o soruyu o akşam ?"
Gözlerimi çektim üzerinden anında,utanmıştım,çocuklar gibi masanın altına saklanmak istiyordum.Kulaklarımı kapatıp arkama bakmadan kaçmak istiyordum,
"Hiç" diyebildim sadece..
Bu ona yetecek bir cevap değildi biliyordum.
"Neden sordun açık açık söyler misin ?" Diye sordu tekrar.
Gitgide daralıyordu çember,soruları benim icin zordu.
Bir yandan da itiraf et ne olacaksa olsun diyordum.
"Merak ettiğim için sordum Mert,kızdıysan bir daha bu gibi bir soru yöneltmem sana.." dedim.
Kafasını iki elinin arasına alıp bana dikti gözlerini,
"Efsun Benim sevdiğim kadın karşımda " dedi.
Yanlış mı duymuştum diye şüphe ettim kulaklarımdan,
"Anlamadım " dedim.
"Bunda anlamayacak bir şey yok;
Seni seviyorum efsun"....
İlk o akşam çıkmıştı ağzımdan,
"Bende seni seviyorum Mert"...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
FISILDA
Teen FictionHikaye;İstanbul'da,kendi halinde bir ailenin yanında yaşayan genç kızın; Evlatlık olduğunu öğrenmesiyle Başlıyor... Anladım ki her kalp bir gün kırılıyor. Takı ana rahminden çıkıp büyüdüğü yıllara kadar. Küçük bir çocuğun en sevdiği oyuncağı elinde...
