Çalan alarm kulaklarımda yankılanırken telefonuma uzanıp ekrandaki bulanık gördüğüm kırmızılığa dokundum. Ses sustuğunda gözlerimi defalarca kırpmış ve telefonumun hemen yanındaki gözlüğümü gözlerime takmıştım. Yatağa oturup boş boş halıya bakarken Bypass havlaya havlaya odama daldı."Gel buraya!"
Ellerimi yaladığında tüylerini okşayıp başını öptüm. Sıkıca sarılmıştım. Gülerek konuştum: "Günaydın oğlum! Gel sana mama verelim."
Ben saçlarımı kaşıya kaşıya mutfağa doğru giderken Bypass'ın kuyruğu bir o yana bir bu yana sallanıyor, o ise dilini sarkıtıp etrafımda dönerek bana şebeklik yapıyordu.
Mutfaktaki gramofonun üzerine bir Zeki Müren taş plağı yerleştirerek günümü aydınlattım. Yaşama tutunmak için müziğe uzanıyordu ellerim. Zekamla çoğu yerin istediği yetenekte biriydim fakat ben beni istiyor muydum? Asıl sorun buydu.
Bypass'ın mamasını ve suyunu doldurdum. Kendime bir meyve suyu alırken yeşilzeytinden birkaç tane tırtıklamıştım. Ekmeğin ucunu bölüp yutarken meyve suyumu kafama diktim. Üzerimdeki askılı toplanmış ve göğüslerimin altına yığılmıştı, onu çekip tekrar bırakırken telefonum masada titreşti. Onu ne zaman buraya getirdim bilmiyordum ama tam o anda Zeki Müren şey diyordu: "Şimdi uzaklardasın."
Telefona uzandım. WhatsApp'tan bir bildirim vardı ama açmadım. Dünkü mesajlardan sonra ona cevap vermemiş, WhatsApp'tan çıkarak sigaramı söndürmüştüm. Ama gözyaşlarımı durdurmamıştım. Kimse ben olamazdı. Ben kimse olamazdım. Kimse olmak için fazla hiç kimseydim.
Telefon elimde titredi. Ekran aydınlandı, bu ikinci mesajıydı. Tanımıyordum mesajların sahibini ve umrumda da değildi ama sorun şuydu ki bu mesajlardan bir ay önce bir sıralar daha almıştım. Sonra cevap vermediğimde durulmuştu fakat dün gece yine başlamıştı ama bu kez cevap vermiştim çünkü hiç iyi hissetmiyordum. Doğum günümdü ve çok yalnızdım. Babamdan bir e-mail veya bir mesaj beklerdim fakat hiçbir şey yoktu. Sanki ben dediğim kadar kimsesizdim. Sanki ben dediğim kadar hiç kimseydim. Bana benden başka kimse yardım etmezdi. Etmeyecekti. Anlamıştım. Acı oluyordu ama sonunda anlamıştım.
Üst üste telefonum titremeye başladığında sıçrayarak duvarda asılı olan saate kaldırdım gözlerimi ve aynı anda gözlerim pörtledi.
"Hassiktir, geç kaldım."
Çoktan bitmiş, boşa dönen plağı çıkarıp güzelce paketine koydum ve kutunun içine, diğer plakların yanına bıraktım. Onun ardından her şey çok hızlıydı. Hoplaya zıplaya formamı giymiş ve Bypass'ın ardımdan gelmesini önlemeye çalışarak sonunda kendimi apartmandan dışarı atabilmiştim.
Siteden çıkarken bekçi kulübesinda oturan Selma ablaya selam verdim. Kulaklıklarımı kulaklarıma takıp müzik açmak için telefonu açtığımda mesajlarla karşı karşıya gelmiştim. Redd'den bir parça açarken mesajlara tıkladım..
İlk mesaj oldukça normaldi.
054...: Günaydın.
054...: Sanırım sen uyanamamışsın
054...: O nasıl bir tiptir jajaj
054...: Lan geç kalıyorsun
054...: Alooo
054...: Pi... Utanmasam duvarı kıskanacağım amına koyayım
054...: Aptal kız geç kaldın
Kaşlarım çatıldı. Kesinlikle dikizci bir sapıkla uğraşıyordum. Kendi kendime perdeleri sık sık çekmem gerektiğini söylerken parmaklarımı ekrana çıkarttım.
Gün: Beni dikizleyen o gözlerini koparırım senin.
Yirmi saniye sonra mesaj geldi. Sayıyordum.
054...: Sonunda bitkisel hayattan çıkabilmişsin
054...: Ayrıca... Bu gözler nelleer nelleer gördüü
054...: Bence tüm kanıtları ortadan kaldıralım
Gün: NE KANITI???
054...: jajaj önüne bak, ağaca çarpacaksın.
Önüme bakmak yerine kafamı kaldırıp etrafı süzdüm. Birkaç öğrenci grubu görmüştüm. Karşı kaldırımda yürüyorlardı ama bizim okulun formasını giyen kimse yoktu.
Topuzumdan çıkan saçları kuğımın arkasına ittirirken önümdeki ağacı geçip elimde titreyen telefonu yüzüme kaldırdım.
054...: Beni bulamazsın demeyeceğim. Beni bulacaksın ama şu an değil Gün.
054...: Dün gece için özür dilerim. Belki yalnız kalmak istemiştin ama bundan sonra asla yalnız olmayacaksın.
054...: Ben olacağım yanında.
054...: Geceleri hem de.
054...: Herkes uyuduğunda ve sen suratının önündeki duvarın ününe bağdaş kurup oturduğunda ben orada olacağım. Seninle birlikte o duvarın önünde oturacağım.
054...: Sen olacağım Gün.
054...: Öyle çok sen olacağım ki benden tek bir iz bile kalmayacak.
054...: Benim yara bantlarım ikimize de yeter. Kesme artık ruhunun bileklerini.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kağıttan Güller Sarayı
Roman pour Adolescents(Tamamlandı.) Kimsem yoktu. Sonra o geldi. Her şeyim oldu. Texting/Kısa Hikaye