Teninde ki Hisler

7 4 1
                                        

İnce bir soğuk,
insanın tüylerini hafiften üyperten, saçlarını havaya savuran bir rüzgar. Havada toprak kokusu, bundan bir kaç dakika önce yağan yağmurun, Kopan fırtınaların eseridir. Biten her yağmur ardında böyle ince bir soğuk bırakıp başka yerlere doğru gider. Ardında kalanlar soğuk ellerle ince bir hırka eşliğinde sıcak kahveye doğru yöneliverirler, gökyüzüne açılan pencerelerindeki damlanın izleri ile camı kapatıp hayallere dalarlar. Hiç olmadık yerlere olmadık kişilerle devam ederler. İnsanın kendini aşıp gerçekten gülümsediği yer her zaman hayalleridir sonu gelene kadar.
Her hayalin can acıtan bir sonu vardır.
Olmalıdır da zaten.
Olmasaydı bu dünyada hayal dışında gerçekten gülümseyen insanları görmemiz mümkün olurdu ancak.
Buğulu camların ardında kocaman bir yaşam var. kulağına hafiften tiz kahkahalar ve biraz da iç çekişler ilişir. Gözlerin kesilen elektriğin karanlığında ağırlaşır birden. Yavaş yavaş alışırsın karanlığa. Etrafa göz attığında bir koltuk, televizyon ve orta sehbasından ibaret bir dört duvar görürsün. Duvardaki düz beyaz tabloya yansıyan yağmur damlaları en güzel resmi çıkarır ortaya, ayın yansıyan ışığında. Arabalar gelir geçer, sesleri işitirsin ama bir sesle irkiliverirsin. En tenha gecede kalbinin ve duygularının sesini duyman mümkündür böylesine bir gecede.
Kahvenden aldığın bir yudum sıcaklık boğazını hafiften yakarken kalbinin içinde dolanıp duran acı herşeyi bastırır. Karanlığını sis bürür birden gözlerinde. Etraf seni düşüncelere dalmanı sağlayacak kadar sessiz ve ılıktır. Hayallerinin sonu kalbinin acısıyla gelir ve yerini düşüncelere bırakıp gider senden, bir yağmur damlası gibi buharlaşır elindeki kahvenin sıcağında. Vücudunu sarıp sarmalayan hırkada asılı olan dertlerin ağır gelsede üşümemek için çıkaramazsın o hırkayı. Kalbinin acısını bastırmak için kahveni yudumlar durursun. Dışarıda olan gözün bir yandan da duvarda asılı olan tabloya ilişip durur. Kulaklarına gelen sesler karmaşık bir hal alır. Bardağın dibi gözüktüğünde ise, yüzünü avcunun içine almışcasına dolanıp düşen bir yaş tok seste yayılır evin içine. Yankısını bırakır yalnızlığına. Gözlerini kamaştıran bir ışık sarar sonra her yeri. Düşüncelerin az önce kuruduğun sonu acı biten hayalin, kalbindeki acı, boğazını hafiften yakan sıcaklık, hırkandaki derdin o bos beyaz tabloya gizlenir yeniden olusacak karanlığa kadar. Ve yeniden böyle bir günü sana sunana kadar hayat gözün hep o tabloda kalır. Camdaki damlalar kurur, izleri gider, güneş doğar o camdan içeriye ama başka bir yağmurda sana güneşi sunan cam ayın yansımasıyla tablondaki eserini yeniden senin üzerine getirip koyamaya Yeter. Ve ellerin içinde biraz hüzün taşıyan soğumuş bardağı bırakır bir köşeye.
Ne tabloyu alıp çöpe atabilirsin, nede o bardağı.
Hayat böylesine ince bir rüzgar gibi işler kalbine soğuğu, en derinlerine bırakır herzaman  acısını.

 Hayat böylesine ince bir rüzgar gibi işler kalbine soğuğu, en derinlerine bırakır herzaman  acısını

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Sep 07, 2018 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Hayattan SayfalarHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin