Kulağıma fısıldamak için yaklaştığında kokusunu içine çektim. Odunsu ve sigara kokan bir kokusu vardı. Tamam ama ben neden bunları düşünüyordum. Yok yok hayır ya ben bu adama aşık falan olamazdım. Çünkü biz ayrı dünyaların insanlarıyız o bir mafya i...
Batu için elimden gelen her şeyi yapmıştım. Ona ölmediğimi inandırmak için neredeyse dört saat dil dökmüştüm. İki aydır merkeze gitmediğim için saat sabah dörtte kalkarak merkeze gittim.
Herkes benim için sevinmiş ayrıca da kızmıştı. Ailem de öyle. Batu'yu ikna etmenden tam bir hafta geçmişti. Ben o bir hafta içerisinde annemlerin yanına da gitmiştim. Onlara işin ciddiyetini anlatınca beni anlamışlardı.
Bu gün öyle ciddi bir iş yoktu. Saat altı olduğunda Kerem beni aramış nerede olduğumu sormuştu. Ben de ona merkeze gelmediğimi ve merkeze gelmiştim. Saat onda sahaya gidecekmiş istersem benim de gidebileceğimi söylemişti.
Tabi beni nereden vuracağını iyi biliyordu. Ben de bu teklife itiraz etmeyip balıklama atladım. Saat dokuz buçuk olmuştu. Alper'e dışarı çıkacağını söyleyip çıktım. Bebeğime atlayıp anı bir kalkış yaptım.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Işte bu bebekte benim kırmızı boncuğum. Ah evet ben size bu arabayı nereden aldığımı anlatmadım. Ah at bi ki de çalmadım. Babam önemli bir iş adamı. Işte bu yüzden ailem ile aram açık. Ama abim. Onunla asla aram açılmadı.
Onlar benim polis olmamı istemediler. Ben de onlara rest çekerek İstanbul' a okumak ve yeni hayat kurmak için geldim. En sonunda kabullendiklerinde bana bu arabayı almışlardı. Ne kadar almamak istesem de arabalara olan zafım buna izin vermeden aldı.
Ah işte sonunda geldim. Kerem ısınmak için topu sektirmeye başlamıştı bile. Onun bana olan bağlılığını ölçmek için sesimi incelterek seslendim.
" Şşşt yakışıklı" dememe rağmen bu tarafa hiç bakmadı. Ama be asla pes etmem.
" Hey taş çocuk sana diyorum." En sonunda sinirlendiğini yumruk yaptığı elinden anladım. Bana hızla döndü ve bağırmaya başladı.
" Senin derdin ne? Cev-" Bu söyledikleriyle kahkaha atmaya başladım. En sonunda o da beni fark edince koşmaya başladı. Ama ben bir polisim ve ben istemediğim sürece kimse beni yakalayamaz.
" Su gel buraya. Beni kaldırmanın ne demek olduğunu sana göstereyim gel buraya." O beni kovalamaya çalıştıkça ben kaçtım ta ki arkama bakıp ayağımı burkana kadar.
" Aaaah" Kerem sesimi duymuş gibi yanıma koştu.
" Su. Su noldu?"
" Kerem. Kerem ayağım çok- aaaah" Ah Kerem neden ayağına baskı uyguluyorsun ki.
" Ya Kerem bastırmasana acıyo işte. " Havalandığımı hissetmemle hafif bir telaş oldu. Ama öyle çığlık atacak kadar korkakdım. Kerem bana uzaylı görmüş gibi bakıyordu.
" Kerem noldu neden uzaylı görmüş gibi bakıyorsun."
" Su aşkım sen neden çığlık atıp boynuma atlamadın." Ah hadi ama öyle bir şey yapmayacağımı anlamalı. Ama bu düşüncelerim kahkaha atmama engel olmadı.