Su'dan
Gözlerimi açtığımda koca bir yataktaydım. Saate baktığımda sabahın dördü olduğunu gördüm. Yan tarafına baktığımda kimse yoktu.
Kerem neredeydi? Kesinlikle yanıma gelirdi. Bana sarılır asla bırakmazdı. Yataktan kalkıp odaya baktığımda bir kapı olduğunu gördüm. Oraya girip baktığımda kimsenin olmadığını gördüm.
Aşağı katta olabilme ihtimalini düşünerek merdivenlerden inip salona girdim. Kerem koltukta oturmuş bir şeyler söylüyordu. Biraz daha yakınlaşınca ne söylediğini anladım.
" Koruyamadım. Benim yüzümden oldu. Uykusunda bebeğini sayıklıyor ama ben koruyamadım. Sikik bir ihale yüzünden oldu. Benim yüzümden oldu." Sesi pürüzlü çıkıyordu.
Hemen bulunduğum yerden çıkıp yanına oturdum. Beni görünce aceleyle göz yaşlarımı sildi. Onu ağlarken görünce içimden bir şeyler koptu sanki.
Gözünü silip elini tutup öptüm. Daha sonra kafasını boynu boşluğuma koydum. Hiç tereddüt etmeden ellerini belime sardı.
" Ağlama hiç bir şey senin yüzünden olmadı. Kaderimiz böyleymiş. Sıkıntını içine atma. Benimle paylaş ama içine atma. Lütfen. Seni sıkıntılı görünce canımdan can gidiyor." Başımı az da olsa kaldırıp yüzümü avuçları arasına aldı.
" Beni düşün Su. Sen ağlayınca şuram acıyor." Elimi kalbine koyup bastırdı.
" Sen üzülünce sinirleniyorum. Hasta olunca endişeleniyorum. Senin canın acıyınca, ağrın bana gelsin istiyorum. Az önce seni odaya taşırken bebeğim diye sayıklıyordun. Sen bir de beni düşün."
Kafasını boyun boşluğuma gömüp hıçkırarak ağlamaya başladım. O da ağlıyordu biliyorum. Belimi sıkıca sarıp boynumda ağlamaya devam etti.
Uzun bir süre öylece durup ağladıktan sonra Kerem benden ayrılıp beni koltuğa boylu boyunca uzanmam için hafifçe yitti. Daha sonra şöminenin önündeki tekli koltuktan battaniye aldı.
Yanıma gelip uzandı ve üzerimizi örttü. Başımı kalbinin üzerine koyup dinlemeye başladım. O kadar hızlı atıyordu ki. Kafamı kaldırıp yüzüne baktım.
" Kalbin çok hızlı atıyor." Gülümseyip kafamı tekrar aynı pozisyona koydu.
" Bu kalp durmadığı sürece hep senin için bu kadar hızlı atıcak." Gülümseyip dinlemeye devam ettim. Daha sonra kapanan göz kapaklarıma dayanamayıp kendimi uykuya bıraktım.
Uyandığımda hala aynı yerde olduğumuzu gördüm. Kerem hala uyuyordu. Elimi yanağına koyup okşamaya başladım. Bir süre sonra dayanamayıp o güzel yüzünü öpmeye başladım.
Yüzünün her bir noktasını öptükten sonra dudağına yöneldiğimde hafif kıvrıldığını gördüm. Yaklaşıp dudağına buse kondurup geri çekilecekken izin vermeyip öpmeye başladı.
İkimiz de derince öpüşürken durmazsak bu işin yatakta biteceğini biliyordum. Kafamı geriye çekip gülümsedim. Kerem ise kulağıma eğilip sıcak nefesini üfleyerek konuştu.
" Seni aklımı kaçıracak kadar çok seviyorum." Dedi ve kalkmaya yeltendi. Kolunu tutup engelleyince çarık kaşlarıyla bana döndü.
" Noldu güzelim?"
" Kalkma. Böyle kalalım. Göğsünde kokunu içime çekmek istiyorum." Dediğimde 32 dış gülümseyip tekrar aynı pozisyonu aldı.
" Ama acıkmışsındır güzelim."
" Hayır acıkmadım. Ben senin kokuna açım. Oldu mu?" Küçük bir kahkaha atıp saçıma uzun bir kokulu öpücük bıraktı.
O sessizce benim yaptıklarımı dikkatle beklerken ben de tırnağımla göğsüne şekiller çiziyordum. Bir süre sonra ben konuştum.
" Kerem eğer bir yıl boyunca birbirimizden koparsak nasıl hissedersin?" Bu soruyu neden sordum bilmiyorum ama deli gibi merak ediyordum.
" Seni ararım. Senden ' beni bırak, seni istemiyorum' cümlesini duyana kadar seni ararım. Ama illaki seni bulurum."
" Ya bulamazsan?"
" O zaman beni ya akıl hastanesinden ya içki ile mücadele merkezlerinden ya da denizin dibinden bulursunuz." Gülümseyen yüzümden eser kalmadı. Ölüm lafını duyunca sanki içimden bir parça koptu.
" Hayır. Öyle bir şey asla olmayacak. Lütfen Kerem bana ölümden bahsetme. Siz de giderseniz ben ne yaparım." Saçımı önce okşayıp sonra da öptü.
" Öyle bir şey olmayacağı yani ayrılmayacağımız için sorun yok güzelim. Neyse hadi kalk yemek yiyelim. Açım ben ya. Senin hiç insafın yok mu da kocanı aç bırakıyorsun." Kahkaha atıp üstünden atlayarak kalktım. Şuan her ne kadar gülsem de içimde bi burukluk vardı.
Mutfağa geçip kahvaltı için bir şeyler hazırlamaya başladım. Bir süre sonra Kerem kapı pervazına tek omzunu yaslayıp beni izlemeye başladı. Galiba bildiğimden haberi yoktu. Bir süre daha konuşmadan durunca bu sefer ben konuştum.
" Daha ne kadar orada duracaksın?" Bir anda boş bulunup irkilince evi dolduran bir kahkaha attım. Kerem'e baktığımda ise gülümseyerek bana baktığını gördüm.
Yanıma gelip belimi kolları ile sardı. Dudağımı ve anlımı öpüp konuştu.
" Sen böyle güleceksen ben her şeye razıyım."
" Her şeye demeyelim de bazı şeylere razısındır. Çünkü senin de yapamayacağın şeyler vardır herhalde." Kafasını yana yatırıp bir süre düşündü.
" Evet. Benim de yapmayacağım şeyle var." Daha sonra kahvaltı masasını kurup yedikten sonra beraber toplamaya çalıştık. Evet çalıştık dedim çünkü Kerem'e her tezgaha koyması için bir şeyler verdigimde beni öpüp durdu.
Ne vardı yani bu kadar öpecek derken bir yandan da bu halleri hoşuma gidiyordu.
Etrafı topladıktan sonra koltuklara geçip oturduk. Sessizce oturmaya devam ederken dayanamayıp ben konuştum.
"Kerem bana hayallerini anlatsana." Derin bir nefes alıp konuşmaya başladı.
Burada kesip diğer bölüme geçicem arkadaşlar. Diğer bölüm Kerem'in hayalleri olucak.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İlk Aşkım
AdventureKulağıma fısıldamak için yaklaştığında kokusunu içine çektim. Odunsu ve sigara kokan bir kokusu vardı. Tamam ama ben neden bunları düşünüyordum. Yok yok hayır ya ben bu adama aşık falan olamazdım. Çünkü biz ayrı dünyaların insanlarıyız o bir mafya i...
