Bencil

437 15 0
                                        

Su'dan

O olayın üstünden iki hafta geçmişti. Şuan ise kızlarla gelinliklere bakıyorduk. Ben kıyafetimi seçmiştim. Elbise giymeyi sevmediğim için siyah bol tulum ve altına siyah kenarında beyaz çizgiler olan spor ayakkabı seçmiştim. Hiç öyle bakmayın. Ben topuklu ayakkabı giyemem.

Kızlar da itiraz etmeden kabul etmişlerdi. Tabi ki onlara sormuştum. Eğer onlar kabul etmezlerdi soyah kalın topuklu ayakkabı giyecektim ama kabul etmişlerdi. Bir kaç saat sonra kızlar gidince evde yanlız kalarak sıkıldım ve Kerem'in şirketine geçtim.

Sekreter beni görünce gülümseyerek ayağa kalktı ve ayak üstü biraz sohbet ettik. Bu kızı seviyordum. Hem bur kere kız nişanlı.

" Buyrun Su Hanım, Kerem Bey müsait."

" Sağol canım." Keremin idasina ilerleyip kapiyi acacakken duysugum sesler ile durdum.

" Evet Rüzgâr bu sevkiyat da tamamlansın. Sorun istemiyorum...... İki gün sonra burada olurlar..... Sen hallet Rüzgâr lütfen karım ve oğlum ile biraz vakit geçirmek istiyorum.... Ah evet. Caner ve Alper'in  düğünü filan iyice koşturdu.... Takma hadi sonra görüşürüz." Hızla içeri girdim. Beni görünce gülümseyerek ayağa kalktı ama Ben onun gibi gülümsemiyordum. O yüzden yüzü soldu. Yanına gidip son gücümle tokat attım.

" Bıktım. Anladın mı bıktım. Sizin o aptal mafyacılık oyununuzdan her an acaba bu sefer kim zarar görecek diye beklemekten bıktım." Yüzü hala sol tarafa dönüktü ve dişlerini sıktığı besbelliydi. Cevap bile vermesine müsade etmeden çıktım. Asansöre binerken peşimden koşuyordu ama ben ondan hızlı davranmıştım. Otoparka gelince arabaya binip çalıştırdım ve son hızda eve geldim. Peşimden de Kerem geliyordu ama umursamadım. Eve girince ardımdan girdi. Yukarı çıkacakken kolumdan tutup durdurdu.

" Su lütfen dinle beni." Kolumu kurtarıp  bağırmaya başladım.

" Neyi dinleyeyim ha neyi? Her gün kime nasıl zarar geleceğini mi? Evet seni en başında böyle kabul eden bendim ama dayanamıyorum. Anladın mı? Seni, oğlumu, abim bildiğim Rüzgâr'ı, kardeşim bildiğim kızları, Alper'i, Caner'i, Batur'u kaybetmekten korkuyorum. Bencilsin sen. Sen sadece kendini düşünen bencilin tekisin." O da sabrının son kırıntılarını da tüketip bağırmaya başladı.

" Neyi anlamıyorum lan neyi? Ben çok mu istiyorum sanıyorsun? Ha? Her gün size zarar gelecek korkusuyla yaşamanın kolay olduğunu mu sanıyorsun? Ben senden önce de senden sonra da bırakmaya çalıştım olmadı tamam mı? Bu siktigimin işlerini bırakmaya çalıştım." Bayağı sinirlenmiş olmalı ki üstündeki kazağı çıkarıp hep merak ettiğin ama anlatmadığı yaraları gösterdi.

" Bunlar nasıl oldu sanıyorsun ha? Bırakmak istedim diye on beş yaşımda ölesiye dövüldüm ben. Hani bundan dört ay önce beş gün ortada yoktum ya işte yine böyle dövüldüm ben. Evet benden daha üstler de var. Sırf sen üzülme diye, sırf sen ağlama canın biraz daha yanmasın diye sana iş gezisi dedim. Şimdi şöyle bana Su kim daha bencil?" Anlattıklarıyla beraber gözlerimden yaşlar akmaya başladı. Yaralarına dokunacağım sırada geri çekildi. O sırada arkadan bir ses duyuldu.

" Baba?" Aras hızla gelip Kerem'in ayaklarına sarıldı.

" Oğlum senin ne işin var burada? Neden odanda değilsin?"

" Baba canın çok yandı mı?" Bu sefer hıçkırmamak için kendimi zor tuttum.

" Yok oğlum. Olur mu öyle şey. Sen bana hep demez misin kahramanım diye. Işte kahramanların canı yanmaz." Aras'a sarılmak için adım attığımda Kerem'in ayaklarına daha çok sokuldu.

" Annecim?" Sinirle yanıma gelip vurmaya başladı.

" Sen benim annem değilsin. Benim annem kimseye bağıymaz. Benim annem babamı kızdıymaz. Benim annem babamı üzmez. Benim annem bencil değil. Sen bencilsin. Sen babama bağıydın. Sevmiyoyum aytık seni." Dedikleriyle şok olmuştum. Oğlum artık benden nefret ediyordu. Kerem hızla Aras'ı alıp yukarı çıktı. Bense salona dönüp koltuğa yattım ve ayaklarımı kendime çekerek kollarımla sardım.

" Benden nefret ediyorlar. Benden nefret ediyorlar." Sürekli olarak bunu tekrarlıyordum. Neredeyse bir saat olmuştu ve ben üşümüştüm. O yüzden yavaşça yukarı çıkmaya başladım. Odaya girdiğimde Kerem ve Aras'ı gördüm. Kerem yarı oturur pozisyondaydı. Aras ise babasının yanında sakince yatıyordu. Kerem galiba bir şey anlatıyordu ve tek eliyle Aras'ın saçlarını okşuyordu.Aras beni görünce diğer tarafa döndü. Başımı eğip fısıldayarak konuştum.

" Özür dilerim." O odadan çıkıp karşıdaki Aras'ın odasına girdim. Oda oğlumun kokusuyla dolmuştu. Dolabından gidip bir tişörtünü aldım ve yatağa kıvrıldım. O sözleri ve bana olan sinirli bakışları aklıma geldiğinde hıçkırarak ağlamaya başladım.

Kapı açıldığında o tarafa dönmeden ağlamaya devam ettim. Daha sonra ise önümde Rüzgâr belirdi. Hızla beklemeden sarıldım.

" Abi ben öyle demek istemedim. O bencil değil ki." Bir yandan hıçkırarak ağlıyor bir yandan da konuşmaya çalışıyordum.

" Şşş tamam. Sakinleş öyle konuşalım." Biraz sakinleştikten sonra Rüzgâr konuştu.

" Az önce geldim. Zili çaldım fakat açan olmadı. Korumalar ise evde olduğunuzu ve az önce kavga ettiğinizi söyledi. Bunun üzerine hemen Kerem'i aradım. Aşağı gelip kapıyı açtı. Aşağıda bana herşeyi anlattı. Bence ona haksızlık etmişsin Su."

" Ama ben öyle demek istemedim ki. Bir anlık sinirle oldu. Hem canı ne kadar yanmıştır. Ben bilmiyordum ki."

" Peki Aras ile aranı nasıl düzelteceksin?" Başımı eğince çenemden hafif tutup kaldırdı.

" Başını asla eğme Su illa ki seni affeder."

" Biliyormusun bazen ben ondan daha çocuğum o benden daha yetişkin. Bakma öyle küçük olduğuna. Önceden de Aras ile anlaşmazlıklar yaşar kavga ederdik ama her seferinde hafif şeylerdi. Hemen affederdik birbirimizi. Ama bu sefer o kadar kolay olmayacak. Hatta belki de benden nefret ediyordur."

" Olmaz öyle şey. Bilmiyor musun sen Aras'ı. Pamuk gibi kalbi var onun. Babasına çekmiş. Merak etme o da en kısa sürede affeder seni. " Burukca gülümseyip konuştum.

" Evet onların pamuk gibi kalpleri var ama ben oraya yakışmıyorum." Rüzgâr sinirlenmişti.

" Su abuk sabuk konuşma. Kalk git yatağına yat."

" Rahat bırak beni Rüzgâr. Bırak orada da Kerem ve Aras rahat rahat yatsınlar. Aras beni görünce huzursuzlanır. Sen de git her zaman kaldığın odaya. Bu gece burada kal. Eve kadar tekrar yorulma şimdi."

" Ne demek huzursuzlanmasın?"

" Az önce kavga ettikten sonra Aras geldi. İşte Kerem alıp yukarı çıkardı. Ben de bir saat kadar sonra yukarı odaya çıktım. Onlar bu odada sanıyordum. İşte odaya gelince Aras arkasını döndü. Canım yandı abi." Rüzgâr hızla beni kendine çekip sarıldı.

" Sabret kardeşim. Az sabret her şey düzelir." Daha sonra ise çıkıp gitti. Ben de tekrar yatağa kıvrıldım. Bencil olan Kerem değildi bendim. O dediği günü hatırlıyorum da nasıl da anlamamıştım. Aptalın tekiydim. O günü düşündüm.

İlk AşkımBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin