Yapamam

454 13 0
                                        

Su'dan

Gözlerimi açtığımda Kerem yanımda yoktu. Ayrıca hava daha aydınlanmamıştı. Kerem'e dikkat ederek kalktım. Mutfağa inip su içtim. O sırada arkamdan ses geldi.

" Kerem'in ölüsünü almaya hazır mısın?"

" Ne diyorsun lan sen? Kerem uyuyor." Iğrenç bir kahkaha atıp konuştu.

" Sen öyle san." Dedi ve önüme birini itti. Yüzüne bakınca tüm kanım dondu. Kerem kalbinde vurulmuş bir şekilde önünde yatıyordu. Hızla eğilip başını dizlerimin üzerine koydum.

" Kerem uyan. Kerem uyanana sevgilim." Kafası yana düşünce var gücümle bağırdım.

" KEREM."
____

Hızla yataktan kalktım. Oh be rüyaymış. Yanına baktığımda Kerem yoktu. Kalbim teklemeye başlamıştı bile. Hızla kalkıp odadaki lavaboya baktım. Orada da yoktu. Çabucak odadan çıkıp merdivenlerden inmeye başladım.

Mutfağa girdiğimde Kerem kahvaltı hazırlıyordu. Beni görünce gülümseyerek konuştu.

" Günay-" Hızla sözünü kesip sıkıca sarıldım.

" Çok kötü bir rüya gördüm."

" Ne gördün anlatmak istermisin güzelim?" Dudaklarımı büküp kaşlarımı çattım.

" Hayır. Hayır istemiyorum. Sadece böyle duralım. Sana ihtiyacım var."

" Peki sevgilim." Öyle durduktan bir süre sonra sakinleşmiştim. O sırada merdivenlerden ses geldi.

" Anne, baba." Tam Aras'ı almaya yelteniyordum ki Kerem benden hızlı davranıp kucağına aldı.

" Efendim oğlum?"

" Baba, Rüzgây amcam neyde? Uyandıymaya gittim ama yoktu. Beni kreşe o bıyakacaktı." Kerem ile birbirimize baktık. Kerem, Aras'ı sandalyeden birine oturtup önüne eğildi.

" Oğlum şimdi biz yani sen, ben ve annen bir aileyiz ya hani. Işte amcan biz daha rahat olalım diye ayrı eve çıktı." Aras'ın hemen gözleri dolmuştu. Batu'ya da düşkündü ama Rüzgâr bizimle yaşadığı için ona daha çok düşkündü.

" Biy daha gelmeyecek mi baba?"

" Olur mu öyle şey oğlum? Rüzgâr hep bize gelecek ama sadece gece bizimle kalmayacak." Kerem bana bakıp kaşlarımı kaldırdı. ' Doğru mu dedim?' Der gibi baktığı için gözlerimi kapatıp başımla onay verdim.

" Baban haklı annecim. Hadi gel biz seninle hazırlanalım o sırada baban da kahvaltıyı tamamlasın. O sırada da Rüzgâr amcam gelir." Elimi uzatınca hızla gelip elini tuttu. Kucağıma alacağım sırada Kerem engelledi.

" Ne yapıyorsun Kerem bıraksana oğlumu. Kucağıma alacağım."

" Olmaz Su."

" Kerem neden?"

" Çünkü sen üşütümüşsün. Bilmiyorum sanki gece kalkıp kalkıp öksürdüğünü. Hem sen kendini yorma hem de Aras'a bulaştırma." Gözlerimi kaçırdım. Evet hastaydım ve bunu Kerem'den saklamıştım.

" Ama Kerem ben haklıyım. Sana kalsa en ufak bir şeyde doktora gidiyoruz. Tamam sen de beni düşünüyorsun ama yani insanda daralıyor canım." Kerem, Aras'ı yere bırakıp benim yanıma geldi. Ve yüzümü avuçları arasına aldı.

" Güzelim biliyorum sıkılıyorsun, daralıyorsun ama ben de korkuyorum. Ya sana, oğlumuza bir şey olursa diye uyuyamıyorum. Beni de anlasan."

" Tamam o zaman sen Aras'ı giydim gel ben de çayları doldurup, Aras'a meyve suyu koyayım." Bir şey demeden Aras'ı da alarak gitti.
_____________

8 Saat Sonra

Işte sonunda abimin ve annemin katilinin yanına gidiyordum. Şimdi siz diyeceksiniz ki baban nerde? O aşağılık herif annem ve abimin cenazesine bile gelmemişti. Zaten annem ile son zamanlarda evleri ayırmışlardı. Şuanda ise ortalarda yok. Galiba şirketi yönetmekle meşgul.

Konuşan Kerem ve Rüzgâr aniden bana döndüler.

" Su biz arabada kalıyoruz. Korumalar hallolunca Rüzgâr'a haber gelecek. Biz de ona göre içeri gireceğiz." Kerem'e onay verince Rüzgâr telefondan birini arayıp başlamaları için talimat verdi. Daha sonra ise bana gülümseyip Kerem ile beni yanlız bırakarak dışarı çıktı.

" Sakin ol güzelim. Az sonra ailenin katili onunde olacak."

" Kerem ben bilmiyorum. Buna hazır
mıyım değil miyim bilmiyorum." Kerem hızla bana sarıldı. Biraz öyle durduktan sonra cam tıklatıldı. İkimizde el ele indik.

" Kerem her şey halloldu. Korumalar etkisiz. O ise içeride." Kerem bana döndüğünde onunla beraber dönüp eve girdim. Sandalyeye bağlanmış beni bekliyordu. İçeride içimizden başka kimse yoktu. Kerem'e elimi uzatınca bana karardıkça baktı.

" Lütfen." Fisiltimla beraber belindeki silahı çıkarıp bana verdi. Yavaş ama sert ve emin adımlarla yanına geldim. Silahı kafasına doğrultup konuşmaya başladım.

" Sen benden daha hicbir günahı olmayan bebeğimi aldın. Hatırladın mı sana yalvarmıştım. Yapma dedim, alma onu benden dedim aldın. Yinde senden nefret etmedim. Edemedim. Daha sonra bir gün öğrendim ki sen aşağılık herif, annem ve abimin katili çıkıyor. Benim abim zengin, varlıklı bir ailede olmasına rağmen hiçbir zaman insanları hor gören, onları aşağılayan biri olmamıştı. En önemlisi de onlara zarar vermemiş aksine onlara yardım
etmişti. Beni de öyle yetiştirdi. Annem desen zaten melek gibi bir kadındı. Sana burada babamı savunamam hatta anlatamam çünkü ben baba nedir hiçbir zaman bilmedim. Ben aile kavramını annem ve abimde öğrendim. Ama sen benden ailemi çaldın." Gözlerimden akan yaşlarla salona göz gezdirdim. Şöminenin üstünde çerçeveli bir fotoğraf vardı.

Karşımdaki aşağılık, yanında güzel bir kadın ve kadının kucağında Aras yaşlarında bir erkek çocuk.

" Oğlun var mı?" Dediğimde Kerem ile birlikte ikisi de oraya döndü.

" Sakın ona zarar verme."

" Var mı, yok mu? Söyle." Gözünden akan bir damla yaşla konuştu.

" Var ama ona zarar verme." Burukca gülümseyip konuştum.

" Ne ben, ne Kerem ne de Rüzgâr senin kadar aşağılık değiliz." Dediklerimle beraber başını eğdi. Derin bir nefes alıp tetiğe baskı uyguladım. Yapmam lazımdı. Şuan herşeyi bitirmem lazımdı ama elim titriyordu. Silahı indirip arkasına geçtim ve ellerini çözdüm.

" Seni o masum çocuğa bağışlıyorum. Benim haddim olmasa bağışlamak sadece Allah'a mahsus olsa da ben seni oğluna bağışlıyorum. Ben bebeğin ile güzel günler geçiremedim ama sen onunla güzel bir hayat yaşa. Sen benim ailemi aldın ama ben seni ailenden alamam. Yapamam. Onlara sahil çık. Bırak bu işleri. Kendini sadece o güzel kadına ve o masum çocuğa ada." Ileride omzunu duvara yaslamış beni gülümseyerek izleyen Kerem'in elinden tutup dışarı çıkardım ve hızla sarıldım.

" Yapamadım Kerem. O küçük çocuğun nefretini kazanacak kadar vicdansız olmadığımı gördüm."

" Sen en doğrusunu yaptın Su. Seninle gurur duyuyorum. Hadi şimdi oğlumuzun yanına. Uyumamış bizi bekliyordur." Elimi tutup Rüzgâr'ın arabasına bindik. Kafamı Kerem'in göğsüne yaslayıp gözlerimi kapattım.

" Mutlu olmak istiyorum Kerem? Çok şey mi istiyorum sence?"

" Senin istediğin hiçbir şey güzelim. Sen bırak çok istemeyi az bile istiyorsun." Kerem'in fısıltısından sonra kendimi bırakıp uyudum.

İlk AşkımBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin