Bölüm sonunu okumayı unutmayııııın!
İyi okumalar
Azer gözlerini açtığında sardığı o küçük bedeni göremedi.Aniden boşluğa düşer gibi oldu.Ruhu üşüyordu sanki.Içinde bir şeyler kırıldı ama bu duygunun yerini çok geçmeden başka bir duygu aldı.
Öfke.
Hep böyle uyanmıyor muydu? Hep Karaca bırakıp gitmiyor muydu onu şimdi niyeydi bu içindeki yangın? Nedendi bu kalbindeki ağırlık?
Hemen toparlanıp yataktan kalktı. Aynanın karşısından geçerken, her zaman gördüğü Azeri görür gibi oldu.
Soğuk ve duygusuz.
Değişmişti Azer. O hariç etrafındaki herkes fark ediyordu.Bazı şeyler,bazıları onu değiştirmişti.Karaca onu değiştirmişti.Düşünceleri beynine bıçak gibi saplanıyordu.Kafasını sallayıp ellerini yüzüne koyarak aynada kendine baktı.
Dün geceki Azer'den iz yoktu.Iç çekti bu düşünceyle.Sahiden ne sanmıştı?
Karacanın onu sevdiğini mi?
Daha kendini sevemeyen birini kim sever ki?
Ama Azer asıl soruyu göz ardı etmişti. Onun istediği asıl şey neydi?Neydi bu öfkesinin asıl sebebi?
Gözlerini sımsıkı kapatarak zihninde canlanan kadın onu esir aldı.Dalgalı kıvırcık saçlarının kokusu burnuna geldi sanki, o portakal kokusu.Azerin huzuru bulmasını salıyordu.Azer sanki yine hissedebilecekmiş gibi derin nefes aldı.O güzel koku sadece zihninde kaldı.Sonra yorgunca gözlerini açtı
Kafasını hızlıca salladı. Sanki beynindeki düşünceleri atmak istercesine yapılmış bir hareketti bu.
Azer Kurtuluşun daha önce hiç bilmediği,hissetmediği bu duyguları cellat olmuş onu boğuyordu. Azer bu idamı biraz ertelemesi gerektiğine karar verdi, üstünü düzeltip odadan çıktı.
Demek Karaca oyun oynamak istiyordu,oynardı o zaman.
Azer koridora çıktığında, aşağıdan gelen sesleri duyunca ev ahalisinin uyandığını anladı. Yavaşca merdivenlerden indi.Karşısında duran manzara az önceki tüm öfkesini silip götürdü.Karacanın nereye kaybolduğunu şimdi anladı adam.Dudaklarına belli belirsiz bir gülümseme yayıldı.
Karaca annesiyle birlikte sofra hazırlıyordu. Bir yandan annesi kıza bir şeyler diyor, kız gülüyordu.Karaca annesine izin vermeden her şeyi masaya dizmeye çalışıyordu.Kadın da omu azarlıyordu.Bu eve ilk geldiğinden beri Karaca Fadik anayı bir başka sevmişti.Azer de bunun farkındaydı ve bu durum onu keyiflendiriyordu.Kendi suçunu annesin yüklenmesini asla tahammül edemezdi, Azer.Zaten daha fazla yükü annesin yüklemişti.
Karaca Fadik hanımın dediğine içtenlikle güldü.
Aniden Karacanın gülüşü Azerin kalbini yaktı geçti. Azer onu hiç böyle gülerken görmemişti. Azer onu hiç güldürememişti. Ezildi bu gerçekliğin altında. Sanki bütün ev çöktü Azer ise küçük çocuk gibi ezilip altında kaldı.
Bir an Karacayı kahkahalara boğmak istedi ama geçti.
Duruşunu dikleştirip, merdivenin son basamağını da indi. Bu iki kadın onu fark etsin diye hafifçe öksürdü. Karacanın siyah gözleri Azeri bulunca gülüşü de aynı anda soldu. Yerini bir endişe aldı. Azeri bırakıp gitmişti. Ama hep aklı ordaydı sanki.Kalbi, ruhu gitmemesi için Karacaya baskı uygulamıştı ama aklı gitmesi için onu uyarmıştı.
Azer tepkisiz bir şekilde masaya yaklaşıp, sandalyesini çekip oturdu. Karaca hala Azerin bu durgunluğuna şüpheyle yanaşıyordu. Hiç hayırlı değildi. Karaca gözlerini Azerden ayırmazken, Azer ona bakmıyordu bile.Kahvaltısını ediyordu ağır ağır.
Fadik hanım masada olan gerginliği hiss edip gülümsedi.
"Oğlum bugün Karacayla dışarı çıkın.Mutfak bomboş"
Karaca Fadik hanımın cümlesiyle düşüncelere daldı.Zihninde Azerle markette dolaşması, kendisinin meyveleri koklayarak tek-tek sepetine atması ve Azerin onu gülerek izlemesi canlandı.Bu güzel hayallerden Azerin sesi çekip çıkardı onu.
