Alinin kapısının önüne gelip kapıyı çaldı Nazlı. Eve girdiği an Aliden mesaj gelmişti. Ali onu kendi evine çağırmıştı. Nazlı hızla üstünü değiştirip hemen aşağı inmişti. Alinin kapıyı açması ile içeri girdi Nazlı. “Gel Nazlı gel. Şöyle gel.” Dedi Ali. Nazlı salona geçip koltuğa oturdu. “Ee beni neden çağırdın?” dedi heyecanla. Doğruyu söylemek gerekirse Alinin onu neden çağırdığını çok merak ediyordu. Film izlemek için falan diye çağırmıştır diye düşünüyordu. “Sıkı bir müzik dinlemek için.” Dedi Ali ve cebinden telefonunu çıkardı. Müziği açıp telefonu masanın üstüne bıraktı. Nazlı duyduğu müzik ile gülümsedi. Bu şarkıyı çok seviyordu. “Bu şarkıyı çok sevdiğimi sen nerden biliyorsun Ali?” diye sordu. Ali gözlerini Nazlının gözlerine dikti. “Senin hakkında her şeyi biliyorum Nazlı. Çünkü senin hakkında her şeyi bilmek istiyorum.” Dedi Ali. Nazlı daha çok gülümsedi. Ali yine tek bir cümlesi ile onu tesiri altına almıştı. Her seferinde nasıl başarıyordu bunu?
‘Ben bal arısı gibiydim senden önce
Bak pervanelere döndüm seni görünce
Yana yana kül olsam her an, yine de senden ayrılamam
Yoluna adadım ömrümü ben sensiz olamam’
Ali gelip Nazlının önünde durdu ve yavaşça elini ona doğru uzattı. “Dokunarak dans edelim mi?” dedi. Nazlı ilk duyduğu cümle ile şokla kalakaldı. Öylece Ali’ye bakıyordu. Ali ona dans etmeyi mi teklif etmişti? Hemde dokunarak dans etmeyi mi teklif etmişti? Bu rüya gibiydi. Nazlı yavaşça elini Alinin avuç içine bıraktı. “Ederim.” Dedi. Sesinden mutluluk duyuluyordu genç kadının. Yavaşça ayağı kalktı Nazlı ve Alinin karşısında durdu. Ali diğer elini yavaşça havaya kaldırıp Nazlının beline doğru yaklaştırdı. Nazlı heyecandan nefesini tutmaya başlamıştı. Gerçek miydi bu olanlar? Rüya görmüyordu değil mi? Alinin elini belinde hissetmesi ile tuttuğu nefesi verdi. Usulca gözlerini kapadı Nazlı. Bu anı tüm her şeyiyle hissetmek istiyordu. Alinin eli onun belindeydi. Diğer eli de elleri arasındaydı. Ali’ye dokunuyordu. Ali’yi hissediyordu. Bütün bu olanlar rüya ise uyanmak istemiyordu genç kadın. Gözlerini açtığında yatağında olmaktan çok korkuyordu. Geride kalan tüm hayatını bu rüyanın içinde geçirmek istiyordu. Her şey öyle güzeldi ki… “Nazlı?” dedi. Nazlı, Alinin sesi ile gözlerini açtı. Rüya değildi. Her şey gerçekti işte. Müzik devam ederken Nazlı elini Alinin omzuna koydu ve bir sağa bir sola sallanmaya başladılar.
‘Yana yana kül olsam her an, yine de senden ayrılamam
Bin yıl yaşasam yine sana doyamam
Sana gönlümü verdim ey nazlı güzel
Seni almazsam gözlerim açık gider’
Dans etmeye devam ettiler. Ali, Nazlının elini havaya kaldırıp onu döndürdü. Nazlı döndüğünde Ali’yi görememekten korkuyordu. Hala bunun gerçekliğine inanamıyordu genç kadın ama gülümseyen gözlerle karşılamıştı Ali onu. Nazlı şu an çok mutluydu ve bu mutluluğunun bozulmasından korkuyordu. Ali ile dans ediyordu. Birbirlerine dokunuyorlardı. Bu öyle güzel bir şeydi ki… Nazlı bunu o kadar çok hayal etmişti ki… Şimdi dünyanın en mutlu kadınıydı genç kadın ve bunun tek nedeni Ali’ydi. Tüm mutluluğu Ali’ydi. Onu mutlu eden tek şey oydu. Onun mutluluğu Ali de saklıydı. Nazlı ömrü boyunca bu anı, bu anda ki mutluluğunu asla unutmayacaktı. Alinin ona gülümseyen gözlerini asla unutmayacaktı. O gözlere hep aşık olarak kalacaktı.
‘Bana ellerini ver hayat seni sevince güzel
Yoluna adadım ömrümü ben gel kaçma güzel
Bana ellerini ver hayat seni sevince güzel
Sana gönlümü verdim nazlı güzel’
Alinin onu tekrar döndürmesiyle bu sefer Nazlı ellerini Alinin boynuna doladı. Gülümseyerek baktı sevdiği adama. Ali yavaşça yüzünü yüzüne yaklaştırmasıyla gözlerini kapadı heyecanla genç kadın. Kulağında hissettiği Alinin nefesiyle tüm bedeni titremişti. “Sana gönlümü verdim nazlı güzel…” diye fısıldadı Ali. Nazlı tuttuğu nefesi bırakıp gözlerini açtı ve ona gülümseyerek bakan Ali’ye baktı ve gülümsedi. Hala anın etkisinden çıkamamıştı. Bu yakınlık onu öyle etkilemişti ki hala titrediğini hissediyordu. “Dünyanın en güzel müziği.” Dedi Ali. Nazlı ona baktı. “Hayır. Benim için değil.” Dedi. Ali ona anlamaz gözlerle bakarken Nazlı onun boynundan elini çekip kalbine indirdi. Avcunun içinde hissettiği kalp atışları ile gülümsedi. “Benim için dünyanın en güzel müziği bu. Senin kalp atışların.” Dedi Nazlı. Ali kocaman gülümseyip gözlerini kaçırdı. İşte dünyanın en güzel müziği bu kalp atışıydı. Dünyanın en güzel sanatı Alinin yüzüydü. Dünyadaki en güzel şey Ali’ydi. Nazlı başını Alinin omzuna koyup onun kokusunu içine çekti. İşte dünyanın en güzel kokusu Ali’nin kokusuydu. “Bana ellerini ver hayat seni sevince güzel…” dedi Nazlı. İşte böyleydi. Dünya onlar beraberken güzeldi. Hayat onlar birbirlerini severken güzeldi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mucize - #AlNaz
RomanceAlNaz'ın yaşamasını istediğimiz her şeyi kısa hikayeler şeklinde burada yazıyorum. İyi okumalar!
