4.2

526 43 37
                                        

küçükbiryanlışyapıldığındanbölümdüzenlebmiştir.

Sabah kalktığımda James gitmişti. Defterin üzerine karalanmış notta acil bir arama ile gittiğini bahsediyordu. Oysaki gün doğumunda yanağımı öpüp gittiğini biliyordum. James ile bir güne başlamak benim için fazla lükstü zaten.

Kendime kahvaltı hazırlamış ondan sonra da televizyonda izlemek için kanal arıyordum ve sıkılmıştım. Kapı çaldığında biraz sürünerek de olsa kapıya gittim.

Regl olmaktan nefret ediyorum.

Kapıyı açtığımda Felixi kahverengi tişörtü ve altında siyah şortu ile buldum. Kahverengi ona yakışıyordu. Elini kaldırarak "Hey!" dediğinde bende elimi kaldırmış "Hey!" demiştim onun gibi.

"Aslında sana mesaj atacaktım ama telefon numaranın bende olmadığını fark ettim." dediğinde gülmemem için dudaklarımı birbirine bastırdım. O da bana bakıp güldüğünde elinde duran telefonu alıp numaramı yazdım.

Bunun için sonradan pişman olur muydum bilmiyordum.

" Kasabaya açılan yeni sinema salonun ilk filmi gelmiş." dediğinde kafamı salladım. Felixin güzel bir film seçeceğine şüphem yoktu.

"Pekala akşam 8 de o zaman?" dediğinde tanıdık cümle ile yerimde durdum.

"O zaman akşam 8 de buluşuyoruz zambak?" diyen Jamesin sesi ile dolabımdan beyaz elbisemi çıkarmıştım.

Oh...

Gülümsemeye çalışarak "Tamam o zaman." dediğimde gülümsemiş ve arkasını dönüp ilerlemeye başlamıştı.

Bunun bir randevu olduğuna inanmak istiyorum muydum?

Kapıyı kapattığımda bunu danışabileceğim kimse olmadığını fark ettim. Petunia en sonki aramama geri dönmemişti. Annemi de arayamazdım.

Felix yakışıklı ve sempatik biriydi. Onunla eğleniyor, gülüyordum. Ela gözleri beni ağlatmıyor aksine güldürüyordu.

Kendimi Henriette kadar olağanüstü biri gibi hissediyordum.

"Of ya " diyerek mırıldandığımda kendimi balkona attım. Bahçeden biraz daha yüksek olan balkonda biraz daha iyi hissediyordum. Ne yapacağımı bilmediğimden saçlarımı karıştırdım.

Kendimi iki erkek arasında kalan o kızın oldupu saçma pembe dizilerdeki gibi hissediyordum.

Balkonda biraz daha oturduktan sonra kafamı toparlayamadığımdan evi toparlamaya başlamıştım.

Bütün çöpleri evin önündeki çöp kutusuna atarken yoldaki bisikletli düşmüştü. Çocuk acı ile kolunu tuttuğunda hızlıca yanına gittim. Siyah saçları yüzünü neredeyse kapattığından yüzünü göremiyordum.

"İyi misin?" diyerek endişe ile yanına gittiğimde ne kadar aptalca bir soru sorduğumu fark ettim. Çocukda bana öyle baktığında omuzlarımı silkmekten başka bir şey yapmadım

Soğuk kanlı bir insan değildim.

"Gel şuna bakalım." dediğimde çocuğun  benle yaşıt olduğunu fark ettim ama onu hiç görmemiştim.

Kalktığında biraz bana tutunuyor bemde gir yandan bisikletini tutuyordum. Merdivenlerin yanına bisikleti bıraktıktan sonra onu sandalyeye oturtmuş ilk yardım kitini almıştım.

Eli şişmişti ve sıyrıklarla doluydu. Buz koyup en azından şişliğin inmesini sağlarken yüzündeki birkaç yarayı temizlemek için pamuğa antibiyotik döktüğümde izin almak için yüzüne baktım. Saçları uzun olduğu için geriye attığında yüzünü görebildim. Elmacık kemikleri belirgindi ve teni benimkine kıyasla koyu olsa bile Jamesten açıktı.

affection | jilyHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin