13 ; fading friendships

418 58 32
                                        

Önümdeki kağıt yığınına bakarken bir kere daha nefesimi yukarı doğru üfledim, önüme gelen tutamlar uçuşmuştu

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Önümdeki kağıt yığınına bakarken bir kere daha nefesimi yukarı doğru üfledim, önüme gelen tutamlar uçuşmuştu. Ezberlemem gereken şeyler vardı ve bunların hepsi felsefe dersindendi, özelikle de birkaç sayfa notumun eksik olduğunu farketmemle başımı masanın üzerine bırakmıştım.

Felsefeyle aram yoktu zaten, eğer Jeno ile aynı sınıfta olsaydım sınavda ondan kopya çekerdim yüksek ihtimalle. Eh, pişman olmazdım.

Okul hayatım boyunca bir kere bile kopya çekmemiştim ve bunu yapmayı istiyordum nedensizce. Renjun bana kopya vermezdi, Yukhei'den kopya çekmeye çalışsam tek koluyla bile kağıdı kapatabildiğinden onu da beceremezdim. Geriye Jaemin kalıyordu ki o da başkalarından kopya çekmeye çalışırdı.

"Hadi, yapabilirim." Kütüphanede olduğumdan ses de yapamıyordum ama zaten pek kimse yoktu, benimle beraber 9-10 kişi vardı. Diğerlerinden haberim yoktu, zaten olsa da bir şey değişmezdi çünkü derdim başımdan aşkındı. Oturup çay simit yapamazdık yani. Kollarımı masanın iki yanına koyarak kâğıtlara eğildim ve okumaya başladım tekrar, üzerimdeki mavi kazak ara sıra terletiyordu ama ezberleyene kadar buradan çıkmayacaktım.

"Konfüç- Jeno!" Kütüphaneye giren Jeno ile sesim istemsizce yükselirken birkaç kişi kaşlarını çatıp bana bakmıştı. Sakince yerime geri otururken Jeno da bu durumu farkedip gülerek yanıma gelmişti. "Bu kadar heyecanlanacak ne vardı?" Jeno yanımdaki boş sandalyeye sessizce otururken gülümsedim. "Yardımına ihtiyacım var."

Kırmızı bir ceket giymişti sarı tişörtün üstüne, yandan taktığı çantası da çok hoş duruyordu. Dağılan siyah saçları beyaz yüzünde parlıyordu. Alayla tek kaşını kaldırıp arkasına yaslandı. "İçimden bir ses benden felsefe notlarını isteyeceğini söylüyor." Bu sefer arkasına  yaslanan ben olurken kısık olan sesimi daha da kıstım. "Eğer eksik olan birkaç sayfamı verirsen sana istediğin oyunu alırım."

Bence gayet güzel bir anlaşmaydı, bilgisayar oyunları için yanıp biten Jeno bunu reddetmemeliydi. "Pekâlâ, kaçıncı sayfalar eksik?" Masanın üzerine bıraktığı siyah çantaya uzanırken gülümsedim. "Dört ve yedi." Dudaklarını büzerek elindeki kağıtları bana uzattığında elindekileri aldım. "Şanslısın ki fazladan çıktı çıkarmıştım."

Ben de masaya uzanıp notları dizerken iç çektim. "Hangi oyunu istersin?" Omuz silkip çantasından kalemlerini çıkarmıştı. "Fark etmez ama GTA 5 iyi olur." Bu sefer omuz silken taraf bendim. "Tamamdır." Daha da konuşmadık, o yazısını yazarken ben de notlarıma döndüm. Geçen yarım saatin ardından kapı sesini duyduğumda başımı kaldırdım. Renjun geliyordu.

Bu havaya rağmen siyah bir gömlekle kot pantolon giymişti; gömleğinin uçlarını pantolonunun içine sıkıştırmıştı, üşümüyor gibiydi. Fakat bakışları sertti, ben çoktan üşümüştüm. Jeno da başını kaldırdığında ona selam verdi, Renjun ona hafif bir baş selamıyla karşılık verirken yanımıza gelmişti bile. "Bir şey konuşabilir miyiz Lena?" Sorusu sorudan çok alay içeriyordu, aklımdaki düşüncelerle beraber sandalyemi geri iterek ayağa kalktım. Başka bir şey demeden uzaklaşırken ben de peşinden gittim.

Night CigarettesBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin