Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
"Kendine dikkat et tamam mı?" Renjun bana gülümseyip başını sallarken saçlarını karıştırdım, Yukhei'yle de vedalaşıp ikisinin uçağa gitmesini izledik. Jaemin'in ailesi zaten Seul'deydi, bir saate kalmaz o da giderdi. Benim yapmam gereken şey ise yarına çekilen sınavıma çalışmaktı. Tabii bir de Donghyuck vardı, aklımı dağıtıp gitmişti.
Yukhei arabayla gitmediği için arabasını Jaemin'e bırakmıştı. Hata yapıp yapmadığından emin değildim, ama bildiğim tek şey Jaemin'in hız seven biri olduğuydu. Ben de Renjun'e kurabiye yapmıştım. Buna şaşırsa da sonradan toparlamıştı. Beni biliyordu ki ona öğrenci imkânlarımla yolluk yapmadan yollamazdım onu.
Jaemin'le havalimanından çıkarken konuşan ilk o olmuştu. "Gezmeye ne dersin?" Elindeki araba anahtarını önümde salladığında güldüm. "Hayır derim çünkü Yukhei seni keser. Hem, sen eşyalarını hazırladın mı?" Başını sallayıp sürücü koltuğuna geçerken ben de yanına oturdum. "Hazırladım ama aklımda hep bir şey vardı."
Sormak için ona döndüğümde gülümsemişti. "Ne konuştunuz?" Gülümsemesinde ne anlamlar olduğu belliydi, hainliği için ona vuracakken trafikte olduğumuzu farkedip vazgeçtim. "Ben de bilmiyorum ki," dedim kollarımı birbirine sararken. "Garip bir konuşmaydı. Her neyse, başarılar diledi sınavım için."
"Sınavın olduğunu nereden biliyormuş?" Soruş biçiminden sorgucu abi rolüne büründüğünü anlamıştım, ama devam ettim. "Profesörle konuşurken duydu herhalde. Yakınımızdaydı." Anladığını belirten sesler çıkardığında yurdun otoparkına girmiştik bile. Eşyalarını alacağını söylemiş ve yukarı çıkmıştı. Ben de kalçamı kaputa yaslamış bir şekilde oturuyor ve gelmesini bekliyordum.
Donghyuck... Çok garipti. İddiaya bile girerim ki eğer bu akşam çatıda karşılaşırsak yine eski haline geri dönecek, bana hayatı anlatacaktı. Geçmişte ne yaşadığını bilmiyordum ama ona da demiştim, derdini bana anlatabilirdi. Yardımcı olamasam da onu dinleyerek omuzlarına binen yükü azaltabilirdim. Ne kadar azaltırdım orası muammaydı ama onu böyle gördükçe korkuyordum. Sigaraya bağımlı biriydi, onu bu hale getiren şeyi merak ediyordum.
"Geldim." Jaemin bavulunu sürükleyerek gelirken gülümsedim, elindekini bagaja koyup yanıma gelmişti tekrar. İkimiz de böyle durdukça veda edemeyecektik anlaşılan, ondan önce davranıp boynuna sarıldım. Onun da elleri belimi bulduğunda beni boş bir alana geçip döndürmeye başlamıştı. "Başım dönüyor!" Kahkahaları sesimi bastırsa da sonunda durmuştu. İkimiz de bedenlerimizi geri çektik.
"Bak, tatil diye yurdun saat kısıtlaması da kalktı, gece dolaşma orada burada." Tehdit eder gibi konuştuğunda sağ elimle saçımı geriye savurdum. "Bara gideceğim gece." Şaka yaptığımı biliyordu, gülüp omuzuma vurmuştu. "Bak rapor isterim, sınavla ilgili her şeyi söyle bana."
"Tamam anne," dedim şakasına göz devirerek. Son kez sarıldık, arabaya binerken "Hızlı gitme." diye uyarmıştım onu. Otoparktan çıkarken gülümseyip el salladım, görüş açımdan çıktığında dışarıdaki banklardan birine oturdum. Yine yalnız kalmıştım. Oturduğum yerden kalkıp yurda girdim, üzerimi değiştirdim. Bu sefer ben de simsiyah giyinmiştim. Ortama uyum sağlamak lazımdı.