10 ; a helpful friend

449 59 21
                                        

Yağmur, temizlerdi

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Yağmur, temizlerdi.

Aklımızdaki düşünceleri, kişileri; bedenimizdeki izleri, fazlalıkları. Yağmur saf olandı, yağmur belki de seven taraftı.

Yüzüme gelen damlalar eşliğinde gözlerimi kapatmış ve toprak kokusunu içime çekmiştim. Saat daha sabahın dördüydü ve otobüs mola vermişti. Açıkçası hala uyumamıştım, uykum yoktu. Onun yerine aralıksız üç saat boyunca kitap okumuş ve resmen kitabı bitirmiştim. Tabi Donghyuck'u da düşündüğüm vakitler olmuştu. Her neyse, bu sabah yine yurtta tektim, yarın da diğerleri gelirdi herhalde.

Başımı gökyüzünden çevirip otobüse baktım, herkes biniyordu. Yerimden kalkıp ben de otobüse ilerlemeye başladım. Özellikle cam kenarı istedim, yol boyunca yağan yağmuru izlemiştim. Belki Seul'de de yağmur yağıyordu, yarım saat sonra görürdüm. Akşam çatıya çıkar mıydım bilmiyorum, gidince belki onunla karşılaşırdım ve yine sinirlenirdim. Kavga yanlısı biri değildim ama o sustukça daha çok sinirleniyordum. Zaten Renjun de bir garipti, içimde kötü bir his vardı. Donghyuck'u öğrenirse nasıl öğrenirdi hiçbir fikrim yoktu. Bu kızılacak bir şey değildi ama eğer ben anlatmadan başkasından öğrenirse sinirlendiği nokta ona anlatmamam değil, güvenini kırmış olmam olurdu.

Üzerime siyah kotumu ve topuklu botlarımı giymiştim. Jaemin'in de dediği gibi tüm kışlık kıyafetlerimi doldurup gelmiştim. Sarı bir hoodie giymiştim ama ne kadar sıcak tuttuğu konusunda emin değildim, arkamda oturan adamda bir sürü hırka vardı ve utanmasam hırkalarından birini isterdim. Yarım saatlik yolumuz vardı ama donmaktan iyiydi.

"Daha uyumadınız mı?" Elinde tepsiyle gelen muavin bana kahve doldururken gülümsedim. "Hayır, uyuyamam büyük ihtimalle. Biraz soğuk var." Uzattığı kahveyi alırken çikolatalı bisküviyi de bana uzatmıştı. "Ya, öyle mi? Sıcak havayı açmıştık aslında, bir bakayım." Bana gülümseyip giderken ben de gülümsedim. Donmasam iyi olurdu.

Elimdeki kahveye bakarken bisküvi paketini yan koltuğa koydum ve telefonumu çıkarttım.

lena: otobüste bile beleşe kahve içiyorum ağla
[İletildi, 04:16]

Jaemin büyük ihtimalle ya bilgisayar oyunu oynuyordu ya da uyuyordu, her halükârda mesajımı 8'den önce görmezdi. "Şey," Duyduğum sesle arkamı dönerken bana uzatılmış koyu yeşil hırkayla göz göze geldim. "Özür dilerim ama az önce kulak misafiri oldum, bunu giymiyorum kullanabilirsiniz."

Kahvemi önümdeki koltuğun arkasındaki halka yere koyarken ayağa kalktım ve dizlerimin üzerinde durup arkaya döndüm. "Aslında gerek yoktu ama... Teşekkür ederim. İnerken vereceğim." Beklediğim şey ayağıma gelmişti, azıcık rol yapmaktan zarar gelmezdi. Bana gülümseyip hırkayı uzattığında aynı şekilde karşılık vererek elindekini aldım. "Bu arada, ben Lena." Elimi uzattığımda başta şaşırsa da uzattığım elimi sıkmıştı. "Wong Kunhang, Hendery diyebilirsiniz."

Night CigarettesBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin