26 ; don't think about me

405 55 12
                                        

"Merak ettim seni

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

"Merak ettim seni. Beni resmen yanından kovdun ve gecenin bir vakti gittin."

"Bir şey olmadı, yurda geldim zaten." Mei cevabımdan sonra iç çekerek önündeki suyu açtı. "Proje ödevi verilecekmiş, duydun mu?"

Başımı telefonumdan kaldırıp yüzüne baktım. Bunun için üzgün gibiydi. "Geçen senelerde de aynısı olmuştu. İstediğin kişiyle eş olabiliyorsun, Junhan da sınıftaki başka bir kızı seçmişti." Halinin nedenini anladım, gülümseyerek ekranı kilitledim.

"O zaman o birini seçmeden sen onu seç, itiraz ederse onunla konuşmaya çalışırım." Gerinmeyi bırakıp gülümsedi, kafeteryaya giren Renjun'i gördüm o anda. Elindeki kağıda bakarak yürüyordu, galiba Jaemin ve Yukhei sipariş vermişlerdi.

Yukhei'yle konuşmuyordum, daha doğrusu adam akıllı denk bile gelmiyorduk. Sınıfta ismini bile yeni öğrendiğim bir oğlanla yer değiştirmiştim. Uzaktık birbirimize, fiziksel olarak da, ruhen de. Herkesle uzak olduğum gibi onunla da uzaktım.

Söylemeyi unuttum, hava kapalı. Yağmur yağacak gibi ama hayır, üç gündür yağmur yağmıyordu. Ekimin sonlarındayız.

"Ben gidiyorum, proje listesine bakacağım." Mei ayağa kalkarken el salladım ve telefonumu tekrar elime aldım. Koskoca kafeteryada Renjun'le beraber 6-7 kişi vardık. Gözgöze gelmek istemiyordum, sonra kafamdaki şeyler susmak bilmezdi. Annem bile kafamdakilerden daha az konuşuyordu.

Her projede Renjun ile eş olurduk, bu sefer kiminle eş olacaktım? Belki Jeno, ama bölümlerimiz ayrı olduğu için sıkıntı çekerdik. Ya da tek başıma yapmalıydım, kendimi çalışmaya vermeli ve hiçbir şeyi düşünecek vakti bulmamalıydım. Aklımı meşgul etmeliydim. O sırada Jeno da elindeki kağıtlara baka baka kafeteryaya giriyordu Renjun gibi. Elindeki büyük ihtimalle ders notlarıydı.

Onu yanıma çağırdım, beni gördüğü gibi gülümsedi ve karşımdaki turuncu sandalyeye oturdu. Lacivert bir hoodie giymişti, siyah pantolon, siyah saçlar ve siyah botlarıyla güzel gözüküyordu.

"Konuştun mu onunla?" Çantasından telefonu çıkarıp masaya koymuş ve gülümsemişti. Sohbeti ben başlatmıştım, eh, hoşlandığı kızdan bahsettiğimi anlamıştı hemen.
"Evet, doğum günüymüş geçen gün. Ben de dediğin gibi not yazdım ve biraz çikolata aldım." Bu sefer ben gülümsedim, mutlu olduğu zaman ben de mutlu oluyordum. Güldüğü zaman gözleri kısılıyordu ve çok tatlı oluyordu. Yaşıt olmasak minik kardeşim yerine koyardım.

"Renjun'le konuştunuz mu?" diyerek arkamda kalan Renjun'e kısa bir bakış attı. Başımı iki yana sallayarak reddettim, ne konuşacaktım ki? Ayaklarına kapanacak halim yoktu çünkü biraz da beni düşünmesi lâzımdı. Empati kurmalıydı belki de. Jaemin beni anlarken o neden anlamıyordu ki?

"Jeno," dedim iç çekerek. Sesimden de anlamıştı belki, kaşları çatılırken konuştum. "Ben kaydımı aldırmayı düşünüyorum."

"Ne?!" Sesi hafif yüksek çıkınca yüzüne bakamadım, bakışlarımı yere sabitledim. "Umarım dalga geçiyorsundur." Parmağını bana doğrultarak konuştuğunda yine reddettim. Burası bana göre değildi, bir çıkmaza girmiştim ve daha ne kadar gidebileceğimi düşünemiyordum. Herkesi arkamda bırakıp başka bir yere giderdim, puanım da yüksekti zaten. Ama annemlerle konuşmamıştım, diyecekleri şeye bağlıydı her şey.

Night CigarettesBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin