BÖLÜM 5

1.2K 92 20
                                        

Elimdeki elbiseyi de dolaba koyduktan sonra yorgunlukla yatağıma doğru ilerledim, gelen misafirlerden dolayı bugün baya yoğun geçmişti. Yatağa oturduğumda ne yapacağımı bilemeyip etrafı izledim. Kesilen su sesiyle birlikte bakışlarım istemsiz banyoya kaydı, bugünle beraber 2 haftadır evliydik ama bu 2 haftada doğru düzgün birbirimizin yüzüne bile bakmamıştık. Sıkıntıyla ofladım, hersey çorap ipliğine dönmüştü. İpin ucunu bulamıyordum bir  türlü.

Açılan kapıyla birlikte tekrardan ondan tarafa baktım, bir anda gözlerimin kocaman açılmasıyla birlikte hızla bakışlarımı kaçırdım. Az önce ki görüntü sanki ben burdayım dermişcesine gözlerimin önündeydi.

"Hatun siyah tişörtüm nerde?" Diye sorduğunda el mecbur gözlerimi etrafta taradım ama sanki inatla ondan tarafa bakmaya çalışan gözlerime lanet ettim. Tişörtün etrafta olmadığını farkedince el mecbur ayağa kalkıp yanına doğru ilerledim. Çıplak üstüne bakmamak için bakışlarımı yere indirip "dolaba bakıyım..." dedim fısıltıdan farksız çıkan ses tonumla birlikte kaşlarımı çattım, neydi bu ergenlik tavırları sanki hayatımda ilk kez mi üstü çıplak erkek görüyordum.

Yana doğru kaydığında hızla dolabı açtım, etrafı iyice aradım, siyah tişört dışında hersey vardı, el mecbur tekrardan ondan tarafa döndüm, beklenti dolu bakışlarıyla kafamı olumsuz anlamda salladım "burda da yok büyük ihtimalle çamaşırhanede" dedim. Kaşlarını çatıp "ulan bir haftadır o orda mı?" Dediğinde bilmıyorum dercesine omuz silktim. İnanmak istemezcesine etrafa göz attığında bende elimde olmadan onu izlemeye devam ettim. Islak siyah saçlarından dolayı perçemleri anlını süslüyordu, bir insan banyo yapınca gözleri parlar mıydı? Resmen adam banyo yaptığında gözleri daha canlı bir yeşile bürünüyordu, bakışlarım itaatsiz bir şekilde aşağılara indiğinde hala ustunde duran damlacıkları yol çizerek aşağılara iniyordu. Herseye rağmen yapılı olan vücudu yunan heykelini andırırcasına bütün ihtişamıyla karşımda duruyordu. Bir türlü bakışlarıma laf geçiremiyordum...

"Neyse başka bir tane giyiyim." Dediğinde elektrik çarpmışcasına hızla bakışlarımı kaçırdım. Kuruyan boğazımla birlikte  hafifçe öksürüp kafamı salladım, tekrardan dolaba dönüp ilk elime gelen tişörtü verip hızla kapıya doğru ilerledim. Acilen su içmem gerekiyordu, az önce ki yorgunluğumu bile unutmuşcasına hızla mutfağa doğru ilerledim.

Kalbim maraton koşmuşcasına hızla atıyordu. Mutfağa geldiğimde dolaba baktım, bardak bulamayınca sinirle ofladım, misafirler yüzünden hepsi kirliydi ve makinadaydı. Tam makinaya gidecekken en üst rafta temiz bir bardak görünce mutlulukla parmak uçlarımda yükseldim, bir türlü elime gelmeyen bardakla sinirle kaşlarımı çatıp daha fazla kuvvet uyguladım, Tam yetişecekken başka bir kolun daha uzamasıyla elimde olmadan hızla arkamı döndüm.

Göz göze geldiğim mavilerle birlikte zorlukla nefes almaya çalıştım, ona bu kadar yakın olmak nefes almamı engelliyordu. Yutkunduğumda  tezgaha çarpan bardak sesini işitmemle hızla bakışlarımı çekip yana kaydım. Bardağı bana uzattığında, fısıltıyla "teşekkürler..." dedim, sadece kafasını sallayıp mutfaktan çıktı.

Tam sürahiyi alacakken camdan yansıyan sandalyeyle bütün vücudum buz kesti, bizi öyle görmüştü. Titremeye başlayan elimle birlikte bardağı bırakıp bir adım geriledim.

Neden her seferinde Tam yanlış anlaşıldığı zaman geliyordu, ayaklarım odaya gitmemek için dirensede yumruklarımı sıkıp  zorlukla odaya doğru ilerledim. Zaten günlerdir yüzüme bakmıyordu şimdi hersey daha fazla sarpa sarmıştı. Kapının önüne geldiğimde derin nefes alıp içeriye girdim, etrafı saran dumanla birlikte hızla öksürmeye başladım, tıkanan nefesimle birlikte ondan tarafa bakmadan hızla çekmeceden astım ilacımı alıp ağzıma sıktım. Boğazımı yakıp geçen ilaçla birlikte bir süre derin nefesler almaya çalıştım sonunda toparlandığımda sinirle ona bakıp "odayı duman içinde bırakmışsın!" Diye isyan ettim. Elindeki sigarayı son kez ağzına götürdükten sonra dumanı içine çekip nefesini verdi.

AFİTAPHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin