18

946 93 37
                                        

Jisung nefesinin kesildiğini hissetti. Minho ona tam olarak ne yapıyordu? Aslında şu anda burada tam olarak neler dönüyordu? Tüm bu düşünceler aklından geçerken kulağında ve boynunda hissettiği sıcak nefes de kendisine hiç yardımcı olmuyordu.

- Ne-ne mi yapıyoruz?

- Evet Jisung?

- Minho ben gerçekten...

Minho'nun bakışları biraz daha yumuşamıştı, ama daha çok Jisung'la alay eder gibi bir ifadesi vardı. Minho daha önce onun belinin bu kadar ince olduğunu farketmemişti. 'Ne kadar da ince, tek kolumla bile sarabilirim' diye geçirdi içinden. Jisung hala ürkekçe ona bakıyordu. Yine birbirlerine yakınlardı. Minho onu muayene ettiği günü hatırlamıştı.

- Şu anda ne hissediyorsun Jisung?

Minho tekrar kulağına fısıldadı.

- Ben, ben ne hissedeceğimi ne düşüneceğimi bilmiyorum, ahh...

Jisung hissettiği sıcak nefesten dolayı inler gibi konuşmuştu. Minho ona hafifçe güldü ve burnundan hızlıca nefes verirken geri çekildi.

- Sen bilmiyor olabilirsin Han Jisung ama ben biliyorum

Minho Jisung'a arsız bir bakış atarak gülümsedi, geri geri yürüyüp kapıyı açtı ve çıktı. Jisung nefesini hemen hemen tutmuştu. O çıkınca derin bir nefes verip göğsünü tuttu. Dönüp aynaya baktığında alnında biriken minik boncukları gördü. 'Bu neydi?' diye geçirdi içinden.

Minho'nun salona dönerken yüzünde bir zafer ifadesi vardı, içeri girdiğinde herkesin ona baktığını gördü, insanlar aniden onları alkışlayıp tebrik etmeye başlamışlardı. Hemen arkasından şaşkın yüz ifadesiyle Jisung girdi. Felix, Jisung'un yüzüne bakınca bir şeylerin ters gittiğini hissetti ve ona seslendi. Minho ise kendi arkadaşlarının şakalarıyla uğraşmak zorundaydı.

- Han bana mutfakta yardım eder misin?

Jisung Felix'e baktı ve hafifçe kafasını salladı. Felix Jisung'un kolundan tutup onu mutfağa doğru sürüklerken arkasına merakla baktı ve Minho'yla göz göze geldiler. Mutfağa girdiklerinde sessizce hemen kapıyı kapattı.

- Han neler oldu çabuk anlat yoksa gece bitene kadar çatlarım

Felix çok heyecanlı, bir o kadar da arkadaşı için endişeli görünüyordu. Jisung hala cevap vermemişti.

- Ne? Yoksa hoşuna gitmedi mi?

- Hayır hayır, öyle bir şey değil Felix hoşuma gitti hem de çok ama tuhaf olan bana dokunmadı ya da beni öpmedi, buna rağmen bu kadar hoşuma gitmesi beni korkuttu, o çıktıktan sonra aynaya baktım ve terlemiştim, hissettiğim sıcaklıktan sanki nefes alamadım, sence bu normal mi?

Jisung hala geçirdiği dakikaların etkisinden çıkamamıştı. Aklına geldikçe kalbi atıyordu.

Felix ona gülümsedi, heyecanla ama kısık sesle konuştu.

- Ohh şükür ben de kötü bir şey oldu sandım

Jisung da ona bakıp gülümsedi.

- Asma o zaman suratını, peki ne oldu da bu kadar etkilendin? Yani aranızda bir şey geçmediyse? Ahhh aslında çok ümitliydim ama bu akşam kaşarlık yapmak yerine onunla ilgilenseydin şu anda burada onunla konuşuyo olabilirdin!

Jisung yine hafifçe gülerek Felix'i dürttü.

- Yani, nasıl anlatsam bilmiyorum, o çok değişik biri, çok gizemli ve bu gizemi beni benden alıyor

SERENDIPITY | Minsung Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin