Felix Changbin'le yaptığı görüşme sırasında meraklı bir şekilde Jisung'u izliyordu. Mutfağa doğru ilerleyip fısıldayarak konuştu.
- Hayır sorun yok, normal görünüyor sadece biraz hastaydı ama şimdi iyi üstelik bi sorunu olsaydı bana mutlaka anlatırdı.
- Tamam bebeğim o zaman Minho'yla konuşurum, endişelenmesine gerek yok
- Tamam şimdi kapatıyorum, seni seviyorum Binniiiii
Felix telefonda bile aegyo yapıyordu çünkü Changbin aegyoya bayılıyordu.
- Görüşürüz bebeğim
Changbin saate baktı, geç olmasına rağmen yine de Minho'ya konuyla alakalı mesaj yolladı.
***
Ertesi gün Minho uyanır uyanmaz telefonunu kontrol etti, Changbin'in mesajını okudu. Yüreğine su serpilmişti. Birden Seungmin'e hala mekanı söylemediğini farketti. 'Daha sonra yazarım' diye geçirdi içinden. Jisung'a günaydın mesajı yolladı. Kalkıp işe doğru yola koyuldu.
Gün ortasında Jisung'dan bir mesaj daha almıştı.
''Sevgilim işlerim biraz uzayacak, eve hemen dönemeyeceğim, işin bitince beni stüdyodan alır mısın?''
Minho olumlu şekilde cevap verdi, sevgilisini çok özlemişti. Aklına gelmişken Seungmin'e mekanın adını yolladı. Onunla görüşmeyi hiç istemese de bunu çözmeliydi.
İşten çıktığında hava yağmurluydu. Aracını park edip şemsiyesini açtı, Seungmin'le mekanın kapısında karşılaştılar.
''Zamanlamamız harika!'' dedi Seungmin.
Minho yanıt vermeden sadece başını sallamakla yetindi. İçeri geçip bir masaya oturdular ve kahve sipariş ettiler. Dakikalar birbirini kovalıyordu. Seungmin elindeki kahve kupasını çevirirken alttan alttan Minho'ya bakıyordu. Minho da aynı şekilde kahve kupasına bakıyordu. Sessizlik içine sıkıntı vermişti.
''Hadi artık açık olalım Seungmin. Tam olarak benden istediğin nedir?''
Seungmin sinsi bir gülümseme bıraktı.
''Minho, farkındayım bu biraz garip ama gerçekten kötü bir amacım yok, emin ol seni geri istesem bile artık isteyemem. Bana artık güveninin kalm- ''
'' Orda biraz duralım Seungmin, sana olan güvenimden daha önemli bir konu var şu anda benim için. O da erkek arkadaşım ve ona deliler gibi aşık olduğumu bilmeni isterim. O yüzden güven meselesini boşuna açma.''
Seungmin kaşlarını hızlıca kaldırıp indirdi ve yine sinsice bir gülümseme bıraktı.
''Anlıyorum, sevgilin bayağı şanslı, ona aşık olduğun anlaşılıyor ancak bana da aşıktın bunu unutma, beni hiç sevmemiş gibi davranman sadece komik duruyor.''
Minho konuşmanın gidişatından bunalmıştı.
''Seungmin başka söyleyeceğin bir şey yoksa artık gitmem lazım. Önemli işlerim var.''
''Söylediğim gibi Minho, yanlış anlamanı gerektirecek bir durum yok, istersen erkek arkadaşınla dahi tanıştırabilirsin beni, endişelerinin gereksiz olduğunu görmüş olursun.''
Minho da donuk bakışlarının arasından sinsi bir gülümseme bırakmıştı.
''Ona hiç gerek yok Seungmin, inan bana''
Minho bir anda ayağa kalktı, tam gitmek üzereyken geriye doğru hafifçe döndü:
''Bu arada Seungmin, derdini gayet anlıyorum bundan sonra ne düşündüğün şekilde ne de arkadaşça beni aramazsan sevinirim.''
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SERENDIPITY | Minsung
FanfictionGenç, yakışıklı ve başarılı bir doktor olan Dr. Lee bir gün tesadüfen biriyle tanışır. *** Minho ona herhangi bir hastası gibi bakmak istemiyordu ve aralarında sadece bir karış mesafe vardı. Bu durum sıradan bir muayene için yeterince zordu... *** ...
