Minho, Jisung'a biraz daha sarılıp o şekilde kaldıktan sonra saate baktı, artık gitmesi gerekiyordu. Hem yarın iş vardı hem de kedileriyle ilgilenmesi gerekiyordu. Son kez Jisung'u derince koklayıp öptükten sonra yataktan kalktı, hızlıca giyindiği sırada Jisung onu izlemekle meşguldü.
İkili, Felix'in odasının önünden geçerken içeriden anlamsız fısıltılar ve gülme sesleri yükseliyordu. Minho hala en yakın arkadaşının şu anda bir erkekle odaya kapanıp böyle eğlendiğine inanamıyordu ama bu durumdan bir hayli memnundu.
Jisung sevgilisine içtenlikle sarılıp onu yolcu etti.
***
Minho için hafta çok hızlı başlamıştı, acil bir göz ameliyatına girmesi gerekmişti. Hastanede geçen zaman yıllara eşdeğer gibi geliyordu, özellikle de geçen yorucu ameliyat saatleri derken hiç bu kadar yorulduğunu hissetmemişti ama yine de mutluydu, mesleğine aşıktı. Aynı zamanda son zamanlarda hayatını daha değerli kılan kişilerle tanışmıştı. Heyecanlı hissediyordu, üniversiteye yeni başladığı dönemleri hatırlamıştı.
Jisung'un uyanınca yaptığı ilk iş telefonunu kontrol etmek oldu. Sevgilisinden günaydın mesajı almıştı, üstelik Minho kişiliğine biraz zıt düşecek şekilde birkaç sevimli emoticon da yollamıştı. Jisung da sevgilisine birkaç sevimli cümle kurdu. Minho'yu daha şimdiden özlemişti. O da uzun zamandır yaşayamadığı duyguları yaşıyordu. Minho'yu seviyordu, Minho'nun kendisine yaşattığı duyguları ve heyecanı seviyordu, sanki onunla olmak bungee jumping yapmak gibiydi, adrenalin ve heyecan dolu. Sonucunu düşünmeden balıklama daldığı bir ilişkinin ortasındaydı şimdi. Minho'yla olan farklılıkları ona büyük bir keyif ve heyecan verse de Jisung'un aklının bir köşesinde travmatik bir şekilde terkedilme korkusu vardı. Bu korkusunu Minho ile aşmayı diliyordu.
Tam da bu düşüncelere dalmışken birden telefonun sesiyle yerinden hafifçe sıçradı. Arayan Minho'ydu. Hemen cevap verdi ve odada turlamak için yerinden kalktı. Minho'nun ona 'uykucu' diye seslenmesi komik gelmişti. Sesiyle bile huzur bulduğu insan artık onun erkek arkadaşıydı.
Minho hastanede geçen saatlerinden ve yorucu temposundan bahsetti. Jisung ise onun kafasını dağıtmak için telefonda espriler yapıyordu. Minho telefondayken kapısı çaldı, bakışlarını yukarı kaydırdığında Areum ile göz göze gelmişti.
- Seni çok özledim ama şimdi kapamam lazım, sanırım hasta geldi
Jisung anlayışla karşılayıp onu sevdiğini söyleyerek telefonu kapattı. Minho'nun gelen hastayı karşıladığı dakikalarda Jisung duşa girmişti. Duş ve hızlı bir kahvaltıdan sonra evden çıkıp hemen stüdyoya gitti. Birkaç dövme randevusu vardı. Hyunjin gelene kadar onları halletmeliydi.
***
Seungmin kapıdan girip karşısında oturan adama baktı. Minho gözlerine inanamıyordu, bi tereddütle kendisine bakan Areum'a bir de Seungmin'e baktı. Onu görmeyeli uzun zaman olmuştu. Ayağa kalkıp isteksiz ve şaşkın bir şekilde elini Seungmin'e uzattığı sırada Areum çoktan odayı terketmişti.
- Evet, görüşmeyeli uzun zaman oldu Minho, nasılsın?
Minho hala derin bir şaşkınlığın içindeydi, düşüncelerini toparlayıp cevap verdi.
- İyiyim Seungmin, sen de iyi görünüyorsun, ziyaretini neye borçluyum?
Minho yine isteksiz bir şekilde cevap vermişti.
Seungmin hiç oralı olmadan masanın önündeki koltuğa yerleşmişti bile.
- Sadece ziyaret etmek istedim, yıllar oldu değil mi?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SERENDIPITY | Minsung
FanfictionGenç, yakışıklı ve başarılı bir doktor olan Dr. Lee bir gün tesadüfen biriyle tanışır. *** Minho ona herhangi bir hastası gibi bakmak istemiyordu ve aralarında sadece bir karış mesafe vardı. Bu durum sıradan bir muayene için yeterince zordu... *** ...
