Hoş geldiniz...
Özür diliyorum zaman kavramımı bugün çok hissetmiyorum.
Umarım beğenirsiniz ❤️
19.BÖLÜM "YERLEBİR"
(Geçmiş Zaman)
Son baharın döktüğü yapraklar birer birer ıslak kaldırım taşlarının arasına düştüğünde o yaprakları ağır ağır ezerek yürüdü Savaş. Lise ikiye başlamıştı bu yıl tek başına, bir başına. Cihad olmadan, olamadan. Cihad gideli çok olmuştu, gitmek zorunda olalı çok olmuştu. Affedemiyordu, o yüzdendi şimdi yüzünde olan bakış. Ne kendini affedebiliyordu ne de diğerlerini.
Ama en çok da Nigâh için affedemiyordu. O kız çocuğuna yüzü olmasa da ihtiyaç duyuyordu, kendini çok da yalnız hissediyordu. Cihad gittikten sonra Nigâh'da gitmişti. Bakmıyordu artık gözlerinin içine, biliyordu onu da kırmıştı ama hepsi çok sevdiği arkadaşı içindi. Cihad'ın nasıl kıskandığını biliyordu, en çok da Savaş'a karşıydı kıskançlığı çünkü küçük kardeşini Savaş'la paylaşmak istemiyordu çünkü o ufaklık da daha bebekken bile Savaş'a gittiğinde sakinleşiyordu ve Cihad Savaş'a bu kadar bağlı olduğu için araya girmeye çalışıyordu.
Ve başarıyordu. Savaş Cihad için Nigâh'a yaklaşmaz olmuş, sadece uzaktan izlemekle yetinir olmuştu.
O küçük kedinin öldüğünü söylediğinde çok uzaklaşamamıştı, bir köşeye sinmiş Cihad'ı beklemişti.
Şimdiyse Cihad yoktu ama Nigâh hiç yoktu.
Abisiyle birlikte kimseyle konuşmamıştı, sürekli bahçede tek başına oynarken sessiz sessiz ağladığını görüyor ama daha o zamandan kırılmış kalbi yüzünden ne zaman Savaş'ı görse uzaklaşıyordu. Bir zamanlar nerde görse Savaş'a gelen bebek artık Savaş'ı bile görmüyordu.
Savaş sıkıntıyla soludu, yeşil gözleri boş boş yerlerde gezinirken dişlerini sıktı.
Biliyordu, yaptığı bir gün ona çok pahalıya mâl olacaktı ama yine de yapıyordu.
Ve farkındaydı ki şimdiden çok pişmandı.
Kendi evlerinin bahçesine girdiğinde bakışları yan bahçeye kaydı, o bu saatte çoktan gelmiş olmalıydı. Ama göremiyordu. Bakışlarını çekmeden eve ilerledi, kapıyı çaldığında bile hala bakışları yan evde en küçük bir hareketi görmek istercesine pencerelerde geziniyordu.
"Oğlum, kime bakıyorsun?"
Savaş annesinin sesini duyduğunda yeşil gözlerini annesine çevirdi. Hangi ara açılmıştı o kapı hiç fark edememişti, dudaklarını ıslatırken. "Nigâh'a." Diye mırıldandı. "Geldi mi okuldan?"
"Okula gitmedi ki oğlum. Gece ateşlenmiş, öğlen geldiler hastaneden."
Savaş'ın bakışları annesinden hızla çekildiğinde omzunda duran çantasını annesine bir şey söylemeden yere bıraktı. Bahçeye yürürken bahçeyi dolanacak hali yoktu, hasta mı olmuştu o? Belliydi böyle olacağı, kendine bakmıyordu. Bunu biliyordu ve bundan oldukça da şikâyetçiydi.
"Savaş," Diyerek arkasından seslenen annesine bakmadan iki bahçeyi ayıran ahşaptan çite ilerledi, onu görmek istiyordu. "Nereye oğlum?" Onu artık yakından görmek, iyi olduğundan emin olmak istiyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
AHZAR
ChickLit"Sevmeseydin!" diye yenilediğinde, vicdansızdı. Merhametsizdi. "Keşke!" Diye bu kez ben titreyen sesimi yükselttim. Keşke sevmeseydim, keşke gözlerim onu bir kez bile görmeseydi. Keşke ama keşke... içime oturan sancıdan aldığım hırsla kolumu çektiği...
