24. "KOVDUM"

11.2K 633 124
                                        

Hoş geldiniz....

Umarım seversiniz...

Oy verip yorum yapmayı eksik etmezseniz çok mutlu edersiniz❤️

"BÖLÜM 24"

"KOVDUM"

Bir suyun oluk oluk akışı, toprakta kendi yatağını açar zamanla. Kıvrıla kıvrıla ilerleyişi, geçtiği yerde bir izini bırakışı yaşadığı şeylerin anlamını, ağırlığını taşırdı.

İnsanın da hayatında bir su yatağı bütün izi olurdu. O yatağın sonu bolluğa açılırdı.

Öyle hissediyordum. Savaş hayatımda beklemediğim bir yağmur yağdırmış, kendini o su yaparak kurumaktan çatlak çatlak olmuş topraklarımda yolunu bulmuştu. O topraklar nasıl bir süre önce yemyeşil doğayla çevriliyse Savaş'a kadar o canlılık yoktu. Şimdiyse, şimdiyse her şey eskisinden daha canlı daha can alıcıydı.

Kapın önünde port mantodan aldığım botun tek ayağını da giymeye çalışırken açık bıraktığım dış kapıya uzandığım diğer elimle, fazla ses çıkartmamaya çalışarak kapattığım kapıyla yerimde doğruldum. Salık bıraktığım saçlarımı omzumdan geriye atarken derince nefes çaldım soğuk havadan.

Bahçe kapısına doğru ilerlerken yüzümdeki saklamaya gerek görmediğim gülümsemeyle, botlarımın topuğundan dökülen tok sesi dinledim.

Kapının önünde beni bekleyen adama giden her adımımla alt dudağımı dişledim. Dudağımdaki nemlendiricinin tadını aldığımda omuz silktim.

Dün akşam o yataktan kaçarcasına aşağıya inmemi takip eden Savaş, benden sadece dakikalar sonra aşağıya inmişti. Gözlerine yansıyan o ifade o kadar canlıydı ki tüm gece gerçek bir Savaş olarak oturmuştu. Bu durum Seçil ablanın dikkatinden kaçmamıştı.

Seçil ablanın sürekli ikimize kayan bakışlarıyla çok da rahat olamadığım bir akşam geçirsem de bir itirazım yoktu.

Sağ gözüme girmek üzere olan saçımı kulağımın arkasına sıkıştırırken, sabahın bu erken saatinde koşar adım yine o adama gidiyordu ayaklarım. Sanki ben istemesem de gidecekleri yol yine onun yoluydu, gözlerinde nefesleneceği yine onun yeşil dünyasıydı.

Dudaklarımı ıslattığımda, geride bıraktığım ıslaklıkta onun izini hisseder gibi olduğumda fak etmeden irkildim. Botun topuklarından dökülen sesler taşlara çakılırken, yüzümdeki en canlı gülümsemeyle bahçe kapısını açtım.

İki basamağı hızla çıkarken, sokakta gezinen rüzgâr saç tellerime dolanmış, yeniden yüzüme sürüklemişti. Kapıdan dışarıya çıktığımda Savaş'ın arabasını her zamanki park ettiği boşluğa baktım. Arabası buradaydı, daha dışarıya çıkmadığını düşünüyordum.

Yüzümdeki gülümseme attığım birkaç adımla kırıldığında silik gülümsemenin kanı dudaklarımdan süzülür gibi bir ifadenin olduğunu biliyordum yüzümde.

Savaş, evde değildi. Dışarıya çıkmıştı. Savaş yalnız da değildi.

Uzun boyu gözlerimin önünde yükseldiğinde derince bir soluk verdim. Gözlerimi kapatırken her şeyin yolunda olduğunu kendi kendime fısıldayarak yeniden araladım gözlerimi, bakışlarım benim farkımda olamayan sevgilimdeyken yüzünün yan profilinden gördüğüm kadarıyla keyfinin yerinde olmadığını anlamıştım.

Bakışlarım sadece Savaş'ın üzerindeyken botun yerde bıraktığı gürültüyle ilerledim yanına, yanlarına. Savaş'ın yüzünde gülümsemesi yokken kendi gülümsemem yüzüme ağır geliyordu.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Mar 05, 2025 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

AHZARBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin