10."FARK"

12.3K 736 112
                                        

 Hoş geldiniz

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Hoş geldiniz...
Umarım seveceğiniz bir bölüm olmuştur.


Vedat Özkaya, Lâl



10.fark"

İçimde can bulan bir küçük kıvılcım, koskocaman bir şehrin sebebi olabilecek kadar nefret ve kırgınlık doluydu. Bunu önleyemiyordum, belki de bu yüzden ben zayıf bir insandım, güçsüzdüm, başarısızdım hatta ve hatta anlaşılmayandım.

Belime sarılı olan kalın kolun varlığını hiç yabancılık çekmeyen bedenimden, rahatsız olmadığı için kendimi kötü hissediyordum, öyle olmasına rağmen ne karnıma sarılı olan kolundan ne de elimin üzerine kapanan iri elinden kurtulmak için bir atak da bulunmuştum. Bu da anlamsız olan bir diğer şeydi.

Ben sadece durmuş, kulaklarıma işleyen o boğuk sesini sindirmeye çalışıyordum.

Tutmasaydım, kanayacaktın.

Tuttuğu için mi kanamamıştım ben?

Cümlesi içimde dalga dalga yayılan koskoca bir katrandı, o katran sanki iğneye geçirilmiş iplikti de geçtiği yeri birbirine dikerek ilerliyordu, o iğnenin acısı en keskiniydi. "Oysaki sen, en çok kanamamı istersin."

Dudaklarımdan dökülen cümlenin her kelimesinde, her bir harfinde kanımdan sıçrayan zehrin tadı vardı ve O, bunu en derinlerinde hissetmişti. Hissetmiştim, hissettiğini.

Her bir kasın sakince ama derin derin kasılışını hissedebiliyordum, benden böyle bir saldırı geleceğini tahmin etmiyordu, neden? Çünkü; Nigh, hep diline sessizlik kılıfını geçirir, acısa da acıtmazdı.

Bugüne kadar...

Abimin eksikliğindeki kabuğu birde onun kanatışını hatırlamam vücuduma tarifsiz bir sızı olmuş, tüm sinirlerim yıpratmıştı.

Gerilen vücudunda nefes aldığını belirtecek şişkinliği hissedemediğimde, nefes almadığını ya da alamadığını anlamıştım. Sanırım söylediklerim içinde, benim hiç göremediğim yere dokunmuştu ki tutuşu ellerinden bir kuşu kaçırmak istemezcesine sıkılaştı.

O an merak ettim, ben bir kuş olabilecek kadar şanslı mıydım? Hayır.

"Bu-" katılaşmış sesi kulaklarıma ulaştığında, fısıltıdan farksızdı ama bana oldukça diri ve yenilmez duyulmuştu, anlamsız cümlesini tamamlayamazken cümlesinin üzerinde adeta bir demir patlamıştı. Patlayan demirin tüm keskin ve küçük parçaları etrafa saçılmış ama en çokta Savaş abinin sesine saplanmıştı. Sabahın bu erken vaktinde metalin metale çarpışı bütün sokakta dağıldığında, beklemediğim ses karşısında ister istemez sesin kaynağına, tam karşıya baktım.

AHZARBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin