20."GİT"

10.5K 690 110
                                        


Uzun zaman sonra merhaba...
Hepiniz çok hoş geldiniz...
Umarım seversiniz🫀




"20.GİT"

İnsan, hayata karşı en çok kendi olmayı unuttuğu an yenilirdi. Yenilginin bedeli belki kendi olmayabilirdi ama duyguları, düşünceleri ve daha birçok şey olabilirdi. Yenilgi zamanını beklemezdi, hazırlıksız olmanı beklerdi.

En çok o ân hissedebilmen için...

En çok o ân anlayabilmen için...

En çok o ân acıyabilmen için...

Yenildiğimi hissediyordum.

Fakat bu öyle bir yenilgiydi ki hayata karşı olmayan ama duygularıma ve düşüncelerime mâl olabilecek kadar gerçek bir yenilgiydi. Elimi uzatsam parmaklarımın kavrayabileceği bir yenilgiydi. Yenilen baş karakter bendim ama yenen, yenmeye başlayan, son zamanlarda hayatıma gözle görülür bir farkındalıkla girmeye çalışandı...

Savaş'tı.

Ete, kemiğe bürünmüş bir Savaş'tı.

En büyük savaşımın onunla olduğunu düşünürdüm ki haklıydım da benim en büyük savaşım bir o'naydı ve onunlaydı.

Ve ona ait olan tek yenilgisiyse banaydı... Kabullendiği tek yenilgisi, dile dökmekten gocunmadığı hatta yenildiğini umutlarını sarıp sarmalayarak bana sunmuştu.

Yenilmenin kelime anlamının bile ne olduğunu bilmeyen bir insanın nasıl olur da yenilgisini kabullendiğini anlamamıştım. Anlayabileceğimi de zannetmiyordum... Ama hissediyordum, hissettiriyordu.

Hissettirmekten de gocunmuyordu.

"Çok kötü görünüyorsun." Hemen yanımdan gelen ses, düşüncelerime sıçrayan bir leke gibi zihnimin orta yerine damladığında soğuğu kırılmış olan havadan bir parça daha ciğerlerime çektim. Batmaya başlayan gözlerim yüzünden kıstığım kirpiklerimin arasından bakıyordum.

"Ne gibi?" Ses tonumdaki yorgunluk bile öylece savunmasızca önüme seriliyordu ki yalanlayamıyordum.

"Gözlerine kan oturmuş artık."

Gözlerimi kulaklarıma ulaşan cümleyle devirmekten geri duramazken, yorgunca güldüm. "Blok nöbet tuttuğum için olabilir mi Cem'cim?"

"Tabii," Derken omuzumu omzuyla hafifçe itekledi. "O da olabilir ama bana başka bir sorunun daha varmış gibi geliyor."

Sağımda oturan bedenine başımı çevirdiğimde göz göze gelmemizi onun yavaşça kaldırdığı kaşları takip etti. Mavi gözleri yorgun bakıyordu onunda ama benim kadar yorgun değildi. "O nerden çıktı?"

"Senin ilk blok nöbetinde bile bir blok daha kaldırabilecek kadar kendinde olduğunu ya da üniversite zamanında yemek bile aramadan üç gün ödev yapmışlığımız var. Ki ben bunların hepsinde yanındaydım, bunu da göz önünde bulundurabiliriz." Gözlerini irice açıp tekrardan normal haline getirirken gözlerindeki anlayışlı ifade benim kendimle yüzleşmekten korktuğum halimdi sanki. "Sen fiziksel olarak ne kadar dayanıklıysan psikolojik olarak kendini çabuk yoruyorsun, uyumadığın gibi blok yaparak düşüncelerini de mesaiye bırakıyorsun. Kendinden bile yorulmuş gibisin."

Cem'in yüzüme vurmaktan çekinmediği şeyler beni boşluğa sürüklerken gözlerimi kaçırmıştım. Yıpranmış at kuyruğundan çıkan saçlarım yüzüme salkım salkım dökülürken montun ceplerine sakladığım ellerimi birer yumruk halini almıştı. Doğruydu, düşünmek beni çalışmaktan daha çok yoruyordu.

AHZARBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin