Hoş geldinizzzzz....
Umarım bölümü beğenerek okursunuz. Normalde yarın gelecekti ama misafirler olduğu için tam tamına 8 saattir kalkmadan bölüm yazıyorum.
Sizden ricam da aktifliğiniz, beğenip yorumlarsanız çok mutlu olurum❤️
Keyifli okumalar...
"23.BÖLÜM"
"SÖZ VERİYORUM"
Derin bir nefes...
Bazı insanlar buydu, derin bir nefes...
İçli, en hissedileninden bir nefes...
Hayatınıza dahil olduklarında asıl o zaman nefes aldığınızı hissederdiniz. Yapılan tartışmalar ya da kırılan kalpler bir o insanın yanındayken nefes alırdı. Nasıl bir tohum filiz vermek için nefese ihtiyaç duyuyor, nasıl iki uca ayrılmış bir derinin iyileşmesi için bir nefese ihtiyaç duyuyordu... İşte öyleydi, etkisi o kadar büyük olurdu.
Aldığım nefeslerin ağırlığı o kadar ciğerime dokunmuyordu ki, bir bahar sabahı gün ışığı kanatlarına dökülen kelebekler kadar sadeydi.
O kelebeklerin her kanat çırpışı, koca bir savaşın zaferiydi...
Benim zaferimdi o savaş...
Kahverengi gözlerimin yansıması gözbebeklerime düştüğünde, yüzümdeki canlılık o kelebeklerin kanatlarına düşen gün ışığı kadar tertemizdi, temiz oluğu kadar da hisliydi.
Kaşımın hemen yanındaki yaranın bandajını değiştirmiştim, parmaklarım hafifçe o bandajın üzerinde geziniyordu. Yüzümdeki çürüklere inat gözlerim, gözlerimin içi en dirisindendi.
Elmacık kemiğimdeki morluğa da hafifçe dokunduğumda ince bir sızı hissetmiştim, rahatsız edecek kadar büyük değildi ama oradaydı. Gece fark etmeden yanağımın üzerine yatınca acımıştı ama önemli değildi.
Gece közde yapılan kahveden sonra çok geç uyusam da yorgun olması gereken vücudum hiç yorgun hissetmiyordu.
Aynaya düşen yansımama en hafifinden gülümserken geri çekildim. Tülü çekili olan balkon kapısına baktım.
Acaba uyanmış mıydı?
O'nun yeşilin en hisli rengi gözleri hatırıma geldiğinde omuz silktim.
Güzeldi gözleri, kendini hemen hatırıma getirecek kadar hem de...
O'nun gözleri hep güzeldi, beni görmemek için başını çevirdiğinde bile...
Derince bir nefes alırken havalanması için açtığım kapının hafifçe uçuşturduğu tüle son kez baktım. Artık o gözlerde benimdi.
Kendi ayağıyla, bana rağmen direte direte geldiyse bir zahmet sahiplenirdim.
Yapabiliyorsa inkr etsin...
Bir an Savaş'ı kafamda bana inkâr eden bakışları canlandığında kendi kendime güldüm. Adam belki uykusunun bana en uzak köşesinde kafamdaki düşüncelerden habersiz uyuyordu, bense; yapmadığı inkarın bedelini ödetiyordum...
Başımı iki yana sallarken odamdan çıktım, evin sessizliği hükmünü sürdürürken merdivenlerden en az ses çıkartarak inmeye başladım.
Babam erken uyanırdı normalde ama O'nun bile sesi yoktu... Şafak'ın uyanmasına bir az daha vardı. Şafak, Sarper'e o kadar çok kırılmıştı ki dün gece de göz ucuyla bile bakmamıştı. Bu burum sanırım büyüklerinde gözünden kaçamaz hale gelmişti ki onlarda farkındaydı bir şeylerin...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
AHZAR
ChickLit"Sevmeseydin!" diye yenilediğinde, vicdansızdı. Merhametsizdi. "Keşke!" Diye bu kez ben titreyen sesimi yükselttim. Keşke sevmeseydim, keşke gözlerim onu bir kez bile görmeseydi. Keşke ama keşke... içime oturan sancıdan aldığım hırsla kolumu çektiği...
