"Sevmeseydin!" diye yenilediğinde, vicdansızdı. Merhametsizdi. "Keşke!" Diye bu kez ben titreyen sesimi yükselttim. Keşke sevmeseydim, keşke gözlerim onu bir kez bile görmeseydi. Keşke ama keşke... içime oturan sancıdan aldığım hırsla kolumu çektiği...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Hoş geldiniz... Umarım hepiniz iyisinizdir... Yazım yanlışlarım için çok özür diliyorum, keyifli okumalar.
Elif Buse Doğan, Gülüm Soldu
"11.haklıydın"
"Ee, Nigâh." Dedi hemen karşımda kalan krem rengi koltukta oturan Nimet abla. Bakışlarında öyle bir ifade vardı ki, kaç gündür beni görmeyişinin acısını çıkartmak istercesine üzerime oynayacağını anlamayacak kadar çok şükür aptal değildim. "Ne var ne yok, hiç göremez de olduk seni." Ses tonundaki yoğun merak beni yutkunmaya zorlarken, daha ağzımdaki henüz yeteri kadar çiğneyemediğim sarmanın ekşi sosu tüm ağzımın içerisindeydi.
Oturduğum yerde biraz daha dik hale gelirken gülümsedim, oldukça yapmacık bir gülümsemeydi ama çok üzerinde durmadım. "Aynı Nimet teyze, çalışıyorum." Dediğimde biraz yüzü düşmüştü. Sanırım bunun ona teyze dememle bir ilgi alakası vardı ama ben bunu çok umursamadım.
Kırk beş yaşındaki kadına başka ne söyleyebilirdim ki?
Tamamen suçsuzum!
Nöbetten sabah çıkmış, eve geçip uyuyabildiğim kadar uyumuştum. Öğleden sonra uyandığımda annem mahalleden Fatma teyzenin gününe gitmek için hazırlanırken karşılaşmış annemin yoğun ısrarıyla beni de getirmişti. Çok direnmiştim ama sonuç olarak buraya gelmiştim, direnme sebebim ise; Hatice teyzenin, Güleser teyzenin ve hiçbir günü kaçırmayan kızları yüzündendi. Ki şimdi bende burada tektim, Berrin'in kafede yardım etmesi gerekirken Dilem'in sınav haftası olduğu için sürekli ödev yapıyordu. Berrin içinde geçerliydi bu söylediğim birkaç haftalığına onlarla fazla görüşemeyecektim yani. Ve tahmin ettiğim gibi Hatice teyze ve Güleser teyze çaprazımda kalan koltukta yan yana otururken kızları da arkalarında kalan sandalyede oturuyordu.
Geldiğimde hoşgeldiniz'den ileriye giden bir muhabbetim olmamıştı ki onu da zaten ben söylememiştim. Sevmiyordum. İşin gerçeği nedenimde yoktu.
Orta büyüklükteki salonun içerisinde oturan bir düzineden fazla insanın üzerime yönelen ilgisiyle rahatsız olsam da çaktırmadım, annem yanımda oturmuş çayını yudumlarken hemen soluma oturan Sevim teyze de kendi tabağındaki sarmalardan bana veriyordu, seviyordum bu kadını sırf seviyorum diye yapıyor, kuş gibi besliyordu beni. Bir de bu kadının garip bir oğlu vardı, boşa koysam dolmayan doluya koysam almayan cümleleri ve ona tezat davranışları...
"Nasıl bari?" diye sordu Nimet teyze. "Memnun musun işinden, zordur..."