"Jungkook hadi"
Sabah onun sesini duyduğumda zar zor uyanarak lavaboya geçtim. Elimi yüzümü yıkayıp mutfağa geçtim. Tezgahta sebze doğruyordu. Anlaşılan kahvaltı hazırlıyordu. Beni fark etmiş olacak ki kafasını çevirdi ve konuştu.
"Günaydın, yerlerini bilmiyodum ama biraz arayınca buldum. Geç otur, yumurtaları tabağa koyup geliyorum."
"Günaydın, zahmet etmeseydin."
"Önemli değil."
Masaya geçip oturduğumda sofrayı donatmış olduğunu gördüm. Zeytin, peynir, yumurta, kahve ve diğer kahvaltılıklar. 2 3 dakika sonra karşıma oturup konuştu.
"Jungkook, bugün seninle beraber gelebilirim değil mi?"
"Okula mı?"
"Evet, biraz işim var onları halledip uçağa yetişmeliyim."
"Gidiyor musun? Bugün mü?"
"Evet"
Dün gece pek bir şey söylemesem de bu kadar erken gitmesini beklemediğim için saşırmış ve üzülmüştüm. O da anlamış olacak ki hemen konuştu.
"Sana tekrar gelmek için söz vermek isterdim ama.."
"Ama?"
"Gelemem Jungkook, çünkü yalnız yaşıyorum ve kendi imkanlarım buna izin vermiyor."
"Ailen?"
"Babamın durumu çok iyi, hatta bir şirket yöneticisi ama onunla konuşmuyorum. Bu yüzden yalnız yaşıyorum zaten. Babam hep şımarık, arsız, vicdansız, zengin egoistlerden biriydi."
Bir şey diyemedim. Çünkü sordukça sorasım gelirdi ve bu durum onu rahatsız edebilirdi. Sessizce yemeğimizi yiyorduk. Aradan geçen 5 10 dakika sonucu yediklerimizi bitirip beraber sofrayı toplamıştık.
"Ben hazırlanayım."
"Tamam, bekliyorum."
O içeri gidip hazırlanırken ben de ortalığı toplayıp ayakkabılarımı giymişim. O da hazırlanıp geldiğinde binadan çıktık.
"Woojin koreli mi? neden burada ki, yani Kore'de okumak yerine buraya gelmiş olması tesadüf mü?"
Derin bir iç çekip arabanın ön kapısını binmem için açtığında kaşlarımı çatmıştım. Bu arabayı nerden bulmuştu?
Soru sormadan arabaya binip kemerimi taktım. O da aynı şekilde şoför koltuğuna geçip arabayı çalıştırdı.
"Şimdi söyleyeceklerim biraz garip gelebilir. Woojin benim liseden bir arkadaşımdı. Seninle ilk konuşmaya başladığımızda ben de bir gariplik olduğunu anlayıp telefonumu karıştırmış. Çok özür dilerim. Bana attığın anlıkları da görmüş. Kendisi eşcinsel ve sanırım sana ilgi duymuş. Zaten gideceği üniversite dediğin gibi tesadüfen burasıydı. O yüzden sana garip davrandı. Tekrardan özür dilerim. Okula gelme sebebimde buydu. Onunla konuşucam."
Söyledikleri beni şoka sokarken kafam allak bullak olmuştu. Böyle bir tesadüf olabilir miydi?
"Özür dileme, Bu tür şeyler olabilir. Çok da büyütmeye gerek yok."
"Seni rahatsız etmesinden korkuyorum sadece. Yoksa bana ne o piçten"
Yolun geri kalanını sessiz ve derin nefes alışları ile geçirmiştik. Okulun önüne geldiğimizde arabadan inip şok olacağım bir şey yapmıştı.
Elimi sıkıca kavrayıp okulun kapısına ilerlemeye başladı.
"Taehyung, napıyorsun?"
"Lütfen rolde kal, anlarsın yakında."
Okula girdiğimizde bize bakan sinirli yüz ile karşılaştık. Önce ellerimize sonra bana, en son Taehyung'a öldürücü bakışlar atıyordu. Bize doğru yaklaşıp Taehyung'un suratına bir yumruk attığında şok olmuş bir şekilde bakıyordum. Taehyung sinirle gülüp boğazını temizleyerek aynı şekilde ona yumruk atmıştı. Şaşkın olan bir tek ben değil, etraftaki öğrenciler de öyleydi. Woojin ayaklanıp karşısına geçti ve konuştu.
"Aptal, benim olanı almak neymiş gösteririm ben sana, sen orda kilometrelerce uzağındayken ben belki de onunla aynı evde olucam."
Taehyung elimi bırakmadan derin bir nefes alıp Woojin'e küçümseyici bakışlar atarak söze girdi.
"Başından beri biliyordun, onu seviyorum ve biz çıkıyoruz. Benim sevgilime asılan sensin. Aptal ben mi oluyorum?, ona yaklaştığını bir daha görürsem hayatını karartırım senin."
Arkasını dönüp kapıya doğru ilerlerken beni de peşinden sürüklüyordu.
"Taehyung, ne oluyor? Ayrıca nereye gidiyoruz benim dersim var."
Okuldan uzaklaştığımızda elimi bırakıp bana döndü. Derin bir nefes alıp sakin kalmaya çalışarak konuştu.
"Jungkook, özür dilerim dersinden oldun. Ama o şerefsiz ile aynı ortamda olman beni çok fazla geriyor. Bu yüzden bugünlük o derse girme, yalvarırım."
"Taehyung, ders önemli değil ama bugün olmazsa aynılarını yarın yapar-"
Tam cümlemi bitirecekim ki hızla beni kendine çekip ellerini belime sarmıştı. Ben anlık şok ile tepkisiz kalırken konuştu.
"Hayır sus. Sana asla zarar veremez, buna izin vermem."
Cümlesi bana güven verirken ben de kollarımı sarmıştım güçlü bedenine. Biz dakikalarca, sanki bir daha görüşemeyecekmişiz gibi sarılırken geriye çekilip konuştu.
"2 saatim kaldı. Havaalanına anca giderim. Giderken de seni bırakırım. Hadi"
"Hayır, ben seni yolcu edip taksi ile dönerim."
Uzun süre gözlerime baktı, yavaşca başını sallayıp tekrar elimi tuttu ve arabaya yöneldik. Her an karşısına geçip 'Hayırdır ne bu kafana göre el tutmalar falan?' diyecek kadar garipsiyordum olayı.
Ben bu düşüncelere dalarken kendimi arabada buldum. Yaklaşık yarım saat süren yolculuktan sonra havaalanına gelmiştik.
İkimiz de bekleme alanına doğru ilerlerken yine elimi tutmuştu. Anında durmuştum.
"Taehyung, yanlış anlama rahatsız olduğumdan değil de, neden elimi tutuyorsun?"
Kaşlarını çatıp sanki farkında değilmiş gibi ellerimize baktı. Daha sonra bakışlarını tekrar yüzüme çevirip uzunca bir süre yüzümü inceledi.
"Canım öyle istiyor." Kafasını önüne çevirip yürümeye devam etti. Ben de bir şey demedim. Çünkü, aslında hoşuma gidiyordu.
Uçak geldiğinde elimi bırakmadan bana dönmüştü. Bunun bir veda konuşması başlangıcı olacağını anlamıştım bile.
"Jungkook, bensiz çok dikkatlı olmanı istiyorum. Lütfen endişeleneceğim şeyler yapma."
"Merak etme."
Hafifçe gülümseyerek tuttuğu elimi dudakların götürüp öptü. Islak dudaklarını elimde hissetmemle miğdem kasılmıştı. Uzunca bir süredir tanışıyorduk fakat, bu kadar yakın davranması garibime gidiyordu.
Daha sonra beni kendine çekip sıkıca sarıldığında bende karşılık vermiştim. Anaos sesi duyulduğunda önce benden ayrıldı daha sonra geriye doğru bir kaç adım ilerleyerek elimi bıraktı. Ben ona el sallarken o sadece yüzüme bakıyordu. Daha sonra arkasını dönüp gitti.
O saatten sonrası hızlı geçmişti. En son eve geçtiğim anda kendimi yatakta uyurken bulmuştum.
•
•
•
•
silcem bu nw ya
ŞİMDİ OKUDUĞUN
7020 // Taekook
Hayran KurguGece uyuyamadığı için omegleye giren Jungkook, karşısına çıkan çocuğa aşık olur. Fakat mesafeler istedikleri zaman buluşmalarına engeldir. Bu da yetmiyormuş gibi dünyaya bir virüs yayılır.
