Aranızda bölümleri kısa bulanlar elbet olacaktır fakat bu kitap çerez niyetine. Kafam dağılsın, az da olsa kafanız dağılsın diye yazıyorum.《♡》
Desteğinize eksik etmezseniz mutlu olurum.💖
Keyifli okumalar !
●●●
Ocağıma düşen ateşin ardından suyum kesildi. Muhsin gibi yanıyordu ortalık fakat dökecek bir damla su yoktu.
Ayaklı gazetenin bangır bangır yaydığı haber beynime kırbaç vurarken çakmağımı değerli bir hazineymişçesine aradım.
Kulağımın arkasındaki sigarayı hem geçmişime hem de geleceğime yakacaktım.
"Hayda !" deyip doğruldum. Ellerimi iki yanımdan belime koyduktan sonra henüz yangından haberi olmayan Polat'a seslendim. "Malımın düşmanı, evimin ortağı. Acil odama gel !"
Dağınık yatağımı iyice dağıttığım sırada Polat başını kapıdan içeri doğru uzattı. "Deli danalar gibi yine ne arıyorsun ?"
"Haysiyetini arıyorum şeref yoksunu. Çakmağım nerede ?!"
Dili kadar elide uzun olan adam kınarcasına baktı. "Aşk olsun minik kuşum. Hırsız mıyım ben ?"
Gözlerimi kısarken "Değil misin ?" diye sordum ve ona doğru yürüdüm. Yalana başvursa bile kurtulamayacağını bildiğinden başını geri çekti. "Gel lan buraya !"
Camları çatlatacak cinsten çıkan sesimin ardından odamdan çıktım. Organize şubenin kırmızı listesinde yer alan adamı kovaladım.
"Gözünün yağında patates kızarttığım, iki dakika durda açıklayayım."
Her defasında yakaladığım ama elimden saniyesinde kaçırdığım adamla evin içini yetmezmiş gibi bir de dışını tavaf etmeye başlamıştık. Hızlanan kalbim, tıkanan nefesim ve dağılan saçlarımla arkasından harap olmama rağmen onda çıt yoktu. Tazı gibi koşuyordu mübarek !
Evin ön bahçesine kadar zar zor yeten nefesim sayesinde durmak zorunda kaldım. Hızla alıp verdiğim soluklar arasında "Anlat anlat sen seversin yalanları," demeyi de ihmal etmedim.
Rükuya eğilircesine ellerini dizine koymuş dinlenen Polat'ın savunmasız anını kolladım. Nefesini kontrol altına aldıktan sonra bedenini dikleştirdi. O da benim gibi tetikteydi.
"Kleptomani var bende," demesiyle beraber sinirden güldüm.
"Ulan cebinde beş kuruş para yok, fakirin önde gidesin. Gelmiş zengin hastalığına tutuldum diye maval okuyorsun. Bak boğarım seni, çakmağımı ver !"
Cebinden çıkarttığı çakmağı bana doğru fırlatmasıyla beraber devreye giren muhteşem reflekslerim sayesinde yere düşmeden hazinemi yakaladım.
"Zengin çalınca hastalık, fakir çalınca hırsızlık. Böyle dünyanın adaletini sikeyim !"
Polat'ın sözlerinin ardından sigaramı yakmak için parmaklarımla kulaklarımı yokladım fakat ikisinin de arkası boştu. Bakışları bende olmayan adama "Lan sigara mı hangi ara çaldın ?" diye sordum sinirle.
Cevap vermemesinin ardından, kaşları çatılı bir şekilde gözlerini diktiği noktaya doğru döndüm. Başımdan aşağıya dökülen kaynar suyla beraber Yusuf'un sesi yeniden yankılandı zihnimde. Ateşdağlı geri döndü.
Kanlı canlı karşımdaydı. Üstelik Polat'ın çaldığına neredeyse emin olduğum sigaram dudakları arasındaydı. Koşuştururken düşürmüş olmalıydım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
PARYA +18
Novela JuvenilKendini muhafazakar sanan mahallenin orospusu olmuştum. Sebebi beni altına almak isteyenlerin üstüne çıkışımdı. "Siktir olup gideceksin buradan ! Çamurunu mahalleme bulaştırmayacaksın." Üslubu kadar tavırlarıylada midemi bulandıran adama dik dik...
