Yaptığı teklife karşılık şoke olmuş bir şekilde baktım. Bu defa kesinlikle küçük dilimi yutmuştum. Ateşdağlı acilen gaza basmayı bırakmalı ve siktiğimin frenini hatırlamalıydı. Zira ben ve evlilik birbirinden haz etmeyen iki kelimeydik.
Geçen saniyeler dakikalara evrilirken pozisyonumuz aynıydı. Altında kalan bedenim resmen taş kesilmişti.
"Cevap vermedin," diyen adamın sesiyle beraber transtan çıkıp boş bakışlarımı düzelttim.
Evet veya hayır. Bu kadar basitti lakin benim nezdimde o kadar basit değildi.
Evlilik hiçbir zaman imrenebileceğim bir konu olmamıştı. Çevremde ki kötü örneklerden olsa gerek daima iğrenerek bakmıştım. Aile kurmak gibi bir fikrim de yoktu. Gelişine yaşadığım hayatı gelişine tamamlayıp bataklıktan halice dünyayı terk edecektim.
Planlarım bu yöndeydi lakin Ateşdağlı yine ortaya hiç olmayacak bir cümle atıp planımı baltalamaya çalışıyordu.
Baş ve işaret parmağını birleştirip şıklatan adama dağılan dikkatimi verdim. Net bir cevap istediği ve sabırsız olduğu aşikardı. Gel gelelim ki bende konu kilitti. Yine de oyalamak adına sıktım bir yalan.
"Düşünmem lazım."
Sesimde ki isteksizliği kaptığı gibi kaşları çatıldı.
"Günahıma girdin. Beni öylece ortada bırakmayacaksın değil mi ?"
Namusunu kalkan yapıp edepli haline bürünen adama karşılık gülmeden edemedim. Normal şartlarda bu soruyu benim sormam gerekmiyor muydu ? Ama o kadar anormaldik ki, soruyu geçtim evlilik teklifini bile ilk birlikteliğimizin saniyesinde yapmıştı.
"Bunu da düşünmem lazım."
"Hayda !" deyip bedenini üstümden çekti. Yan tarafıma uzandı. Bedenimi ona çevirip bozulan yüzüne baktım.
"Korkma," dedim eğlendiğim belli olan sesimle. "Seni ortada bırakmam. Nikahsızda olsak sahip çıkarım. Rahat ol Ateşdağlı."
Tavandaki bakışlarını bana çevirip hayretle baktı. "Allah razı olsun," dedi kinayeyle. "Yüce gönüllülüğün karşısında bak bir rahatladım bir rahatladım var ya anlatamam."
Huysuzluğu gözüme tatlı gelirken gülümsemem büyüdü. Çıplaklığımızı umursamadan ona sırnaşıp ğöğsümü göğsüne bastırdım. Ona yukardan baktığım vakit koluyla belimi sardı.
"İnsanlar önce tanışlar," dedim ellerim iki taraftan omuzlarındayken. "Sonra sevgili olurlar. Bu bir kaç ay veya bir kaç yıl sürer. Eğer birlikteliklerini devam ettirmek ve resmiyete dökmek isterlerse en sonunda evlenirler."
"Yani ?"
Onca lafıma yani diye karşılık veren adama sabırla baktım. Anlama kıtlığı yoktu. Bile istiye anlamamazlıktan geliyordu.
"Yanisi biz sadece tanıştık. Sevgililik aşamasına geçmeden direkt evliliğe atlamak istiyorsun. Buna oyunbozanlık denir."
Parmaklarıyla tenimi okşadı. "Yedi yıl," dedi iç çekercesine. "Koskoca yedi yıldır bu anı bekliyorum. Sikerim aşamalarını. Biz tersten gidelim işte. Önce evlenelim. Sonra sevgili oluruz."
Evlilik diye tuturmaya devam edeceğini bildiğim adamın katır inadıyla uğraşmak istemediğimden mütevellit dikkatini başka yöne çekmek amacıyla dudaklarımı tüy gibi göğsüne bastırdım. Öptüğün her nokta onu uyarırken solukları hızlandı.
Dudaklarım teninde hareket etmeye devam etti. "Defne," dedi boğuk sesiyle. "İlki kadar nazik olmam. Kolay kolay da durmam. Bir kaç tur dönerim. Kaldıramazsın gülüm. Beni yoldan çıkartma."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
PARYA +18
Fiksi RemajaKendini muhafazakar sanan mahallenin orospusu olmuştum. Sebebi beni altına almak isteyenlerin üstüne çıkışımdı. "Siktir olup gideceksin buradan ! Çamurunu mahalleme bulaştırmayacaksın." Üslubu kadar tavırlarıylada midemi bulandıran adama dik dik...
