Unutmamak lanetimdi.
Ne geçmişi, ne bana yaşatılanları ne de dün cüzdanın içinde gördüğüm fotoğrafı unutamıyordum. Aklımdan geçen her ihtimal beynimi sikiyordu.
Ateşdağlı beni seviyor olamazdı.
Eğer sevseydi bana yıllardır köpek gibi davranmazdı. Çünkü seven sevdiğine kıyamazdı.
Yedi yıl önce çektirdiğim fotoğraf onun eline nasıl geçmiş, dahası yanlış yerde nasıl konaklamıştı bilmiyordum lakin bu tamamen yanlıştı.
Dün kaçarcasına ona görünmeden mekandan ayrılmıştım. Sanki yüzleşirsek her şey bitecek gibiydi ve ben daha başlamamıştın.
Önce Sunturlu ile hesaplaşacaktım. Sonrası sonraydı. Keza Ateşdağlı'nın acelesi yoktu. O benim için son duraktı.
"Oo Çetin Bey sonunda teşrif ettiniz," dedim oturduğum yere ulaşan adama. "Beklemekten ağaç oldum lan !"
Gayet sakin bir şekilde çektiği sandalyeye oturdu. "Abartma Defne. Altı üstü on beş...belki yirmi dakika geciktim."
Ters bakışlarım yüzümdeki yerini korurken "Vaktim de benim kadar değerli," dedim kibirle sesimle. "On beş yirmi diye küçümseyemezsin Çeto kardeş."
Sözlerime karşılık dudak kenarı kıvrıldı.
"Hiç değişmemişsin. Yine şahsına münhasırsın. "
Gözlerimi kısma gereği duyup başımı onun vücuduna doğru hafiften yaklaştırdım. "İltifat mı ettin yoksa dalga mı geçiyorsun ? Bak façanı alırım aşağı oğlum."
Gülmemek için dudaklarını birbirine bastırıken başını aşağı yukarı salladı.
"Dişil enerji denilen şeyden haberin yok hâlâ," dedi keyifli sesiyle. "Erkek çocuğundan farksız değilsin."
Uzayan dilinin ucunu tutup yerine geri sokmasını bilirdim bilmesine de şimdilik olmazdı. Karşımda oturan adam bana lazımdı.
Bundan mütevellit duruşumu dikleştirip bakışlarımı yumuşatmaya çalıştım. Köprüyü geçme aşamasındaydım ve yanlış attığım tek adım yıkımdan başka bir şey getirmezdi.
"Adamına göre muamelle Çetocum. Dişil enerjimi göremiyor oluşun bende ki konumun."
İşve ve cilvemi, yeri geldiğinde ateşli hallerimi görmek herkese nasip olmazdı. Hele kardeşim gibi gördüğüm adama hiç nasip olmazdı. Zira gözünde erkek çocuktan farksız olmamamın sebebi buydu.
Oysa bilseydi işime geldiğinde dişil enerjinin sözlükte ki karşılığı olduğumu aklı şaşardı.
"Konumumdan memnunun," dedi tıpkı benim gibi geriye doğru yaslanırken. "Her yiğide nasip olmaz Defne Kavas'ın kardeşi olmak."
Gururla kabaran göğsüm eşliğinde tebessüm ettim. "Sen de hiç değişmemişsin," dedim samimi çıkan sesimle."Gönlümü fethetmeyi hala iyi biliyorsun."
Dudak kenarı bu defa keyiften uzak, acıya yakın bir şekilde kıvrıldı. "Ben değiştim Defne," dedi bir çok duyguya ev sahipliği yapan sesi ve gözleriyle. "Değişmek zorunda bırakıldım. Gördüğün sadece yanılsama. İçimde kopan fırtınayı bilsen sözlerime aldanıp bana bu kadar yaklaşmazdın."
Sunturlu'dan diretmeden çekip gitmesinin sebebini kabulleniş olarak varsaymıştım her zaman. Lakin Çetin sandığımın aksine kabullenmemiş sadece susmuştu. Olanları kendine yediremiyordu.
Hayatının bir gecede tepetaklak olması, haklıyken haksız konuma düşmesi kesinlikle kolay değildi. Bu yüzden onu anlarcasına baktım.
"Buna sebep olan şerefsiz gül gibi yaşarken senin suspus oturman akıl işi değil Çetin. Ne oldu da kabuğuna çekilmek zorunda kaldın ? Anlat bana, anlat ki Sunturlu'nun içinden senin için de geçeyim."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
PARYA +18
Teen FictionKendini muhafazakar sanan mahallenin orospusu olmuştum. Sebebi beni altına almak isteyenlerin üstüne çıkışımdı. "Siktir olup gideceksin buradan ! Çamurunu mahalleme bulaştırmayacaksın." Üslubu kadar tavırlarıylada midemi bulandıran adama dik dik...
