Yazmak benim için kafamı boşaltmak. Uzun bir aradan sonra yine buradayım.❤️
Wattpad'e VPN ile girme mecburiyeti zaten yeterince sinir bozucuyken bir de bölüm yazarken hem VPN'nin hem de internetin azizliğine uğradım.
Umarım wattpad'e VPN'siz gireceğimiz günler bir an önce gelir.
Keyifli okumalar dilerim !🚬
İş görüşmesini bahane ederek çıktığım mahalleyi epey bir arkamda bırakıp Korkut'un yazdığı nottaki taksi durağına gelmiştim lakin aradığım adam müşteriye çıkmıştı. Bahtıma ettiğim serzenişin ardından elim boş dönmeyi kabul etmediğimi belli edercesine taksi durağının sahibi Servet amcayı kafalamıştım. Neticesinde koyu bir sohbete tutuşmuştuk.
"Küresel ısınma iflahımızı kuruttu be amcam," diyerek elimi pervane gibi yüzüme ve boynuma doğru hızlı hızlı salladım. Gavur amı gibi yanıyoruz demek içimden gelse de her halinden aile babası olduğu belli olan adamın yanında bozuk terbiyeni göstermene gerek yok Defne diyerek kendimi son anda dizginlemiştim.
Servet amca ufak bir baş sallayışının ardından hareketine tezat gidercesine dumanı tüten çayından iki yudum aldı.
"Öyle valla," dedi düşünceli haliyle.
Yılların yorgunluğunu yüzünün her santiminde taşıyan adam gözlerini bana çevirdi. "Aman diyeyim kızım. Sakın sende benim kızlar gibi güzel kokacağım diye parfüm şişesini boşaltma üstüne. Hem insana hem de havaya çok zararı varmış çok...Her gün uyarıyorum benimkileri ama bana mısın diyen yok. Sabah hanıma dedim çakmakla yaklaşsam odalarına Allah muhafaza yangın çıkacak. Hanım da durur mu tabi hemen savunmaya geçiyor." Servet amcanın dudağının kenarına konan tebessüm genişlerken iç çektim. "Ee üçe bir olunca baş edemiyorum cadılarla. Ağzıma çekiyorum fermuarı. Edebimle oturuyorum kenarda."
Sitemli sözlerine rağmen halinden gayet memnun olduğu belli olan adama imrenmemek elde değildi. Başı okşanmaya muhtaç küçük kızın yüreği sızlarken tek yapabildiğim hayata siktiri çekip gülümsemek oldu.
Durağın önüne yaklaşıp boş park yerlerinden birine sürülen taksiyle beraber "Çetin oğlum da geldi," dedi Servet amca. Üstü kapatılmış hesabı yeniden açmak adına oturduğum yerden kalkıp ona doğru ilerledim.
Şeytan görmüşe dönen adam bana gözünü kırpmadan bakarken sevimli olduğumu düşündüğüm bir şekilde sırıtıp "Selam," dedim.
Fakat Çetin benimle aynı düşüncede olmamış olacak ki sevimli halime kaşlarını çattı. "Burada ne işin var ?"
Memnuniyetsizliği sesinden bariz belliydi. Beni görmek onu hem endişelendirmiş hem de germişti.
"Taksi bekliyordum," dedim sakinliğimden ödün vermeden. "Şansıma sen geldin. Tesadüf işte."
"Hadi ya," dedi kaşları şüpheyle yukarı doğru kalkarken. "Ne zamandan beridir şansa inanıyorsun ? Çünkü hatırladığım kadarıyla o kelimeyle pek aran yoktu." Gözlerini kısışının ardından devam etti. "Hatta Defne sen tesadüflere de inanmazdın değil mi ?"
Görmediğim üç yılda sadece fiziğini değil zekasını da geliştirmişti.
Omuzlarımı silktim. "Allah'ın hikmeti Çetin," dedim hassas noktadan girerek. "Bunu da sorgulayacak mısın yoksa sadede geleyim mi ?"
Etrafa gezdirdiği bakışlarının ardından kollarını göğsünde bağladı. Burnundan aldığı sesli nefesi geri bırakıp "Dökül," dedi.
"Lan daha bir kaç yıl önceye kadar abla abla diye peşimde geziyordun. Şimdi hayırdır bu nezaket yoksunluğun ? Dökül ne oğlum ? Azıcık kibar ol be !"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
PARYA +18
Teen FictionKendini muhafazakar sanan mahallenin orospusu olmuştum. Sebebi beni altına almak isteyenlerin üstüne çıkışımdı. "Siktir olup gideceksin buradan ! Çamurunu mahalleme bulaştırmayacaksın." Üslubu kadar tavırlarıylada midemi bulandıran adama dik dik...
