27|Şehvet Pususu

5.4K 280 239
                                        


Bölümleri kısa bulanlar varmış ancak arkadaşlar her bölüm 2000-2500 arasında bazen bu rakam 3000'e ya da fazlasına çıkıyor. Mesela bu bölüm 3000 kelime. Ayrıca zaten kitabın başında belirtmiştim bu kitap çerez niyetine diye :(

Geçen bölüme gösterdiğiniz ilgiyi bu bölüme de bekliyorum. Performansınızı kaybetmemeniz dileğiyle.

Keyifli okumalar dilerim !🔥




Sunturlu'yu epey bir geride bırakışımızın ardından Ateşdağlı daha önce hiç geçmediğim yola giriş yaptı. İki yanı saran ağaçlar sıklaşıp yükselirken yol da giderek daralıyordu. Ketenpereye gelmemek adına sırtımı dikleştirip etrafı gözlerimle taradım.

"Konuşacağız demiştin," dedim bakışlarımı aracı sürmeye devam eden adama çevirirken. "Normal insanlar gibi adam akıllı bir yere gitmek yerine beni neden dağa kaldırdığını öğrenebilir miyim reis ?"

Göz ucuyla bakıp "Hayal dünyan yine çok geniş," dedi bariz alay sezdiğim sesiyle. "Ama şansına küs. Dağa kaldırmıyorum seni. Evime gidiyoruz."

"Pardon ?" dedim anlamayarak. Vücudumu emniyet kemerinin izin verdiği kadarıyla ona taraf döndürdüm.
"Evine derken ?"

Cevap vermek yerine gazda ki ayağını biraz çekip hızı düşürdü. Gözlerimi kıstım. Aklıma gelen ihtimalle beraber dudak kenarım alayla kıvrıldı.

"Etrafa şöyle bir baktım da," dedim geriye doğru yaslanırken. "Harbiden de evine gidiyoruz. Dağ ayısısın ne de olsa-"

Cümlemi bitirmeme izin vermeden "Defne," dedi uyarı niteliginde. "Az kaldı. Sus güzelim. Asabımı bozma durduk yere."

Asabı saniyesinde bozulmaya meyilli olan adam sokacağım lafı kursağımda bıraktığından mütevellit trip atarcasına kollarımı göğsümde bağladım.

"Bana güzlelim deme. Güzelim ama senin değilim."

Direksiyonu gergince tutan parmakları sıklaşırken "Sen öyle san," dedi homurdanarak. "Güzelsin. Benim güzelimsin."

Cüretkarlığına karşılık küçük dilimi yuttum bir anlığına lakin boğazımı temizleyip hemen toparlandım. "Asıl hayal dünyası geniş olan sensin. Biraz daralt istersen. Sonra hayal kırıklığına uğrar kaldıramazsın."

Meydan okumam hoşuna gitmemiş gibi bir ifadeye büründü yüzü. Sözlerimi bana yedirtmek için fırsat kolluyordu.
Adım gibi emindim.

"N'oldu sustun ?" dedim üstüne giderek.
Sabrımı vakti zamanında sınadıkça sınamıştı. Şimdi sıra bendeydi.

Derin bir iç çekişinin ardından aracı durdurdu. "Önemli olan laf değil icrattir Defne," dedi emniyet kemerini çözerken.
Oturduğu yerin kapısını açtı. "Hadi in. Göstereyim sana hayal dünyamı nasıl bir bir gerçeğe döktüğümü."

Araçtan inen adamın özgüveni karşısında yutkunma gereği duyup emniyet kemerimi çözdüm. Sonunu düşünen kahraman olmaz sözüne binaen kapıyı açtığım gibi sakin bir şekilde indim. Kapıyı aynı sakinlikle kapatıp tam karşımda duran bahçe duvarının arkasında ki iki katlı eve irice açtığım gözlerle baktım.

"Nasıl ya ?!" dedim önden yürüyen adamı şaşkınlıkla takip ederken. "Bu benim çizdiğim eve benziyor." Her adımda biraz daha şoke olurken devam ettim. "Benziyor az kalır. Aynısının tıpkısı. Oha yani !"

Aralık bıraktığı ahşap bahçe kapısından içeri girmemle beraber hafif hafif rüzgar esti. Sol tarafta ki kırmızı güllerin kokusu burnuma ulaşıp ciğerlerime doldu. Taş yolda ilerlerken hayranlıkla baktım sağıma soluma. Burası cennetten bir parça gibiydi.

PARYA +18 Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin