16|Yılan Yuvası

7.7K 365 95
                                        

Bölüm pek içime sinmedi fakat yine de paylaşmak istedim.

Düşüncelerinizi yazarsanız sevinirim.💚

Keyifli okumalar dilerim ! 💘🔥




Kader mi bizi seçiyordu yoksa biz mi kaderi seçiyorduk bilmiyorum lakin böyle kaderi bir güzel sikerdim. Mağlubiyetim Ateşdağlı'ya galibiyet olmasın diye elimden geleni ardıma koymayacaktım.

"Başına ciddi ciddi bela aldın. Farkındasın değil mi ?"

Önündeki yoldan bakışlarını ayırmayan adam sözlerimi tınlamadığını belli edercesine aracı sürmeye devam etti. Evinin bulunduğu sokağa giriş yapmamızla beraber sıkıntıyla aldığım nefesi geri bıraktım. Günler öncesinde camını indirdiğim evi bu defa başlarına yıkmadan nasıl dayanacaktım bilmiyorum.

İki katlı evin önünde durdurdu arabayı. Başını yüzüme doğru çevirdi. "Tahmini 2-3 hafta evimde kalacaksın bu yüzden misafir deyip sana tolerans göstereceğim fakat oldu da bile isteye damarıma basmaya çalıştın diyelim işte o zaman külahları değişiriz Defne."

Umursamaz tavrımı takındım. "Bana ayar vermeye çalışacağına annen ile kardeşine uyarı geç. Taş atarlarsa gül uzatmam Ateşdağlı."

"Sen hududunu bildiğin sürece onlardan sana zarar gelmez," dedi emin sesiyle.

Oyunculuk konusunda kimsenin ellerine su dökemediği anne-kızın hinliklerinden bi'haber olan adamın kör gözüne sıçıp hışımla kapıyı açtım. Bu adama laf anlatmak boğaz köprüsünü satmakla eş değerdi.

Sokağın zeminine sertçe basıp araçtan indim. Kapıyı çarparcasına kapatmamla beraber Ateşdağlı kendi tarafından indi. Arabası konusunda her erkek gibi fazla hassas olduğundan mütevellit kapıyı çarpmam hiç hoşuna gitmemişti. Çattığı kaşları üzerimdeyken "Bir daha bok binersin," dedi. "Ayarsız."

"Tüh," dedim sahte üzüntümle. "Ne büyük bir kayıp. Kahru perişan oldum bak."

Başını iki yana doğru ağır ağır salladı. "Ya sabır," dedi çokça ihtiyaç duyar gibi.
"Ya sabır."

Esen rüzgarla beraber gözlerimi kapatıp derin bir nefes çektim ciğerlerime. Gözlerimi açıp aydınlanmak üzere olan gökyüzüne ve boş sokağa baktım. "Hadi yılanlar uyanmadan girelim içeri," dedim ona doğru yaklaşırken. "Ne bakıyorsun kapıyı açsana."

Onu zorlamaya daha şimdiden başlamıştım ve yüz ifadesinden anladığım kadarıyla patlaması yakındı. Yine de çektiği sabıra sığınırcasına cebinden çıkarttığı anahtarı kapı deliğine takıp çevirdi. Aralanan kapıyı itip geçebileceğimiz kadar açtı.

"Kucağında taşımak istersen hayır demem."

Arsızlığıma karşılık omzunun üstünden baktı. Gözlerindeki haylaz parıltılar eşliğinde "Zamanı var," dedi muzurca.
"Günü geldiğinde taşırım. Şimdilik ayaklarını kullan."

Başını önüne çevirip kapıdan içeri giren adamın adımlarını takip ederken "O beklediğin gün hiç gelmeyecek," dedim kendimden emin çıkan sesimle. "Fırsatın varken teklifimi değerlendirmeliydin."

Ayakkabılarını çıkartı. "Göreceksin," dedi meydan okurcasına. "Kucağımdayken hatırlayacaksın bu sözlerini. İşte o zaman tükürdüğünü yalayacaksın Defne."

"Hiç sanmıyorum ya," dedim umursamaz tavrımdan ödün vermeden. Eğilip ayakkabılarımı çıkarttım. Doğrulduğum sırada karşıma geçti. Gözlerine bakarken devam ettim. "Bu hayalperestlik işini çok abarttın. Ruh sağlığın için artık azaltmalısın."

PARYA +18 Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin